Perşembe, 10 Eylül 2026

İklim Krizi, Engellilik ve Sağlamcılık



Engelliler iklim krizi ve felaketlerden en çok etkilenen kesimler arasında. 2018’de Kanada’da sıcaklık kaynaklı ölümlerde hayatını kaybedenlerin çoğu şizofrendi


Poyraz Soysal

Neoliberal barbarlık her an doğayı geri dönülemez şekilde tüketiyor. Toprağı siyanürle zehirliyor, yaşam kaynaklarını yok ediyor. Bu vahşi yağmanın sonucu doğanın dengesi bozuluyor ve yeni felaketler yaşanıyor. Kapitalizm kendi elleriyle yarattığı bu yıkımı ranta çeviriyor, doğaya karşı işlediği suçları gizlemek için doğayı tahrip edecek yeni yağma politikalarını iklim kriziyle mücadele adı altında maskeliyor.

COP 31 yaklaşırken iklim krizi şu ya da bu şekilde tekrar gündeme geldi. Ne yazık ki bu tartışma içerisinde önemli bir yeri olan iklim krizinin engellilere etkisi neredeyse hiç tartışılmıyor. Daha da üzücü olan, anti kapitalist doğa savunucularının bile gündemine girmedi. Oysa engelliler iklim krizi ve felaketlerden en çok etkilenen kesimler arasında. Şöyle bir cümleyle vurgulamak gerekirse, her şey kapitalizmin yarattığı “normal” kriterlerine uyanlar için düzenlendiğinden, bu “normal” kalıbı dışında yer alan engelliler için en sıradan yaşam faaliyeti bile felakete dönüşebiliyor. Çünkü hiçbir şey kapsayıcı tasarlanmamış. Bu koşulların bile tamamen ortadan kalktığı felaket zamanları engelliler için erişilebilirliğin neredeyse sıfıra indiği bir sürece evriliyor.

6 Şubat depremleri sonrasında işitme engellilere ulaşmak ve onlarla diyalog kurmak oldukça zor oldu. Çünkü işaret dili bilen kişi çok azdı. Yine deprem bölgesinde bütün koşullar değiştiği için körler ve farklı engel grupları ekstra zorluk yaşadı. Navigasyon kullanmak mümkün değil, baston ve tekerlekli sandalye kullanmak mümkün değil ve en temel ihtiyaçlar için bile destek istemek zorunda kalmanın yarattığı psikolojik baskı var. Yine sel felaketlerinde engelliler daha büyük risk altında. Özellikle ortopedik engelliler giriş katları tercih etmek zorunda kaldığı için sele maruz kalma olasılıkları daha fazla. Böylesi durumlar için önceden bir afet planı olmaması engellileri afetlerde daha büyük tehlikelere maruz bırakıyor.

2018’de Kanada’da sıcaklık kaynaklı ölümlerde, ölenlerin çoğu şizofrendi. “BBC News Türkçe’’ye konuşan Montreal’deki McGill Üniversitesi’nde insan hakları, engellilik ve iklim krizi üzerine çalışan Profesör Sébastian Jodoin bu oranın engelli insanların ülke nüfusundaki oranının beş katı olduğunu söyledi.

Şizofreni hastası birçok kişi tedavi amaçlı antipsikotik ilaçlar kullanıyor. Bu ilaçlar insanların sıcak havalara karşı direncini düşürüp sıcak çarpması ve vücudun su kaybına maruz kalmasına neden oluyor. Prof. Jodoin bu tür vakaların genelde yetkili kurumlar ve risk altındaki insanlar arasındaki iletişimsizlikten kaynaklandığını söylüyor.

Jodoin bu durumu bir iletişim sorunu olarak tanımlamış ama aslında bu bir sağlamcılık sorunu. Sistemin ihtiyaçlarına göre belirlenen “normal” kriterinin dışında kalmak eşit hizmet almamak, muhatap alınmamak ve kapsam dışı bırakılmak anlamına geliyor. “Normalin” dışında olmak, tüm hakların “özel gereksinim” kalıbında öğütülmesi demek. O nedenle engelliler için hayati sonuçları olan iklim krizine dair çalışmalarda -hatta göstermelik çalışmalarda bile- planlamalara özneler dahil edilmiyor. Hatta o kadar dahil edilmiyor ki COP 26’da İsrailli bir bakan bile tekerlekli sandalyesiyle erişemediği için zirveye katılamamıştı. Onu bile zirve dışı bırakan mekanizmanın, zaten ezdiği yoksul engellileri planlama süreçlerine dahil edeceğini düşünmek komedi olur. Dahil etse bile o zirvelerden insanlık ve doğa adına olumlu bir şey beklemek komedi olur. Doğaya geri dönüşümü olmayan zararlar veren bir sistemin eko anksiyete yaşayan insanları umursayacağını düşünmek naiflik olur sanırım.

O nedenle gönlüm daha çok anti kapitalist ekolojistlerin bu konuyu gündemleştirmesi. Tabii onlarla sınırlı da kalmamalı. Mesela erişilebilirlik gözetilmeden yapılan bazı iklim düzenlemeleri bazı engel gruplarını olumsuz etkiliyor. O nedenle de plânlamalarda öznelerin karar mekanizmalarına dahil edilmesi gerekiyor. Plânsız, kaygı içinde bir geleceğe mahkûm değiliz. İklim hareketi de bugün anti sağlamcı bir noktaya evrilmek zorunda, sakat hareketi de klasik taleplerini aşmak zorunda. Yoksa bu döngüden çıkmak hepimiz için çok zor olacak.