Salı, 30 Haziran 2026

DP’nin 17. Sayısı Çıktı



İki ayda bir yayınlanan teorik-siyasal dergi Devrimci Proletarya (DP)’nın Mayıs-Haziran tarihli 17. sayısı çıktı


Taksim Yasağı Ayaklar Altına Alındı başlığını taşıyan derginin manşetinde İstanbul başta olmak üzere bu yılki 1 Mayıs gösterilerine katılımın kitleselliğinin ve canlılığının altı çiziliyor. Mecidiyeköy’deki militanlık, kararlılık ve devrimci ruhla Kadıköy’deki hava ve katılım arasındaki farka da işaret edilen manşet yazısı bu seneki 1 Mayıs’ın 2 Mayıs sonrası için yön çizici olduğu kadar moral verici etkisini vurguluyor.

1 Mayıs 2026’daki Saflaşmaların Anlamı başlığını taşıyan değerlendirme yazısında ise İstanbul’da 1 Mayıs’a hazırlık sürecinde kimlerin hangi öncelik ve alışkanlıklardan hareketle nasıl bir tutum sergiledikleri irdeleniyor. Başını DİSK yönetiminin çektiği çürümüş sendikal bürokrasinin rol yapmayı da bırakarak burjuvazi ve devletin çizeceği icazet sınırlarına teslimiyet bayrağını erken çekişi teşhir ediliyor. Öte yandan dönemin ruhu birlikte hareketi adeta dayattığı halde geleneksel siyaset tarzı ve dar grupçu alışkanlıklarından hâlâ kurtulamayanların hangi küçük hesaplarla hareket ettikleri tarihe not düşülüyor.

Çiğdem Devran, Neoliberalizmin Çöküşü ve Yeni Birikim Rejimi İnşası makalesinde neoliberalizmin iflası sonrası yeni bir model arayışı içine giren emperyalist burjuvazinin nasıl bir dünya düzeni kurmak istediği, hangi temel yönelimleri benimsediği ve bu yönelimlerini hayata geçirebilmek için hangi araçlara başvurduğunun büyük ölçüde netleştiğini dile getiriyor. “Geçiş dönemi” olarak tanımlanan evrenin bu anlamda geride kaldığının altını çizerek emperyalist kapitalizmi yeniden yapılandırma yöneliminin ana sütunlarını oluşturan dört temel dinamiği açımlıyor.

Selçuk Ulu, Zincirleri Kırmak: 21. Yüzyılda Proletarya Devrimciliği makalesinde Marksist teori ve onun yönteminin devrimci ruhuna nüfuz etmenin günümüzde kazandığı olağanüstü önemden hareketle Marksizmi salt bir “dünya görüşüne”, “devrimciliği” ise ezberlenmiş belirli kalıp ve biçimlere indirgeyen anlayışların hayatta neden artık hiçbir karşılığının olmadığı üzerinde duruyor. Devamla günümüzde sınıfın parçalanan bütünlüğü, otomasyon ve sonuçlarının nasıl ele alınması gerektiği üzerinde durduktan sonra öznel faktörün yeniden inşasına yoğunlaşıyor.

Oya Açan, Sorumluluk Bilincinin Köşe taşları: Bilinç, Tutku, İrade makalesinde beylik yaklaşımlardan farklı olarak sorumluluk bilincini sıradan bir disiplin anlayışının ötesine taşıyor; onu her şeyden önce kendimize karşı bir sorumluluk, iradi bir seçim, bizi ‘politik ölüm’den uzak tutacak tutkulu bir öğrenme yönelimi ve ısrarı, kolektif bir sahiplenme ve sürekli bir özeleştiri süreci olarak tanımlıyor. Sorumluluk bilinci ile özneleşme arasındaki ilişkiye dikkat çekiyor.

H. Selim Açan, Teşekkürler, Biz Almayalım başlıklı eleştiri yazısında Sovyetler Birliği’nde sosyalizmin inşası ve geriye dönüş sürecine dair yeni yayınlanan iki Türkçe kitaptan Ahmet Açan’ın yazdığı Hesaplaşma/Sovyetler’in Çöktüğünü Nereden Çıkarıyorsunuz kitabını değerlendiriyor. “Sosyalizmin tarihsel başarılarını savunma” adına fanatik bir yaklaşıma savrulduğunu düşündüğü Ahmet Açan’ın kitap boyunca ileri sürdüğü kanıtlara ve çıkardığı sonuçlara bakınca sık sık “Bunun neresi sosyalizm” ya da “Böyle sosyalizm olur mu” sorularını sorma ihtiyacı duyduğunu dile getiriyor.

Kazım Bayraktar, ilk bölümünü geçen sayımızda yayınladığımız Özel Mülkiyet Ekseninde Hukuk ve Sosyalizm yazı dizisinin bu bölümünde hukuku toplumun sınıfsal, ekonomik, siyasi yapısının üstünde, ondan bağımsız bir güçmüş gibi ele alan hukuk fetişizminin sosyalizmi savunanların düşüncelerine dahi nasıl sızdığı üzerinde duruyor. Örnek olarak Sinan Dervişoğlu’nun 2015 yılında yayınlanmış bir makalesiyle yakınlarda yayınlanan Sovyet Deneyi ve Yarının Sosyalizmi kitabından alıntıları irdeliyor. Ardından Ekim Devrimi sonrası inşa edilen hukuk sisteminin ilk döneminde çıkarılan yasa ve yönetmelikler üzerinde duruyor.

D. Emrah Zıraman Piketty’nin “Eşitliğin Kısa Tarihi” Üzerine makalesinde, düzeltilmiş bir kapitalizm hayalinin teorisini yapmaya çalışmasıyla tanınan Fransız ekonomist Thomas Piketty’nin 2025 yılında yayınlanan son kitabını ele alıyor. Piketty ve şakşakçılarının “balyozla duvarları yıkacak cinsten” diyerek pazarladığı önerilerin birkaç çekiç darbesi olmaktan öte geçmeyecek cılız reformist karakterini sergiliyor.

Eylül Gökçin, 15-16 Haziran’a Giden Süreçte Kadın Dinamiği makalesinde sadece 15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi sırasında değil ona öngelen 1960’lı yılların işçi grev ve direnişlerinde kadın dinamiğinin nasıl özneleşip öncüleştiğinin kısa bir tarihçesini sunuyor. Kavel ve Berec grevlerinin gelişim seyri somutunda o grev ve direnişleri görünmeyen emeklerin adlarını Türkiye işçi sınıfı tarihine kazıdıkları tarihsel bir kesit olarak tanımlıyor.

Devrimci Proletarya’nın 17. sayısını İstanbul’da Mephisto Kitabevi’nin Kadıköy, Beşiktaş ve Beyoğlu şubelerinde, Ankara’da Alınteri büromuzda, İzmir’de ise Yakın Kitabevi’nde bulabilirsiniz.

Bugüne kadar yayınlanmış 16 sayının yazıları ve pdf’lerine www.devrimciproletarya.org sitesinden ulaşabilirsiniz.

17. sayının yazıları ve pdf’ine ise 15 Mayıs’tan sonra erişebilirsiniz.