NATO Zirvesi yasakları zirve yapmaya devam ediyor. Bu yasakların en kapsamlı hali Ankara’yı içerirken sadece çevre illeri değil Elazığ gibi kilometrelerce uzaklardaki illeri de içine alarak çapını genişletiyor. Düşünün ki aralarında Elazığ, Antalya gibi illerin de olduğu 12 il NATO Zirvesi için ilan edilen özel yasaklar kapsamına alındı.
Yasakların boyutu, NATO’nun emperyalist şeflerine yaranmadaki düşkünleşme Zirve’nin anlamını kendiliğinden deşifre ediyor. Ankara’da Kırmızı Bölge ilan edilen bölgedeki taksi şoförlerine gri pantolon, beyaz gömlek giymek, kolonya ve şeker bulundurmak gibi bir dayatma getirecek kadar bir düşkünleşme bu. Belli ki NATO’nun zaten bölgesel jandarması olmak da yetmiyor. Bu Zirve’de belirli kırıntılar karşılığında Ortadoğu’dan Kafkaslar ve Balkanlar’a kadar geniş bir alandaki ticaret ve tedarik hatlarının-geniş güzergahlarının bekçiliği rolü kapılmak isteniyor. Emperyalistler zaten dünden razı. Ama iş bir pazarlama stratejisinin en bayağı ritüellerini tekrarlama raddesine vardırıldı. Emperyalistlere “istikrar için rıza üretemesem bile baskı ve zorun tüm biçimlerini en işlevli şekilde kullanırım, bana güvenin” mesajının verilmesi için adeta parçalanılıyor!
Bu bağlamda daha önceki rezaletlere son olarak yasaklar ilan edilen illerin listesinin büyütülmesi eklendi. Ankara dışındaki o iller şunlar:
•Eskişehir
•Mersin
•Karabük
•Adana
•Bolu
•Niğde
•Konya
•Sakarya
•Elazığ
•Antalya
Ankara’da polis gücü yetmiyormuş gibi sahaya jandarma, bekçi ve en son güç gösterisi için atlı polisler sürüldü.
Bu pespayelik tek başına bir göstericilik sınırlarında ele alınmaz elbette. Belli ki korku büyük ve gösteri asıl olarak halka karşı yapılıyor! “Elimizde her şey var ha” dercesine… Altında kendi kolluk güçlerine güven sorunu da var mı bilinmez tabi. Devletin resmi ve üniformalı bürokratlarının kendi içlerinde nasıl klikleşip çelişkiler yaşadıkları düşünülecek olursa bu da muhtemel. Ama asıl korku baki: Halk korkusu! Maksat da öyle: Halka gözdağı!
Korkmakta da haksız değiller. Bunca yokluğun, yoksulluk ve yoksunluğun kırıp geçirdiği, üstüne bir de nefes alamayacak ölçüde özgürlük yoksunluğunun sözkonusu olduğu bir ülkede her an her şey olabilir değil mi?
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!