‘Ağlayarak yaşamaktansa, şarkı söyleyerek ölmek yeğdir’



‘İyisi mi sırt sırta verelim. Sonra ne olacaksa olur. Ya batarız ya çıkarız.’


Birdenbire fabrika çanının keskin çığlığı işitildi. Cebimden işçi kasketini çıkardım, alnımı örtene dek kafama geçirdim. Fabrikadaki işçi yığınının kaynaşması burdan duyuluyordu. Yerimden kalktım ve koşarak yolun karşısına geçtim. Kapıdan akın akın işçi kalabalığı çıkmaya başladığında tramvay yoluna çoktan varmıştım. Bir taşın üzerine sıçradım ve olanca sesimle bağırdım: ‘Yoldaşlar!’ Bir kez daha bağırdım: ‘Yoldaşlar!’ Üç yüz-dört yüz kadar işçi toplanmıştı, avludan da sürekli yenileri geliyordu.

Rusya’da 1905 Devrimi yenilmiş, ağır gericilik ve suskunluk yılları başlamıştır. Ülke, çarlık çizmeleri altında karanlık bir hapishane görünümündedir. İşçi hareketi bastırılmış, devrimci örgütler büyük ölçüde dağıtılmış, aydınlar kitle halinde devrimden uzaklaşmıştır. Siyasal baskıların yanı sıra büyük tasfiyeci dalgaya göğüs germeye çalışan Bolşevikler de iç sorunlarıyla kan kaybetmektedirler.

Ama işçi kitleleri için için kaynamaktadır. Ve onların zihninde 1905 Devrimi’nin sıcak anılarını canlandırmak için uğraşan Bolşevikler vardır. Sürgünden kaçıp Moskova’ya geldikten sonra ilk fabrika konuşmasını yapan Pavel de bunlardan biridir.

Kavganın Şafağı, devrimin yenilginin küllerinden yeniden dirilişinin romanıdır. Okuyun; benzer bir gericilik döneminden geçmiş bir ülkenin insanları olarak size de yeterince tanıdık gelecektir.

Devrimin yenilgisinin ardından gelen ağır gericilik ve suskunluk yıllarından sonra Bolşeviklerin başlattığı fabrika konuşmalarından birine böyle başlar Pavel. Sürüldüğü uzak bir sınır bölgesinden uzun ve zahmetli bir kaçışla Moskova’ya varmış ve parti çalışmasına katılmıştır.

“Herkes herkese karşı güvensizlik duyuyor. Bugünlerde aramızda böyle şeyler oluyor hep gericiler bizi içten zayıflatmak için bu yönteme başvuruyorlar.

“Eskiden, fırtına patlak verdiğinde ya sıkıca bir araya gelinmeli ya da dağılmalı denirdi. Ama eğer davamıza inanıyorsak ne diye uzaklaşalım birbirimizden? İyisi mi sırt sırta verelim. Sonra ne olacaksa olur. Ya batarız ya çıkarız.”

“Bırakın da en iyisi birlikte kalalım. Eğer hepimiz birlikte köye dönersek o zaman sopasından sökülen çalı demetinden farkımız kalmaz. Kararlılığımız dağılır gider o zaman. Arhip Konoplin içinizden birini tek olarak işe alabilir. Ama eğer birlikte kalır da omuz omuza verirsek kararsızlar yüreklenir. Biz Ruslar sakin ve sabırlıyızdır. Ama işi bir kez sıkı tuttuk mu sonunu getiririz. Ağlayarak yaşamaktansa, şarkı söyleyerek ölmek yeğdir.”

[Kavganın Şafağı, Ivan Popov, Çeviri: Hikmet Vardar, Evrensel Basım Yayın]