Çarşamba, 9 Eylül 2026

Doruk Madencilik İşçileri Bu Gözü Dönmüş Sömürü Çarkına Karşı Direniyor



Yıldızlar SSS Holding’e bağlı Doruk Madencilik’te çalışıp gasbedilen hakları için defalarca direnişe geçen her defasında bakanlık huzurunda imzalanan protokollerle direnişlerini sonlandırdıkları halde hakları ödenmeyen Genel Maden-İş (Türkiye Maden-İş) üyesi işçiler, Ankara’da direnişte. Direnişlerinin 13. gününde konuştuğumuz madenci isyanını ifade ederken işçi sınıfının genel haline dair de çarpıcı bir tablo çizmiş oldu


Direnişlerinin 13. gününde, Sakarya Caddesi’nde seslerini duyurmaya çalışan madencilerle konuştuk. Anlattıkları yeni ya da ilk defa duyduğumuz şeyler değil belki; ama çarpıcı olan bir iki nokta var ki bunların bilince çıkarılıp insanca yaşam mücadelesini derinleştirme zorunluluğunu zihinlere kazımak gerekiyor.

Bunlardan birincisi: “Biz de tatil yapmayı biliriz, isteriz. Yaz geldiğinde gezip tozmak bizim de hakkımız; ama alınterimizin bile karşılığını almak için şimdi buradayız” cümleleri.

İkincisi ise Yıldızlar Holding patronunun oğlunun “İşçiye her ay maaş mı ödenirmiş?” cümlesi… Aslında işçinin kanını, emeğini soğuran burjuvaların gerçekleştirmek istedikleri hayallerinin çıplak ifadesidir bu cümle. Son derece doğal bir şeymiş gibi sarf edilmesiyse algılarda gedik açmaya yöneliktir. Burjuvaların bu hayal ve yaklaşımlarına uygun bir sınıf karşıtlığı temelinde örgütlenmek, mücadele hattı ve politikası belirlemek gibi bir zorunluluğun da alt çizmesi adeta:

Alınteri: Merhabalar, 13 gündür Ankara sokaklarında sesinizi yetkililere duyurmaya çalışıyorsunuz. Bu direnişe, greve başlarken sizi motive eden şey neydi? Yıllardır zaten bu sorunları yaşıyorsunuz aslında ama 13 gündür Ankara’dasınız. En sonunda holding önüne geldiniz. Ankara’nın çeşitli semtlerinde, merkezi yerlerinde eylemlerinize devam ediyorsunuz.

Madenci: Bu şirket geldiğinden beri bizim 19 veya 23’üncü eylemimiz. Daha önce kendimizi ocağa kapattık, açlık grevine girdik. Beş gün açlık grevi yaptık. Sayın Ergün Atalay geldi, biliyorsunuz kendisi Türk-İş Başkanı. Onun ve şirketin verdiği sözle çıktık oradan. Bu şirket yine her zaman aynıydı. Yine bakanımız söz verdi. Hep söz verdiler anlayacağınız.

Geçen hafta pazartesi direnişe başladığımızda ilk Yıldızlar Holding’in önüne gittik. Sahibi Sebahattin Yıldız bizi oradan kaldırttı. Hani rahatsız oluyormuş kendileri, beyefendi! Polis müdahalesiyle bizi oradan kaldırdı. Sonra eylemlerimize Ankara’nın farklı noktalarında devam ettik. Bugün 13. günü. Yine Ankara Kızılay’da, Sakarya Caddesi’nde, Çankaya Belediyesi önünde eylemimize devam ediyoruz. Alacaklarımızı alana kadar buradan ayrılmayı düşünmüyoruz. Eğer bu hafta çözülmezse salı günü açlık grevine başlayacağız.

Alınteri: Toplamda kaç madencinin hakkı gasbedildi? Yetkililere sesinizi duyurabiliyor musunuz?

Madenci: Şu anda biz 580 kişinin mücadelesini veriyoruz. Buradaki sayımızın az olduğuna bakılmasın; biz tüm arkadaşlarımızın alacağı için mücadele ediyoruz. Sayın Adalet Bakanım, Çalışma Bakanı, Enerji Bakanı; siz niye bu şirkete müdahale etmiyorsunuz? Biz mağduruz. Bu adam 580 kişinin alınterine, hakkına tecavüz etti. Emek hırsızı bu adam! Buradaki ses niye duyulmuyor? 13 gündür ailelerimizden uzaktayız, güneşin altında ter döküyoruz. Yine de vazgeçmeyeceğiz. Her zaman ekmeğimizin peşindeyiz. Bizim başka hiçbir derdimiz yok. Biz sadece alınterimizin hakkını almak istiyoruz.

Alınteri: Pazartesi günü, sanırım ayın 10’unda Eti Gümüş işçileri gelecek buraya. Yine Bağımsız Maden-İş öncülüğünde Ankara’ya gelecekler. Onların da hakları ödenmedi. Şimdi o direnişçi maden işçisi arkadaşlarla bir araya gelme ve direnişi bütünleştirme ihtimaliniz var mı?

