Bir yıldan fazla zamandır devam eden pandeminin çok yönlü etkileri yaşamımızın her alanında yoğun ve sert bir şekilde hissediliyor. Bu yoğunluğu iliklerinde hisseden toplumsal kesimlerse elbette ki işçi ve emekçiler oldu. Günbegün artan geçim sıkıntıları, ölümden beter işsizlik, pandemiyi sömürüyü derinleştirmenin fırsatına çevirmeler, Kod-29’lar … Hepsi onlar için. İşsiz kalan milyonların gündelik işlerle yaşamlarını idame ettirmeye çalıştıkları sır değil. Bu işler içinde öne çıkanlardan biri de motokuryelik.
Motokuryeler yaşadıkları kazalar ve uğradıkları fiziki saldırılara karşı tek başlarına kalabiliyorlar.
Bu fiziki saldırılardan biri de geçtiğimiz hafta Bandırma’da yaşandı. Kentteki Aydınlar4 Sitesi’ne teslimat için giden motokury,e motorla site içine girdiği gerekçesiyle darp edildi, fakat görüntülerde bunun bir bahane olduğu, keza sözkonusu edilen motorun da aslında site içine girmediği görülüyor.
Saldıran şahıssa her konuda olduğu gibi iktidar zehirlenmesi yaşayan AKP’lilerden. Dolayısıyla emek sömürüsüne karşı hangi cephede durduğu, güç ilişkileri içindeki yerini emekçileri ezmek için nasıl bir hoyratlıkla kullandığı, nasıl bir çürüme yaşadığı da apaçık ortada.
Bandırma’da yaşanan bu olayın motokuryeler için istisna olmadığınıysa bizzat onlardan dinlediğimiz deneyimleriyle biliyoruz. Motokuryelerin bu örnekte olduğu gibi sipariş teslimatı sırasında uğradıkları fiziki saldırıların önlenmesi açısından caydırıcı hiçbir önlem olmadığını anlatıyorlar. Kuryeyi darbeden kişiye para cezası dışında hiçbir caydırıcı yaptırım yok diyorlar.
Bu olayın görüntüleri başlı başına bir sektöre dönüşen motokuryeliğin nasıl bir kölelik olduğunu da bir kez daha hatırlattı. Sektörün kendisiyse bir Türkiye panoraması gibi…
Pandemi koşullarıyla birlikte motokuryelik özel bir önem kazandı. İşsiz kalıp da bu işe mecbur kalan emekçilerin bir kısmı kurumsal firmalarda çalışırken, büyük bir kısmıysa esnaf kurye adı altında farklı farklı şirketlere bağlı olarak çalışır oldu. “Esnaf kuryeler”, iş esnasında yaptıkları tüm masrafları aldıkları ücretten karşılamak zorundalar.
Atanamayan binlerce öğretmen, mühendis de bir köle pazarı gibi işleyen bu sektörde çalışmak zorunda kalarak gençliğin nasıl bir geleceksizliğe, güvencesizliğe mahkum edildiğinin fotoğrafı oluyor.
Motokuryeler pandemiyle birlikte iş yüklerinin artması ve uzun saatler boyunca çalıştırılmaları dolayısıyla bazen yemeklerini bile 5-10 dakika gibi bir süre içinde hızlıca ayakta yemek zorunda kalabiliyorlar. Kullanmadıklarında da bunun bir getirisi olmuyor, her hâlükârda kendilerinden gidiyor. Aldıkları maaşla kendi vergilerini ödeyen, kullandıkları araçların bakımını-masraflarını kendileri karşılayan birer köle muamelesi görüyorlar.
Süreye dayalı çalıştırıldıkları içinde iş cinayetleri ve ölümlerin de önü açılmış oluyor. Birçok işyeri teslimat sürelerini trafik kurallarını eklemeden hesaplıyor. Bu kurye için ek bir basınç yaratıyor, bir çeşit mobbinge dönüşüyor. Keza belirlenen sürede teslimat yapmak için trafik ihlalleri meydana geliyor. Bu koşullar iş cinayetlerinin de önünü açmış oluyor.
Ayrıca göçmen işçilerin de motokuryelik yapması alınan ücretlerde ortalama değerin düşmesine neden olabiliyor. Çünkü patronlar onları düşük ücretler karşılığında çok daha ucuza, çok daha uzun saatler ve kaçak çalıştırabiliyorlar. Bu gerçeklik işi göçmen işçiler açısından daha da zor hale getiriyor.
Bazı özel şirketlerde motokuryeler bankalardan maaşlarını alırken, restoranlara çalışan kuryeler ise mesai ve paket ücretlerini elden alıyor.
Esnaf kurye modelindeyse kuryenin birçok hakkı gaspedilmiş oluyor ayrıca patron vergiden kaçırıyor, çünkü esnaf kuryede vergiyi (yüzde 18’i) esnaf kurye olarak çalışan işçi ödüyor.
Kazaların önlenebilmesi için bariyerlerin ölümcül olmasını engelleyici önlemler alınabilmeli. Kuryeler “motorcu dostu” olarak bilinen bariyerlerin yapılabilmesini, çalışma ve can güvenliklerinin yasayla güvence altına alınması talep ediliyor. Ayrıca trafikte çarpıp kaçan sürücüleri de eklemek lazım. Kısacası gerekli önlemler alınmadığı için kuryenin hayatı gerçekten pamuk ipliğine başlı.
Araçlarının çalındığı ve çalanlardan alındıktan sonra kendilerine tekrara fahiş fiyatlarla satıldığı da başka bir bilgi. Trafik tarafından çekilen motorların sahiplerine bildirilmediği ve kullanıcıların kendi imkanlarıyla araçlarını bulmaya çalıştıkları da keza öyle. Anlayacağımız her sorunun ayrı bir sorun yumağına dönüşerek boğucu bir hal aldığı bir iş motokuryelik.
Kendi içlerinde dernekleşmiş, sendikalaşmış olmalarına rağmen herhangi bir yaptırım gücü de olmadığı için bu yeterli olmuyor.
Onların yaşadıkları toplam sorunlar işçi ve emekçilerin nasıl bir sömürü ve baskıya maruz kaldıklarının da özeti olduğu gibi örgütlenme ve mücadele çağrısıdır.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!