Giresun’da ‘Andır galsın madeniniz’ isyanı



“Bizim köyümüze maden şirketi çöktü. 6 senedir memleketimizdeler. Yollarımız yok, sularımız yok, balıklarımız yok. İki değirmenimiz vardı, biri yok oldu… Bizi her gün zehir içmeye mahkûm ettiler. Masa başında oturarak, çaylarını kahvelerini içerek bizim kararımızı veriyorlar; yok olmaya mahkûm ediyorlar.”


Giresun’un Tirebolu ilçesinde, AKP Iğdır Milletvekili Cantürk Alagöz’ün sahibi olduğu Alagöz Madencilik’in Sekü Köyü’ndeki maden projesine karşı yükselen halk tepkisi “Büyük Köylü Mitingi”nde dile geldi. Tirebolu Anıtı Meydanı’nda düzenlenen buluşmaya kitle örgütleri, partiler, köylüler ve çevre illerden gelen yurttaşlar katıldı. “Andır galsın madeniniz” (Yok olsun madeniniz) sloganlarıyla yankılanan eylem, bölgedeki madencilik faaliyetlerine karşı büyüyen bir direnişin sesi oldu.

720 maden ruhsatıyla ilin yarısı tasfiye mi ediliyor?

Tirebolu Çevre Kültür ve Turizm Derneği Başkanı Nihan Emiroğlu Nakipoğlu, mitingde yaptığı konuşmada, Sekü Köyü’nde yaşananların sadece bir köyün değil tüm coğrafyanın meselesi olduğunu vurguladı. Nakipoğlu’nun paylaştığı MAPEG verilerine göre, Giresun sınırları içinde toplam 720 adet 4. Grup maden ruhsatı bulunuyor. “Bir ilin yarısından fazlası ruhsatlandırılmışsa, burada yaşam alanı planlaması mı yapılır, yoksa kaynak paylaşımı adı altında bir tasfiye mi yaşanır?” sorusunu gündeme getirdi.

ANKA’nın aktardığı habere göre Giresun ekonomisinin belkemiği olan fındığın yok sayıldığını belirten Nakipoğlu, çarpıcı rakamlar verdi: “Giresun’da ormanların yüzde 90’ı, tarım alanlarının yüzde 85’i maden ruhsatlarıyla kaplanmış durumda. Bu bölgede neredeyse dokunulmamış alan kalmamış.” Korunması gereken alanların madenciliğe açıldığını söyleyen Nakipoğlu, “Bizler doğayı talan eden vahşi madenciliğe karşıyız. Bilimin olmadığı, denetimin olmadığı hiçbir faaliyeti kabul etmiyoruz. Bu topraklar sahipsiz değildir. Biz buradayız ve buradan hiçbir yere gitmiyoruz” diyerek direniş kararlılığını ilan etti.

Esma Aydın: “Masa başında kahvelerini içerek bizi zehir içmeye mahkum ediyorlar

Mitingin en yürek burkan tanıklığı ise Çatalağaç Köyü, Derindere sakinlerinden Esma Aydın’dan geldi. Kendisini “mağdurlardan Esma Aydın” olarak tanıtan köylü kadın, Alagöz Madencilik’in faaliyetleri nedeniyle yaşadıklarını gözyaşlarıyla anlattı:

Bizim köyümüze maden şirketi çöktü. 6 senedir memleketimizdeler. Yollarımız yok, sularımız yok, balıklarımız yok. İki değirmenimiz vardı, biri yok oldu. Mısırımızı öğütemiyoruz. Biz ektiklerimizle, ürettiklerimizle barınan insanlarız.

Aydın, madenin su kaynaklarını nasıl katlettiğini somut bir anekdotla aktardı:

Kapımızın önünde akan suyu maden çalışanları bile içemedi. Biri ‘Bu su içiliyor mu?’ diye sordu. Dedim ki: ‘Yukarıdan gönderdiğiniz zehir herhalde, kararını siz verin.’ Yanındaki arkadaşı ‘Doğankent’ten alır içeriz’ dedi. İçemediler. Bizi her gün zehir içmeye mahkûm ettiler. Masa başında oturarak, çaylarını kahvelerini içerek bizim kararımızı veriyorlar; yok olmaya mahkûm ediyorlar.

İliç uyarısı: “10 yıl sonra İliç’ten kötü olacağız”

Esma Aydın, Erzincan İliç’teki maden faciasını hatırlatarak çarpıcı bir uyarıda bulundu: “Erzincan İliç’i biliyorsunuz. İliç’i aratmayacak bizim memleketimiz. 10 sene sonra İliç’ten kötü olacağız, bilmiş olun. Sakın bunları memleketinize koyuvermeyin.

Aydın, şikayet mekanizmalarının işlemediğini de dile getirdi:

Kurumlara ne kadar şikayet yapsak, gelip ceza yazıyorlar, ‘gerekeni yaptık’ diyorlar. Yalan. Onun cezası benim zehir yutmamı engelliyor mu? O cebini doldurup memleketine dönecek, biz nereye gideceğiz?

Doğa talanına karşı yükselen çığlık

Giresun’daki bu direniş, Türkiye’de madencilik politikalarının geldiği noktayı gözler önüne seriyor. Bir yanda toplam 720 maden ruhsatıyla adeta delik deşik edilen bir il, diğer yanda tarım ve orman alanlarının yok sayılması. AKP’li bir milletvekilinin şirketi üzerinden yürütülen faaliyetler, halkın temel yaşam haklarını tehdit ederken, denetim mekanizmalarının işlemediği, şikayetlerin ceza yazılıp geçiştirildiği bir tablo ortaya çıkıyor.

Esma Aydın’ın “Biz haklı değil, mutlu olmak istiyoruz” sözleri, aslında tüm çevre mücadelelerinin özünü anlatıyor. Yurttaşlar ne bir kahramanlık ne de bir siyasi zafer peşinde; sadece temiz su içmek, topraklarını ekip biçmek, sağlıklı bir geleceğe sahip olmak istiyor. Ancak 720 ruhsatlı bir ilde, vahşi madencilik koşullarında bu talebin ne kadar karşılık bulacağı büyük soru işareti.

Andır galsın madeniniz” sloganıyla haykırılan bu isyan, İliç faciasının ardından bölge halkının duyarlılığını ve korkusunu da yansıtıyor. Aydın’ın çağrısı, Giresun’dan tüm Türkiye’ye bir uyarı niteliğinde: Bu gidişatın sonu iyi değil. Ve köylüler, topraklarını terk etmeyeceklerini her fırsatta haykırıyor.