Madenci: Biz değil, bizim başımızdakiler bilir. Biz de herkes bir arada olsun, birlikte direnelim, birlikte kazanalım isteriz ama hani buna biz değil, başımızdakiler karar verir. Sendika temsilcilerini, başkanlarını kastediyorum. Bizim tek başımıza verebileceğimiz bir karar değil.

Alınteri: Birkaç gündür görüşme sürüyor sanırım. Bu görüşmelerde sendika temsilcilerinin dışında işçi temsilcileri de var mı?

Madenci: Bizden giden olmadı, şube başkanımız gitti. İki üç günden beri holding ile görüşüyor. Sebahattin Bey bize sadaka gibi bir ödeme yaptı. Yani alacaklarımızın yüzde 10’u bile değil belki, belki yüzde 10 civarı. İki yıldır zaten bekliyoruz bu ücretleri. 45 gün öncesinde zaten bakanlar nezaretinde imzalar atıldı. İsteyince yapılıyormuş. 45 gün içinde niye hazırlık yapılmadı? Niye bakanlarımız bunları denetlemedi?

Şimdi holding sahibinin sunduğu öneride “Her hafta 15 milyon ödeyeyim” deniyor. Ben şimdi soruyorum holding sahibine: 45 günde, her hafta 15 milyon ödeme yapsaydın buradakilerin borcu biter miydi, bitmez miydi? Biz buraya gelir miydik? Gelmezdik. Kimse de bu zorlu şartları çekmezdi. Niye yapmadı? Niye son dakikaya kadar bekledi? Ya da bu sürecin içerisinde Çalışma Bakanlığımız niye denetlemedi? Bu holding her hafta 15-20 milyon ödeyebilecek kapasitede. Niye ödenmedi? Niye bizi devletle, polisle karşı karşıya getiriyorlar?

Bizim de herkes gibi, yaz geldiğinde gezip tozmak, eğlenmek hakkımız. Ama biz burada mücadele veriyoruz. Kimin yüzünden? Yıldızlar Holding sahibi Sebahattin Yıldız yüzünden! Yıldızlar Holding CEO’su Ali Vahit yüzünden! Şimdi biz bilmiyor muyuz tatile gitmesini? Gidemiyoruz. Neden? Alacaklarımızı alamadığımız için. Zaten banka, icra, kredi, ev sahibi kapıda… Birçoğumuz kiracıyız. Ev almak bu şartlarda, bu zamanda zaten hayal. Hani biz istiyoruz ki bizim haklarımız tamamen verilsin. Verildikten sonra zaten biz burayı güle oynaya, davullu zurnalı bir şekilde, hiç kimseye rahatsızlık vermeden terk ederiz. Ama bizim önceliğimiz haklarımızın alınması. Biz haklarımızı istiyoruz ve kesinlikle haklarımızı almadan buradan ayrılmayacağız.

Alınteri: Yıllardır madenlerde, Doruk Madencilikte çalışan işçiler ve başka sektörlerde çalışan işçilerin de aslında bedeller ödeyerek kazanılmış olan hakları gasbediliyor. Özellikle maden sektöründe daha derin, daha vahşi bir şekilde sömürü derinleştirilmeye, ücretsiz kölelik dayatılmaya çalışılıyor.

Madenci: Bunların hani bir tane, iki tane değil; 30-35 tane kolu var. Holdingin içinde Nasko gibi, Eti Gümüş gibi farklı madencilik isimleriyle farklı farklı kollar var. Aşağı yukarı hepsinde durum aynı, hiçbir yerde ödeme yapmıyor. Düşünün yani, bu adamın Gümüşhane’de altın madeni var; altın madeni de dahil ödeme yapmıyor. Neden? Altın değerli değil mi? Bizim ülkemizdeki en değerli şey altın. Altın çıkarılan bir yerde bile ödeme yapmıyorsa bu adam keyfine ödeme yapmıyor demektir.

Şöyle söyleyeyim; Sebahattin Yıldız’ın oğlu var, ismini bilmiyorum ben. Adam diyormuş ki: “İşçiye her ay maaş mı verilirmiş ya?” Böyle bir adaletsizlik, böyle bir haksızlık olur mu yani? İşçiye, alınterine bu yapılır mı? Ne demiş Peygamberimiz? “İşçinin hakkını alınteri kurumadan vereceksiniz.” Adam ne diyor? “Her ay maaş mı verilirmiş?” Türkiye olarak söylüyorum, biz bu zihniyetle hiçbir yere gelemeyiz. Sen işçinin hakkını vereceksin ki işçi sana elektrik çıkarsın, altın çıkarsın, üretim yapsın. Öncelikle bu zihniyeti ortadan kaldırmamız lazım.