Alınteri ve Köz olarak yaklaşık bir yıldır sürdürdüğümüz devrimci güç birliğini Balıkesir Burhaniye’de düzenlediğimiz “Devrimci Mücadelenin Kökleri, Araçları ve İhtiyaçları” başlıklı ortak kampımızla bir adım daha ileriye taşıdık.
Bugün devrimci hareketin önündeki temel sorunlardan biri, düzenin derinleşen siyasi krizine karşı büyüyen hoşnutsuzluğu örgütlü, bağımsız ve devrimci bir mücadele hattında birleştirebilmek. Toplumun geniş kesimlerinde sisteme yönelik öfke ve arayış büyürken bu öfkeyi kalıcı bir sınıf hareketine ve devrimci bir siyasal güce dönüştürecek örgütsel araçların zayıflığı temel bir sorun olarak karşımızda duruyor.
Bizim açımızdan devrimci güç birliği, mevcut dağınıklığı yalnızca yan yana gelerek aşma girişimi değil işçi sınıfının bağımsız devrimci hareketini büyütme iddiasının somut bir aracı olmalıdır. Kampı bu ihtiyaç üzerinden şekillendirdik.

İki ayrı kurum tek bir kurum gibi hareket etti
Kampımıza İstanbul, Ankara, Çanakkale ve İzmir başta olmak üzere birçok ilden yüzden fazla işçi, genç ve kadın katıldı. Çeşitli kuşakların bir arada bulunduğu, gençliğin dinamizmiyle deneyimin örgütleyiciliğinin harmanlandığı kampımıza Doruk Madencilik işçileri de aileleriyle birlikte güç ve anlam kattı.
Yemeklerin kolektif şekilde hazırlandığı, düzen ve temizliğin aynı yaklaşımla sağlandığı, gündelik hayat içindeki paylaşımlarla ilişkilerin derinleştirildiği, iki ayrı kurumun tek bir kurum gibi hareket ederek devrimci odak yaklaşımımızın daha ileri bir noktaya taşınmasını cisimleştirdiği kampımızda birlikte eğlenmek de vardı siyasal-toplumsal gelişmelere, sınıf mücadelesinin sorunları ve çözüm önerilerine dair tartışmalar, sohbetler, paneller de…
Ekim Devrimi’ni Savunmanın Temel Çizgileri; Sınıf İçinde Devrimci Çalışma: Yeni Koşullar, Vazgeçilmez Araçlar, Emperyalist Paylaşım Kavgasının Seyri ve Devrimci Çıkışın Koşulları, Sınıf Mücadelesi ve Kürtlerin Demokratik Talepleri başlığıyla yapılan paneller ilgiyle karşılanırken akşam saatlerinde de “Sınıf Mücadelesi ve Hapishaneler”, “İşçi Sınıfı İçinde Çalışmalardan Süzülen Deneyimler” başlıklı serbest sohbetler gerçekleştirildi.

