Perşembe, 9 Temmuz 2026

Devrimci Proletarya’nın 18. Sayısı Çıktı



İki ayda bir yayınlanan teorik-siyasi dergi Devrimci Proletarya’nın (DP) Temmuz-Ağustos sayısı (18. sayı) çıktı


Derginin manşetinde Antiemperyalist Mücadelede Yol Ayrımı: Oportünizm, Sosyal Şovenizm ve Devrimci Çizgi makalesi yer alıyor. Mürüvet Küçük tarafından kaleme alınan makale, Leninist emperyalizm çözümlemesi ve II. Enternasyonal oportünizminin başını çeken Kautskizmin günümüz Türkiye solundaki yansımalarını ele alıyor. Emperyalizmin siyasetini ekonomisinden, anti emperyalist mücadeleyi egemen burjuvazi ve kapitalist sisteme karşı mücadeleden koparmanın kritik an ve dönemeçlerde “Anayurdu savunma” sosyal şovenizmine savrulma potansiyeline dikkat çekiyor. Bunun kimi somut örnek ve belirtileri üzerinde duruyor.

Selçuk Ulu’nun Emperyalist Çürüme ve Barbarlığın Dışavurumu: Palantir Manifestosu makalesi manşeti tamamlayıcı bir içeriğe sahip. Yazarımız bu makalesinde, Trump döneminde salt tedarikçi olmaktan çıkıp Amerikan devletinin görme, bilme ve karar alma kapasitesinin altyapısal bileşenlerinden biri haline gelen Palantir teknoloji tekelinin Manifesto’sunu ele alıyor. Palantir şahsında “Emperyalist tahakkümün geleneksel biçimlerini (sermaye ihracı, askeri işgal, borç bağımlılığı) veri akışlarının merkezileştirilmesi, algoritmik karar mekanizmalarının küresel ölçekte tekelleştirilmesi ve dijital ontolojilerin dayatılması yoluyla yeniden üreten teknoloji sermayesinin” nasıl gözü dönmüş bir saldırganlık ve tahakküm eğilimiyle hareket ettiğini sergiliyor.

Oya Açan Batı Marksizmi’nin Kavalcılarını Kimler Nasıl Yemlemiş başlıklı makalesinde Gabriel Rockhill’in ABD istihbarat örgütleri ve anti komünist tekeller tarafından örgütlenip finanse edilen Emperyalist Kuram Endüstrisi’nin ipliğini somut belgelere dayanarak pazara çıkaran kitabını irdeliyor. İlginçtir, Rockhill’in Türkiye ve Kürt hareketinden genç kuşakların da ‘idol’ olarak belledikleri ve Marksizmi dahi kendi kaynaklarından değil onların çarpıtılmış aktarmalarından öğrendikleri Foucault’ların, Derrida’ların, Baidiou’ların, Lyotard’ların, Zizek’lerin,… hangi kirli ve karanlık mekanizmalar tarafından nasıl  parlatıldıklarını sarsıcı kanıtlarla sergilediği araştırması Türkiye ve Kürt solunda dikkat çekici bir ‘kayıtsızlıkla’ karşılandı.

H. Selim Açan II. Enternasyonal’in Sosyalizm Anlayışının 2.0 Versiyonu makalesinde Sinan Dervişoğlu’nun Sovyet Deneyi ve Yarının Sosyalizmi kitabını değerlendiriyor. Kitabın geçmişimiz (ve geleceğimiz) üzerine daha etraflı düşünmeyi kışkırtıcı yönler taşıdığını teslim etmekle birlikte çıkardığı temel sonuçlar ve ‘teoride yenilenme’ adına vaz ettiği görüşler itibarıyla alkıştan çok eleştiriyi hak ettiği görüşünde olduğunu belirtiyor. “Sinan Dervişoğlu’nun hem sosyalizmin dününe dair değerlendirmeleri hem de yarına yönelik sosyalizm tasavvuru sırasında iki temel yaklaşım kitap boyunca adeta gözünüze batıyor” dedikten sonra bunları “zaten eksik ve yetersiz bulduğu Marksist teoriyi küçümseme” ve “sosyalizmi burjuva liberalizmiyle çiftleştirme çabası” olarak tanımlıyor.

Kazım Bayraktar, Özel Mülkiyet Ekseninde Hukuk ve Sosyalizm başlığını taşıyan dizi yazısının bu bölümünde NEP Dönemi’nin hukuk anlayışı ve yol gösterici ilkeleri üzerinde duruyor. “Sovyet hukukunun temelleri sosyalizmin hedefleri doğrultusunda ancak eşitliği yasal eşitliğe indirgeyen, özgürlüğü özel mülkiyetle özdeşleştiren, sonsuz özel çıkar çatışmaları üzerine kurulu burjuva hukukunun soyut ilkeleri dışlanarak atılıyordu” dedikten sonra Sovyet pratiğinden hareketle biri kuvvetler ayrılığı diğeri oy ve seçim hakkı olmak üzere önde gelen iki konu yanında uluslar sorununun siyasal-hukuksal çözümü somutunda burjuva anayasacılığı ile proletaryanın anayasa politikası arasındaki özsel farklılığı sergiliyor.

Çiğdem Devran’ın bu sayıdaki yazısı Marksist Estetik ve Neoliberal Kültür başlığını taşıyor. Sanatın gücünü “insanın ruhuna ve bilinç dünyasına dokunabilmesinde” gören Devran, “İnsan yalnızca kavramlarla düşünen bir varlık değildir. Duygularla, imgelerle, anılarla ve hayallerle de yaşar. Bu nedenle sanat, düşünce ile duygu arasında benzersiz bir köprü kurar. Kuramsal bir metnin anlattığını bir şiir birkaç dizede, bir roman birkaç karakterde, bir film tek bir sahnede insan ruhuna işleyebilir. Aklın kavradığı, duygunun derinliklerinde yeniden üretilir” görüşünü dile getiriyor. Devamla sanatın anlamı ve işlevi konusunda Marksist anlayışla ona karşıt konumda yer alan burjuva-kapitalist sanat anlayışını karşılaştırıyor.

Devrimci Proletarya’nın 18. sayısını İstanbul’da Mephisto Kitabevi’nin Kadıköy, Beşiktaş ve Beyoğlu şubelerinde, Ankara’da Alınteri büromuzda, İzmir’de ise Yakın Kitabevi’nde bulabilirsiniz.

Bugüne kadar yayınlanmış 17 sayının yazıları ve pdf’lerine www.devrimciproletarya.org sitesinden ulaşabilirsiniz.

18. sayının yazıları ve pdf’ine ise 15 Temmuz’dan sonra erişebilirsiniz.