Bağımsız Maden İş Başkanı: Türkiye’de yeni bir sınıf hareketine ihtiyaç var



Bağımsız Maden İş Başkanı Tahir Çetin ile hem madencilerin sorunları hem de korona virüs salgını üzerine yaptığımız röportajı yayınlıyoruz


Alınteri: Öncelikle bize madencilerin sıkıntılarından söz eder misiniz, korona virüs salgını madencileri nasıl etkiliyor?

Tahir Çetin: Bildiğiniz gibi madenlerde insanca çalışma ortamı yok. Böylesi bir çalışma ortamında bazı arkadaşlarımızın tansiyon, şeker gibi bir sürü kronik hastalıklığı ortaya çıkmaya başladı. Bu virüs ile maden işçilerinin sağlığı daha çok risk altında. Çünkü maden işçisi evden işe gitmek için çıktığında servislere sıkış-tıkış binmek, üstelik 45 dakika süren bir yolculuk yapmak zorundalar. Yeraltına indiklerinde de aynı havayı teneffüs ediyorlar.

Salgınla birlikte rahatsızlıkları olan arkadaşlarımız patronlarının tesbitiyle ücretsiz izine gönderildi. Yıllık izin hakkı olanlar yıllık izne gönderildi. İzin süresi biten arkadaşlarımızın izin süreleri uzatıldı. Özellikle ücretsiz izne gönderilen arkadaşlarımızın büyük sıkıntıları var. Ev kiraları, banka borçları, sağlık sorunları nedeniyle ilaç paraları, elektrik, su faturaları kaldı… ödeyemiyorlar. İnsani olarak bu sıkıntıların giderilmesi ve acilen çözüm üretilmesi gerekir diye bize iletiyorlar. Bizler hem Çalışma Bakanlığı’na hem patronlara yazılı olarak bu taleplerimizi gönderdik. Ama maalesef Bağımsız Maden İş Sendikası olarak toplu sözleşmede yetkili sendika olmadığımız için gerektiği gibi müdahale edemiyoruz.

Alınteri: Madenlerde salgın nedeniyle önlem alınması mümkün mü? Alınsa bile yeterli olacak mı?

Tahir Çetin: Aslında şu an devletin söylemleri doğru. Bu salgından kurtulabilmek için herkesin evinde karantina altında olması gerekiyor. Bu sadece maden işçisi için geçerli değil, dünyanın dört bir yanındaki insanlardan hiçbirinin sokağa çıkmaması gerekiyor.

Hükümetinden milletvekillerine kadar 100 bin liraya yakın maaş aldıklarını biliyoruz. Bugünkü özellikle salgın koşullarında herkesin ihtiyacını karşılayabileceği kadar bir ücret belirlenmesi lazım, herkesin bu şekilde evinde kendini karantinaya alarak bu süreci atlatması gerekir. Ama maalesef böyle bir sistem yok. Cumhurbaşkanları milyarlarca lira maaş alıyor, bakanlar 25-30 bin alıyor sonra da en düşük emekli maaşını bin 500 TL yaptık diyorlar. O zaman kendileri için de aynı şeyi yapsınlar bu haksızlığı doğru bulmuyoruz.

Biz maden işçilerine ücretli izin versinler diyoruz. Bunun anayasada yeri var. Devlet yüzde 60’ını patronlar yüzde 40’ını karşılayarak kısa dönem üzerinden sadece madencilerin değil bütün sektörlerdeki işçi arkadaşlarımızın karantina süresince ev kirasını, elektriğini, suyunu yani zaruri ihtiyaçlarını karşılamalarını istiyoruz. Kredi borçlarının taksitlerinin dondurulması zorunludur zaten. Bunlar yapılsın ki kimsenin canı yanmasın.

Alınteri: Cumhurbaşkanlığının çıkardığı bir genelge ile kamuda çalışanların çalışma düzeni salgın süresince düzenlendi. Dolayısıyla TKİ’ye bağlı madenlerde de bu uygulanıyor ama özel madenlerde bu geçerli olmadı galiba

Tahir Çetin: Yeraltı maden kaynaklarının birinci derecede ruhsat sahibi TKİ’dir. Dolayısıyla yeraltında kamu-özel sektör diye bir ayrım olmaması gerekir. TKİ tüm maden işçilerinden sorumludur, mükelleftir. Şimdi Türkiye’de etkin bir örgütlülük olmadığı için dört tane konfederasyon olan sendikalar var. Ne yaptılar? Yıllarca üye işçilerden emekçilerden 150 TL aidat aldılar, almaya da devam ediyorlar. Gideriniz ne? Hani yaptığınız bir şey mi? Var ortada? Kesilen aidatlar ne yapıldı?..

Şimdi eğer bu salgın döneminde devlet ve patronlar işçilere ücretli izin vermiyorsa bu konfederasyonlar yıllardır işçiden emekçiden aldığı aidatın karşılığı ödemeli ve işçilerin bu dönemi sağlıklı atlatabilmeleri için zaruri ihtiyaçlarını karşılayıp işçiye, emekçiye evde kal demesi gerekiyor. Bağımsız 

Maden İşçileri Sendikası olarak ciddi anlamda soruyoruz: Yıllarca aldığınız üye aidatlarını ne yaptınız? Nereye harcadınız? Şu an milyonlarca işçi sıkıntı içerisinde. ‘Kimde hastalık var, ne olacağız,’ gibi sıkıntıları yaşıyorlar.

Alınteri: Sağlıklarının riske girdiği dönemlerde anayasada olan İŞTEN KAÇINMA HAKKI’nı anlattığınızda maden işçileri nasıl tepki veriyor?

Tahir Çetin: Biz hem yüz yüze görüştüğümüz, toplantı yaptığımız işçilere hem sosyal medya üzerinden bu çağrıyı yapıyoruz. İşçiler bunun doğru bir çağrı olduğunu da söylüyorlar. Ama bu iş zor olduğu için adım atılmıyor. Bizim örgütlü olduğumuz yerlerde yeni yeni adım atılmaya başlandı. Tabii bu örgütlü mücadeleyi gerektirir. Yaşandıkça ilerledikçe daha da büyüyecek. Bizim şu anki çalışmalarımız ileriye daha güçlenerek gitmemizi sağlayacak.

Biliyorsunuz Soma’daki madenci katliamından sonra biz Dev Maden Sen’i örgütlemeye çalıştık. DİSK Konfederasyonu’na bağlı bir sendika bu. Ama bunlar maalesef işçilerin yanında olmadılar, işçilerin herhangi bir sorununu çözmek gibi bir çabaları da olmadı. Şu an var olan konfederasyonların hepsi aynı durumda. Türkiye’de yeni bir sınıf hareketinin oluşturulmasına ihtiyaç var.