Panellerle geçmişi, günü ve geleceği konuştuk
Kamp açılışında sınıf mücadelesinde yitirdiklerimiz anısına saygı duruşu ve ardından kamp programı ve düzenine ilişkin bilgilendirmeler yapıldı. Kamptaki ilk panelin başlığı “Ekim Devrimi’ni Savunmanın Temel Çizgileri”ydi. Her iki konuşma da Ekim Devrimi’nin güncelliğini temel alıyordu. Ekim Devrimi’nin bugün de dönüp dersler çıkarılması gerektiğini savunan konuşmacılar, bu derslerin özellikle birkaç başlıkta öne çıkarılması gerektiğini söylediler. Ekim Devrimi’nin birinci dersinin iktidar hedefi olduğu birçok kez vurgulandı. Emekçilerin ve ezilenlerin sorunlarının çözümünün iktidarı hedefleyen bir devrimci mücadele neticesinde çözülebileceğinin altı çizildi. Ayrıca Ekim Devrimi’ni mümkün kılan Bolşevik öncünün bugünkü eksikliğinin de üzerinde duruldu. Öncü sorununun bir “inşa” sorunu olduğunu, Bolşeviklerin de Ekim Devrimi’ne giden yolda birçok dönemeçten geçerek bu inşayı tamamladıklarını söyleyen konuşmacılar, bugün de komünistlerin önünde aynı görevin durduğunu belirttiler.
İkinci günün ilk etkinliği, “Sınıf İçinde Devrimci Çalışma: Yeni Koşullar, Vazgeçilmez Araçlar” idi. Yapılan konuşmalarda, Türkiye’deki siyasal süreç ve emekçiler üzerindeki siyasal kuşatma ve işçi havzalarının dönüşümü anlatıldı. Sınıf içinde çalışma yürütürken, emekçilere özgüven aşılayan ve sorunların emekçinin kendi kollarıyla çözümünü amaçlayan bir tarzın önemi üzerinde duruldu. Bu etkinliğin soru-görüş bölümü, sınıf içinde çalışmaya dair çok sayıda deneyimin aktarılması ve görüşün ifade edilmesiyle geçti. Konuşmacılar da bu şekilde bir tartışmanın önemi üzerinde ayrıca durdu. Devrimci odak inşasının birinci alanını sınıf içindeki çalışma olarak tanımlayan Alınteri ve Köz’ün, değişen koşulları ve bu çalışmanın araçlarını ele almaya da özel bir önem verdiği ifade edildi.

İkinci günün programı, “Emperyalist Paylaşım Kavgasının Seyri ve Devrimci Çıkışın Koşulları” paneliyle sürdü. İkinci Paylaşım Savaşı sonrasında kurulan ABD merkezli emperyalist statükonun sürdüğüne, lakin derinleşen bir krizle cebelleştiğine vurgu yapan konuşmacılar, bu kavganın emekçilerin ve ezilenlerin sırtına bindirdiği yüke dikkat çektiler. Savaşın ekonomik ve askeri yükünün her zaman emekçilere bindiğini belirten konuşmacılar, savaş hususunda emekçilerin çözümünün devreye girmesi gerektiğini söylediler. Bu çözümün en net ifadesini, Birinci Paylaşım Savaşı sırasında vuku bulan Ekim Devrimi’ne önderlik eden Bolşevikler’de bulduğunu, “anayurdu savunma” politikasına karşı “Asıl düşman kendi yurdunda” politikasının bugün de çözümün kaynağı olduğunu vurguladılar. 10 aydır adım adım büyütülen devrimci güç birliğinin de bu devrimci çizgi ile diğerlerinden ayırdığını, Alınteri ve Köz’ün çağrısının da bu devrimci çizgi etrafında güç birliğini büyütmek olduğunu hatırlattılar. Konuşmacılar, devrimci çıkışın koşulunun, devrimci bir odağın yaratılması olduğunun altını çizerek konuşmalarını tamamladılar.

