Pazar, 23 Ağustos 2026

ABD’de Yükselen Gözetim Araçları Kırıcılığı



ABD’de her eyalette, şehirlerde, köylerde, otoyollarda, mahallelerde şu anda 130 binden fazla Flock kamerası var ve yüzlercesi de her gün her yerde bitiveriyor. Üstelik Flock şirketi bu tip kameraları üretip polise, özel şirketlere, belediyelere, valiliklere satan tek şirket de değil


Aras Coşkuntuncel

ABD’de her sokağa yerleştirilmeye çalışılan gözetleme kameralarını bireysel ya da organize şekilde kıran, şehirlerine kurulmak istenen yapay zeka veri merkezlerini kurdurmamak için belediye toplantılarından yaka paça atılana kadar direnen bir akım yayılıyor. Flock kameralar görüş alanına giren her aracı takibe alıp yapay zeka yardımıyla aracın markasını, modelini, rengini, plaka numarasını, içinde kimlerin olduğunu, hatta tampona yapıştırılmış çıkartmalarını bile kaydediyor. Diğer yandan ülke genelindeki yaklaşık 5 bin veri merkezi vergi muafiyetleri ve özel imar izinleri dahil çeşitli ayrıcalıklarla kurulduktan sonra yüz binlerce evin elektrik kullanımı ile eş değer elektrik tüketiyor, her gün milyonlarca ton temiz su harcıyor, kurulduğu yerde elektrik faturalarını arttırıyor ve ürettiği teknolojiler ya insanları işlerinden etmeye ya da ücretlerinin düşürülmesine yol açacak şekilde konuşlandırılıyor. Yapay zeka ile bağlantılı bu iki teknolojiyi kırmaya ve durdurmaya çalışanları bu teknolojilerin sahipleri ve ceplerinde taşıdıkları politikacı ve gazeteciler Ludditler diye küçümsüyor, ancak Ludditler süregelen propagandanın aksine sermayenin teknolojiyi daha fazla kontrol ve kâr için kullanmasına karşı kitlesel direnen emekçilerdi.

Her eyalette, şehirlerde, köylerde, otoyollarda, mahallelerde şu anda 130 binden fazla Flock kamerası var ve yüzlercesi de her gün her yerde bitiveriyor. Üstelik Flock şirketi bu tip kameraları üretip polise, özel şirketlere, belediyelere, valiliklere satan tek şirket de değil. Tüm bu şirketlerin kameraları hemen hemen aynı fişleme yöntemleriyle şirketlere ve kolluk güçlerine vatandaşlarla ilgili sonsuz veri akışı sağlarken, bu verilerin nasıl toplandıkları, saklandıkları ve kullanıldıkları ise muamma. Bir vatandaşın yaşadığı yerdeki birkaç kamera bu vatandaşın arabasına kimleri aldığından hangi toplantı, ibadethane ya da eyleme gittiğine kadar her detayı öğrenip kaydedebilir. Yani bu kameralar asimetrik gözetlemenin bir parçası; bu şirketler herkes hakkında her şeyi bilirken, kimse bu şirketler, faaliyetleri ve yürüttükleri gözetlemenin boyutları ile içeriği hakkında bir şey bilmiyor.

Anketlere göre Amerikalıların çoğunluğu bu kameralara karşı ve insanlar sadece kurulmalarını durdurmak için belediye meclislerini basmakla kalmıyor. Ulusal kamu radyosu ağı NPR’nin araştırmasına göre en az 36 eyalette bireysel ya da örgütlenerek bu kameraları çalıyorlar, direklerini kesip deviriyorlar, araçlarıyla çarpıp üzerlerini boya ve çıkartmalarla kaplıyor ve hatta bu kameralara ateş ediyorlar. “Sosyal medya, izleyicilere metal bir direği fark ettirmeden nasıl kesecekleri gibi konularda talimatlar veren, mizahi bir dille hazırlanmış ‘Nasıl yapılır’ videolarıyla dolu.”Ve giderek yayılan bu hareket karşısında son iki ayda “en az 100 şehir” ya Flock ve benzeri şirketlerle imzaladıkları anlaşmaları iptal etti ya da kameraları “şimdilik” devre dışı bıraktı.

Geçtiğimiz mayıs ayında Arizona Üniversitesinin ayıla bayıla mezuniyet törenine konuşmacı yaptığı Google CEO’su Eric Schmidt, yapay zekanın getireceği teknolojik dönüşümün ve sonuçlarının öncekilerden çok daha büyük ve eşi benzeri görülmemiş olacağı gibi klişeleri sıralayınca öğrencilerin gürültülü yuhalamalarına maruz kalmıştı. Tıpkı gözetleme teknolojileri gibi yapay zeka için kurulan veri merkezlerine de büyük tepkiler var. Her 10 Amerikalıdan 7’si bu veri merkezlerine karşı. Geçtiğimiz ay 42 eyalette 142 veri merkezi karşıtı eylem gerçekleşti. Veri merkezi karşıtlığı da belediye meclislerindeki eylem ve konuşmalardan yapay zeka şirketlerinin binalarına ve kapılarına dayanan eylemlere kadar genişledi. OpenAI, Palantir gibi şirketlerin sahipleri açıkça insanların günlük hayatlarının her alanının yapay zeka tarafından kontrol edildiği distopyan gelecek tasvirlerinde emekçileri insandan bile saymazken, bu konuşmaları dinleyen emekçiler yine bu şirketlerin faaliyetlerinin ve sadece daha çok kâr ve güç için üretip konuşlandırdıkları teknolojilerin somut etkilerini bizzat yaşıyorlar. Ücret ve çalışma koşulları geriliyor, işlerini kaybediyorlar, elektrik faturaları artıyor, her adımlarının izlendiğine tanık oluyorlar, içme suları tükeniyor…

Peki bu daha çok kâr ve kontrol için üretilip konuşlandırılan gözetleme teknolojileri ve veri merkezleri kırıcılığı, savaş ve soykırım karşıtı hareket ve herkese sosyal sigorta gibi somut taleplerle aynı anda paralel şekilde yükselirken, hatta bu talepler süregiden ön seçimlerin ve yaklaşan ara seçimlerin ana meseleleri olmuşken ABD’nin popüler sol, sosyalist, anarşist kişi ve grupları ne yapıyor? Örneğin Amerika Demokratik Sosyalistleri (DSA) örgütünün desteklediği adaylar ön seçimi kazanır kazanmaz kanal kanal gezip aslında sosyalist olmadıklarını, polis ve hapishanelerin devasa bütçelerinin durdurulması gibi taleplere katılmadıklarını vs. anlatmaya başlıyor; Angela Davis, Judith Butler, Rashid Khalili, Mumia Abu Jamal (Ki diğerleri neyse ama en sürprizi Mumia oldu) gibi isimler ise ABD ve İsrail’in barbarca başlattığı savaşın ortasında The Guardian’a “İran da kötü, ABD/İsrail de kötü” diye mektuplar yazıp imza veriyorlar.

Evrensel