Zeycan Ana’nın tesellisi



22 Kasım’da kaybettiğimiz Zeycan Ana’nın 39 yıllık mücadelesini köşesine taşıyan Sözcü yazarı İsmail Saymaz, “Zeycan Ana’nın yanında boş bir mezar var, oğlu Nurettin’in kemiklerini bekleyen… Tesellisi bir tek öyle düşecek” diye vurguladı.


39 yıl boyunca gözaltında kaybedilen oğlu Nurettin Yedigöl’e ne yapıldığını soran, “Ne yaptınız çocuğumu, bana söyleyin, tesellim düşsün” diyerek soluk alıp veren Cumartesi Anneleri’nden Zeycan Yedigöl, 22 Kasım’da hayatını kaybetti.

5 Nisan 2014 yılında Galatasaray Meydanı’nda yapılan eyleme gönderdiği mektupta “Oğlumu kaybedenlerden, katillerini yargılamayanlardan iki cihanda da davacıyım” diyen Zeycan Ana’nın özlemini, 39 yıllık mücadelesini köşesine taşıyan Sözcü yazarı İsmail Saymaz, “Zeycan Ana’nın yanında boş bir mezar var, oğlu Nurettin’in kemiklerini bekleyen… Tesellisi bir tek öyle düşecek” diye vurguladı.

AKP’nin 12 Haziran 2011’deki genel seçimde darbe karşıtı ve demokrat görünmek için Cumartesi Anneleri’ne de el uzattığı ve Erdoğan’ın bir heyeti 5 Şubat 2011’de Dolmabahçe’deki ofisinde ağırladığını belirten Saymaz, o heyette Zeycan Ana’nın da bulunduğunu hatırlattı. Heyette, Zeycan Ana’yla birlikte Kars’ta gözaltında kaybedilen Cemil’in anası Berfo Ana’nın 2013 yılında oğlunun kemiklerine kavuşamadan öldüğünü, oğlu Hayrettin’i arayan Elmas Eren’in ise 2019’da hayata veda ettiğini kaydetti. Geriye Zeycan Ana’nın kaldığını belirten Saymaz, ‘Oğlumu Öldürdünüz Arz Ederim’ adlı kitabı için 2012’de Zeycan Ana’yla görüştüğünü ifade ederek, “Bir tek teselli ümidi vardı: ‘Gece uykularım kaçıyor, yatamıyorum sabaha kadar. Kafama takıyorum. Nasıl beklemiyoruz? Ne yaptınız çocuğumu, bana söyleyin, tesellim düşsün.’” belirtti.

Zeycan Ana’nın 2011’de Erdoğan’la yapılan görüşmede “Çocuğum el kapısında okudu, ekmeğini kazandı, meslek sahibi oldu. Çocuk gitti bir, gelmedi iki. 31 senedir çocuk kayıp… Hırsızlık mı yaptılar, edepsizlik mi yaptılar, kime ne yaptılar? Ne yaptıysa Kenan Evren yaptı. Ölüyse ölümüzü, diriyse dirimizi verin, tesellimiz düşsün.” diye belirttiğini, Erdoğan’ın ise “Elimizden geleni yaparız” dediğini hatırlatan Saymaz, “Yaptı mı? Hayır yapmadı.” diye vurguladı.

Ölüsünü bekleyen mezar

Nurettin Yedigöl’ü işkencehanede gören ve dava için tanıklık yapan on kişiden Ümit Efe Kutluğ ve Aslan Şener Yıldırım’ın anlatımlarına da yer veren Saymaz, yazısını “Zeycan Ana beş yıl önce Alzheimer’e yakalandı. Bir Nurettin’i unutmadı. Her merhaba diyene oğlundan söz etti. Ne var ki 22 Kasım’da son nefesini verdi. Vasiyeti üzerine Çayırlı’ya defnedildi. Zeycan Ana’nın yanında boş bir mezar var, oğlu Nurettin’in kemiklerini bekleyen… Tesellisi bir tek öyle düşecek.” Sözleriyle tamamladı.

Nurettin Yedigöl kimdir?

 

1954 yılında Erzincan’da doğdu. Çocukluğu Erzincan’ın Yaylalar köyünde geçen Yedigöl, lise öğrenimi görmek üzere Erzincan’a gitti.

 

1974’te İstanbul’a yerleşen Yedigöl, İşletme Fakültesi’nde okurken 1976-77 yıllarında İstanbul Yüksek Öğrenci Derneği (İYÖD) yönetiminde yer aldı. Daha sonra da MLSPB’ye katıldı.

 

Nasıl kaybedildi?

 

Nurettin Yedigöl, 10 Nisan 1981’de Çağlayan’da kuzeninin düğününden çıktıktan sonra arkadaşlarının kaldığı İdealtepe’deki eve gitmek üzere düğünden tek başına ayrıldı. Gittiği evden bir gün önce de arkadaşları gözaltına alınmıştı, polis evde bekliyordu.

 

Günler sonra Muzaffer Yedigöl, ağabeyinin evine gitti, onu evde bulamayınca evde bulamayınca not bıraktı. Notu alan ev arkadaşı A.T., Muzaffer Yedigöl’e ulaşarak Nurettin’in uzun süredir eve gelmediğini, yurtdışına kaçmış olabileceğini söyledi.

 

Haberi alan Muzaffer Yedigöl ve yengesi Sayzer Yedigöl her haftasonu Gayrettepe 1. Şube’ye giderek Nurettin Yedigöl’ü sordu ve kendisine iletilmek üzere sigara, para ve iç çamaşırı bıraktı; ancak emanetleri önce teslim alan polis daha sonra burada öyle biri yok diyerek hepsini geri verdi.

 

12 Nisan 1981’den sonra kendisinden haber alınamadı.