Kamptaki son panel, “Sınıf Mücadelesi ve Kürtlerin Demokratik Talepleri” başlığını taşıyordu. Bu etkinlikte konuşmacılar, Kürtlerin demokratik taleplerinin sınıf mücadelesinin ayrılmaz bir parçası olduğunun altını çizdiler. Sosyal şovenist dalgaya karşı Kürtlerin en önde gelen demokratik hakkının “kendi kaderini tayin hakkı” olduğunu tok bir biçimde savunmanın önemi üzerinde durdular. Bunun devamında, anadilden yerel yönetimlere varana değin, Kürtlerin daha birçok demokratik talebinin de sınıf mücadelesinin gündeminde olduğunu, bu hakların mücadele konusu edilmesinin, emekçilere güven vermek açısında da özel önem taşıdığını belirttiler. Anadil hakkının, bir ulusun varlığını tanımak anlamına gelmesi hasebiyle, bu temelde bir mücadelede önemli bir yer tuttuğu ifade edildi. PKK’nin demokratik konfederalizm programı, çözüm süreci, Türkiye’deki siyasal rejim gibi etmenlerin, Kürtlerin demokratik talepleri gündemini şekillendirdiğini, komünistlerin de kendi çözüm yolları ile birlikte bu mücadelede yer alması gerektiğini dile getiren konuşmacılar, sözlerini bu yönde bir mücadeleyi büyütme çağrısı ile tamamladılar. Gerek panellere gerekse serbest sohbetlere olan ilgi, yapılan konuşmalar ve sorulan sorularla dile geldi.
Doruk Madencilik işçileri deneyimlerini aktararak güç verdi
Kampımıza katılan Doruk Madencilik işçilerinin yaşadıkları süreci dair yaptıkları içten konuşmalar sınıf çalışması ve sınıf hareketinin bugünkü düzeyi-niteliğine dair önemli veriler sundu. İşçiler süreci, Bağımsız Maden-İş’le birlikte direnişe başlama kararını nasıl aldıklarını, direniş sürecinde neler deneyimlediklerini, hangi sonuçları çıkardıklarını, bundan sonrasına ilişkin neler düşündüklerini deneyimlerinden süzülen yalın konuşmalarla ifade ettiler. İşçilerin eşleri de işçiler de konuşmalarını “Artık hiçbir direniş çadırı uzağımızda, bizim dışımızda gördüğümüz adresler değil” sözleriyle bağlayarak direniş içinde edindikleri birikimi, bilinçsel-ruhsal sıçramayı ifade etmiş oldular. Bu, kampa katılan genç devrimcilerin ve diğer tüm katılımcıların sınıf çalışmasının önemi, sorunları ve çözüm yolları konusunda doğrudan deneyimle buluşmaları anlamına geldi.

Hapishanelerin mücadeledeki yeri
Yine “Sınıf Mücadelesi ve Hapishaneler” başlıklı serbest sohbette de hapishanelerin tarihsel olarak kazandıkları anlamın altı çizildi. Tarihte hapishaneler ve dışardaki mücadele arasındaki dolaysız ilişkiye işaret edildi. Sınıf mücadelesinin bir cephesi olan hapishanelerin geçmişte devrimciler ve Kürtlerin yakın çeperinin kapatıldığı mekanlarken bugün hemen hemen tüm kesimlerin yolunun düştüğü mekanlar haline gelmesinin aslında yaşanan rejim krizinin de turnusolü olduğuna vurgu yapıldı. ‘80’ler, ‘90’lar ve bugün arasındaki farkların mücadelenin karakteri ve ruhuyla doğrudan ilişkili olduğu kaydedildi.
Konuşmalarda bugünün koşulları, sisteme tepkinin hemen tüm kesimlerde geniş bir toplumsal gerçeklik haline geldiği, hapishanelerin bu açıdan ağzını açanın uğrağına dönüştüğü, ancak örgütlü devrimciliğin bu ağır kriz koşullarında kendisini yeniden var etmekte sorunlar yaşadığı şeklinde özetlenirken; devrimci odak tartışmalarının tam da bu noktada anlam kazandığı dile getirildi. Kuşaklar arası farklar ve bugünkü genç kuşakların bu tarihsel koşullarda devrimci örgütlülüğün parçası haline getirilmesinin sorun ve sıkıntıları da bu bahiste konuşuldu.

Kampımız devrimci odak fikrinin somut kazanımı oldu
Kampımız ideolojik-siyasi konularda gruplar halinde yapılan sohbetler, müzik dinletisi gibi etkinliklerle dolu dolu geçerken seneye yapacağımız daha büyük kamplar için kazandığımız güç ve moralle sonlandı. Devrimci odak fikrinin somut bir kazanımı olan kampımız bu yolda atacağımız yeni adımlara dair yarattığı motivasyonla anlamına kavuştu.
Devrimci Odak Fikrinin Somut Kazanımı: Alınteri ve Köz’den Ortak Kamp
✅Alınteri ve Köz olarak yaklaşık bir yıldır sürdürdüğümüz devrimci güç birliğini Balıkesir Burhaniye’de düzenlediğimiz ortak kampımızla bir adım daha ileriye taşıdıkhttps://t.co/6DmeeY7bys pic.twitter.com/yXfNH9IP7o
— Alınteri Gazetesi (@GazeteAlinteri5) September 9, 2026
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!