Burjuva düzenin simgesel tahakkümü bugün bir kez daha sergileniyor. Alman polisi, faşizme karşı kazanılan büyük zaferin 81. yıldönümünde Sovyet anıtlarının çevresinde Kızıl Bayrak’ı, Orak-Çekiç’i ve “Zafer Bayrağı”nı yasaklamış durumda.
Ancak asıl vahamet, Almanya Komünist Partisi (DKP) gibi devrimci addedilen bazı çevrelerin, polisin bu yasakları karşısında pankart ve görsellerindeki simgeleri kapatarak adeta “suç ortaklığı” yapmasıdır. Alman devletinin sergilediği bu korku, gerileyen burjuva demokrasisinin çözülüşünün bir yansımasıdır. DKP gibi reformistlerin teslimiyetçiliği affedilemez. Bu yasaklar ancak dişe diş bir mücadeleyle parçalanacaktır. Alman polisinin 8-9 Mayıs 2026 tarihleri için yayımladığı genelge, burjuva demokrasisinin ne kadar kırılgan ve panik içinde olduğunu gösteriyor. Treptower Park, Tiergarten ve Schönholzer Heide’deki anıt çevreleri adeta “yasak bölge” ilan edilmiş durumda. Yasaklar o kadar kapsamlı ki, yalnızca Sovyet bayrağı ve Orak-Çekiç değil “Z” ve “V” harfleri, St. George Kurdelesi, askeri üniformalar, hatta “Katyuşa” gibi türkülerin söylenmesi dahi suç sayılıyor.
Peki bu yasaklar neyi itiraf ediyor?
Yasak gerekçesini “Ukraynalı mültecileri korumak” ve “Rus propagandasını engellemek” olarak açıklıyorlar. Bu, burjuva hukukunun tipik bir ikiyüzlülüğüdür. Asıl korkulan bu sembollerin uyandırdığı sınıf bilincidir. Alman mahkemelerinin geçen yılki kararında söylediği gibi, Sovyet bayrağının yarattığı “zafer hissi ve zafer duygusu” bastırılmak isteniyor.
Sistem, işçi sınıfının faşizme karşı kazandığı zaferin simgelerinden korkuyor. Çünkü o simgeler, bugünkü sömürü düzenine ve NATO’nun savaşlarına karşı en güçlü silahtır. Alman devletinin bu “orak-çekiç travması”, aslında kapitalizmin içine düştüğü ölümcül krizin bir yansımasıdır. İktidar çevreleri, ezilenlerin birleşik mücadelesinin simgelerini yasaklayarak tarihin akışını durdurabileceğini sanıyor. Ne kadar safça ve ne kadar komik!
Ancak bu noktada DKP’nin tutumunu es geçmek mümkün değil. Ne yazık ki, Alman burjuvazisi ve CDU gibi merkez partiler, DKP’yi “aşırı sol” ve “anayasaya düşman” olarak nitelendirip onu marjinalleştirmeye çalışıyor. Fakat bu suçlamaların ötesinde daha vahim durum var: DKP’nin fiili teslimiyeti.
Bugün anıt alanlarında DKP’nin taşıdığı pankart ve görsellerdeki Orak-Çekiç gibi simgeler kapatılmış, üzeri bantlanmış veya sansürlenmiş durumda. Yani partililer, polisin yasaklarına boyun eğerek devrimin amblemini kendi elleriyle saklıyorlar. Bu tarihe ihanettir! Polisin bir genelgesi diye, milyonların canıyla kazandığı zaferin sembolünü kapatmak ne demek! Eğer simgeyi kapatıyorsanız, o simgenin arkasındaki mücadelenin ruhunu da çöpe atmışsınız demektir.
DKP’liler “sembolleri kapattık ama ruhumuzu değil” gibi zavallı bahanelere sığınacaktır. Ancak unutulmamalıdır ki, burjuva düzenine verilen her taviz onu daha da güçlendirir. Sembolleri kapatarak çizilmiş sınırlara içinde kalmaya çalışmak sisteme eklemlenmekten başka bir şey değildir.
Alman polisinin ve DKP gibi teslimiyetçi çevrelerin anlaması gereken çok basit bir gerçek var: Bu yasakların faydası yoktur. Orak-Çekiç ne kadar yasaklanırsa yasaklansın, işçi sınıfının bilincinden silinemez.
Tarih boyunca zulüm ve yasak, devrimci simgeleri hiçbir zaman yok edememiştir. Bugün Berlin polisinin bir günlüğüne kaldırdığı o kırmızı bayrak, yarın işçilerin birleşik eylemlerinde, fabrika işgalleri sırasında ve sosyalist devrimin zafer anında yine dalgalanacaktır.
Mücadele dişe diş olacak. Her yasak, direnişi büyüten bir kıvılcımdır. Tarihin yasaklanamayacağını, zaferin simgelerinin kapatılamayacağını göstermek için dişe diş militan bir mücadeleye ihtiyaç var.
Gelecek Mutlaka Sosyalizmdir
Bugün -9 Mayıs 2026- Berlin sokaklarında polisin korkuyla yasakladığı simgeler, yarın tüm dünyada işçi sınıfının elinde yeniden yükselecektir. Kapitalizmin tüm yerleşik dengeleri çözülüyor, emperyalist savaşlar şiddetleniyor. İşte tam da bu kaos ortamında gerçek anlamda özgürlük, eşitlik ve kardeşlik vaat eden tek sistem olan sosyalizm umudumuzdur.
Faşizmi yenen Kızıl Ordu’nun torunları, bugünün sömürü düzenini de yenecektir!
Yaşasın 9 Mayıs, Yaşasın Faşizme Karşı Enternasyonal Dayanışma!
Gelecek Mutlaka Sosyalizmdir!
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!
