İstanbul Arnavutköy’de Musa Usta isimli dürümcüde komi olarak girdiği işte, ehliyetsiz bir şekilde yağışlı havada motorla sipariş teslimatına yollanırken bir dolmuşun çarpması sonucu hayatını kaybeden 16 yaşındaki Burak Demir için motokuryeler ve mahalleleri eylem yaparak, “Kaza değil, cinayet!” dedi.
17 Ağustos’ta yaşanan bu cinayetten sonra motokuryelerin, çocuk işçilerin çalışma koşulları gündeme gelmiş ve Burak’ın ölümü sosyal medya üzerinden yapılan çağrılarla ortak bir tepkinin örgütlenmesine vesile olmuştu. Yapılan eylemin de sosyal medya üzerinden örgütlendiği belirtildi.
Polisin engelleme çabalarına karşı “biz kendimiz için eylem yapmıyoruz, insanların çocukları ölmesin” diyerek tepki gösteren mahalleli; dövizler, pankartlar ve “adalet” sloganlarıyla yürüdü.
Motokurye olarak çalışan bir gencin yaptığı basın açıklamasındaysa Burak Demir’in motokurye olarak işe girmediği, komi olduğu ve sektörde ehliyeti olmayan birçok gence motokuryelik yaptırıldığı belirtilerek, çocuk işçiliğin, güvencesiz çalıştırmanın yasaklanması, denetimlerin arttırılması, işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerinin arttırılması-alınması istendi.
Genç işçinin yaptığı basın açıklamasında şunlar ifade edildi:
Biz her gün yollarda gördüğünüz, bir sipariş verildiğinde siparişleri kısa sürede yetiştirmek için patron ve müşteri baskısı altında çalışan motokuryeleriz.
Biz kısa bir süre önce Burak kardeşimizi kaybettik. Burak bizim yaşadıklarımızı keşke burada olsaydı da o size anlatsaydı. Ama bugün aramızda yok. Burak’ı çok feci bir kazada kaybettik. Yaşayacak günleri vardı. Çok üzgünüz. Kızgınız. Öfkeliyiz.
Burak Demir 16 yaşındaydı. Dürümcüde komi olarak çalışırken, motosikletli kurye olarak çalışmaya başladı.
Bakın size bu açıklama ile sadece Burak’ın değil, motokurye olarak çalışan, yaşamını sürdürmeye çalışan biz motokuryelerin sorunlarından söz etmek istiyoruz. Sesimizin sorumlulara ulaşmasını istiyoruz.
Sigortasız işçi çalıştırılan iş yerleri çok fazla, bizler sigortasız çalışmaya mecbur bırakılıyoruz.
Düşük ücretlere, ehliyetsiz çalıştırılıyoruz. Biz motorcuların çalışma koşulları insani olmaktan çok uzak. Burak kardeşimizde olduğu gibi kötü çalışma koşullarının maliyeti hayatımızı kaybetmek oluyor.
Çalışma sürelerimiz çok uzun. Uzun sürelerle çalıştırılıyoruz, düşük ücretlere çalışıyoruz. Ücretimiz az diye itiraz ettiğimizde ise “sistem böyle kabul etmiyorsan çalışma” diyorlar.
Bir çoğumuz da buna mecbur kalıyor, bize dayatılan çalışma koşullarını kabul edip çalışıyoruz.
Sevgili arkadaşlarım, Her mesleğin farklı özellikleri var. Bizim gibi çok tehlikeli İşlerde çalışanlar için değişik önlemlerin alınması gerekiyor. İş yerleri çalışanlara yeterli ekipmanı vermeli. Motokuryecilerin olmazsa olmazı kask. Bize darbelere karşı dayanıklı kasklar verilmeli. Yağmurluk verilmeli, eklemlerimizi koruyacak koruyucular verilmeli. Bunları elbette bizi çalıştıran patronlar vermeli. Kask, yağmurluk vb olmadan siparişe gidiyoruz pek çoğumuz. Kask verilse bile ucuz olanları, darbeye dayanıksız olanları veriyorlar bize.
Tüm işletmelerde denetimlerin artırılması lazım, 18 yaş altında sigortasız kimse çalıştırılmamalı.
SGK buraları denetlemeli. Ehliyetsiz kurye çalışması engellenmeli.
Bakın biz son derece güvencesiz koşullarda çalışırken, bizden daha ucuza çalışan göçmen işçileri -Suriyeli kuryeleri piyasada çalıştırmaya başladılar.
Motokurye çalıştıran iş yerlerinde yapılan işlerin her aşaması denetlenmeli. Denetleme olmadığı zaman zaten patronlar istedikleri gibi işçileri çalıştırıyor, hiçbir hakkımızı alamıyoruz.
Kuryelik çocuk oyuncağı değil. Bizim haklarımızı savunacak yine bizden başka kimse yok. Patron bizi sömürüyor, müşteriler üzerimizde büyük baskı kuruyor, trafikte can güvenliğimiz yok, yaşamımızı sürdürmek bizim için başlı başına zor bir iş. Ama çok açık bir gerçek var. Bütün olumsuzluklara karşı çıkabiliriz. Hakkımızı arayabiliriz. Tek kişi yaptığımızda bize kapıyı gösteriyorlar. Oysa yan yana gelsek, bir arada hakkımızı arasak hem haklarımızı alır hem insanca muamele görür hem de işimizi kaybetmeyiz. Çalışma şartlarımızı düzeltebiliriz. İnsanca çalışacak koşulları yakalayabiliriz. Burak kardeşimiz gibi gencecik yaşında patronların kazancı için yaşamını kaybeden kuryelerin olmaması için örgütlenmeliyiz.
Kuryecilik ciddiyet isteyen bir iş. Yaşamımıza sahip çıkmak için bugün boş verirsek, yarın bugünden daha kötü olacak.
Burak kardeşimizin ve bu mesleği yaparken iş kazalarında kaybettiğimiz diğer kardeşlerimizin anısını mücadele ederek yaşatabiliriz. Bu patronlarla, bizi kötü çalışma koşullarına mahkum eden anlayışlara karşı mücadele etmeliyiz. Denetleme yapılacaksa biz talep etmeliyiz. Bir haksızlığa uğrayan kardeşimiz varsa biz hep birlikte haksızlığın düzeltilmesi için çaba göstermeliyiz. Patronlar kazansın diye hayatımızı kaybetmemek için el ele vermeliyiz.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!