Nazi işareti olan gamalı haçlar, İstanbul’un göbeğinde domuz grafiği çizip yanına devasa büyüklükte YABANCI yazmalar, yine İstanbul’un merkezi bir yerinde bulunan Musevi mezarlarının taşlarını kırmalar, metroda-otobüste ırkçılığın en düşkün-en saldırgan biçimlerini kusmalar… Bu sefer de İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Trabzon Akçaabat Cevizli Mahallesi’ndeki aile mezarlığının duvarlarına ve akrabasının evinin bulunduğu yola sprey boyayla gamalı haç çizildi.
Kürt halkının evlatlarının anısına yapılan anıtlara düşmanlık, ölü bedenlerinden kalan kemiklerin PTT kargosuyla ailelerine yollanması, cenazelerinin bir kaldırımın altına defnedilmesi… derken ölülerle uğraşan bu düşkünlüğün siyasal ifadesi, giderek toplumsal bir nitelik kazanıyor. Gerici-faşist siyasi öznelerin, devlet yetkililerinin dilinden dökülen her ırkçı cümle, krizin de derinleştiği bu koşullarda hızla toplumsal karşılığını buluyor.
Kürt düşmanlığı göçmen düşmanlığıyla çarpılarak ırkçılık için oynayacağı daha geniş bir alan açılıyor. Ezeli Alevi düşmanlığı ya da diğer etnik farklılıklara yönelik siyasal histeri, mide bulandırıcı bir toplumsal karşılık yaratabiliyor.
Her açıdan tehlikeli bir iklim bu.
O kadar ileri gidiyor ki, stratejik önem atfedilen İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni seçimlerle kazanan CHP’li belediye başkanının aile mezarlarının bulunduğu mezarlığın duvarlarına gamalı haç çizmeye dönüşebiliyor. Dahası, mesajı pekiştirmek için akrabasının yaşadığı evin kaldırımına aynı işaret konulabiliyor!
Bu noktaya nasıl gelindiğini, İmamoğlu’nun etnik kökeni konusunda hangi gerici-histerik manipülasyon çalışmalarının yapıldığını bilmeyen yok!
Bugüne kadar işaretlerle konuşan halk düşmanlığını Alevilere yönelik çarpı işaretiyle tanırdık. Bu düşmanlığın siyasal kışkırtıcısı olan devlet ve siyasi özenler, her defasında işi; “çocuklar yapmış”, “bir meczubun işi”, “komşular arası husumet” gibi gerekçelerle münferitleştirdiler. Irkçı saldırganlığa bir de böyle koltuk çıktılar. Ama topluma da bulaştırdıkları ya da sessizce pusuda bekleyen o tarihsel gericilik birikimini kaşıdıkları oranda bu “hastalık” münferitleştirilemeyecek bir nitelik kazandı. Mızrak çuvala sığmıyor artık!
Bu düşmanlığın panzehiri ya da ona karşı nasıl mücadele edilmesi gerektiğiyse tarihsel deneyimlerle sabittir.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!