Yeniden görülen Soma Davası’nın 3. duruşması başladı



301 madencinin katledildiği Soma Katliamı davasının Yargıtay 12 Ceza Dairesi’nin açık sınıf düşmanı tutumla kendi kararını bozmasının ardından yeniden görülmeye başlayan duruşmalarından 3’üncüsü Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’nde başladı


13 Mayıs 2013’te 301 madencinin göz göre göre katledilmesiyle ilgili görülen davanın Yargıtay tarafından bozulmasının ardından başlayan duruşmalardan 3’üncüsü Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’nde bugün görülmeye başladı. Hatırlanacak olursa, Yargıtay 12. Ceza Dairesi, Can Gürkan’ın yangın riskinin yüksek olduğunu bilerek havalandırmaya dair gerekli teknik altyapıyı oluşturmadan ve iş güvenliği önlemleri almadan üretimin arttırılmasını hedeflediği sonucuna vararak 30 Eylül 2020’de yerel mahkemenin verdiği kararı bozdu. Daire, Can Gürkan’ın da aralarında bulunduğu dört kişi hakkında 301 kez “olası kastla öldürme” ve 162 kez “olası kastla yaralama” suçlarından ceza verilmesi gerektiğine hükmetti.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin Eylül’de verdiği bu karar, dairede üç savcının değişmesiyle bozuldu. Kararın bozulması, dairenin beş kişilik heyetinin üçünün değişmesi ve yerlerine eski bürokratların atanmasının ardından geldi. Atanan iki yeni savcı Yargıtay 12. Daire’nin işçiler lehine olan kararının (30 Eylül tarihli karar) bozulması için 8 Ocak’ta karara itiraz etti. O itirazın ardından 12 Ocak’ta karar bozuldu ve dava yeniden görülmeye başlandı ve tüm tutuklu sanıklar tahliye edildi.

Adliye’ye yürüdüler

Duruşma öncesinde yaşamını yitiren madencilerin aileleri, Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay, CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel ile çok sayıda sendika ve siyasi parti temsilcileri Akhisar İstasyon Meydanı’nda bir araya gelerek, adliye önüne yürüdü. 

Yoğun yağmursa rağmen yapılan yürüyüşte “Unutmadık, unutmayacağız!”  ve yaşamını yitiren 301 madencinin isminin yazıldığı pankart açıldı. Sık sık “Soma’nın kömürü katilleri yakacak!”, “Katillerden hesabı emekçiler soracak!” “Soma’yı unutma, unutturma!”, “AKP halka hesap verecek!” sloganları atıldı. Diyarbakır, Ankara ve Suruç katliamları hatırlatılarak “Adalet!” sloganı yükseldi. 

Adliye önünde açıklama yapan dava avukatlarından Can Atalay, verdikleri mücadelenin adalet mücadelesi olduğunu belirterek, Soma’daki katliamın olacağının öngörülmesine rağmen önlenemediğini söyledi. Atalay, “Davamız ekmeğini kazanırken öldürülenlerin davasıdır. Türkiye’de işçi canı sarf malzemesi görülmesin diyedir. Soma bunun ilk adımıdır. Türkiye’nin dört bir yanı Soma’ya bakıyor. Olmadık dümenler çevirdiler. Olmadık tezgahlara heves ettiler. Biz bunların bir kısmını bozduk. Fakat henüz yolun başındayız. Hepsini teker teker bozacağız” dedi. 

Bugünkü duruşma reddi hakim talebinin reddinin gölgesinde başladı, sanıklar yine salona gelmedi!

Açıklama sonrasında duruşmanın görüleceği salona geçildi. Duruşma kimlik tespiti ardından başladı. Sanıklar geçen duruşmada tepkilere yol açmasına rağmen bu duruşmada da salonuna gelmedi. Mahkeme heyeti avukatların reddi hakim taleplerinin Manisa 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından ret kararını okudu.

Dava avukatlarından tutuklu Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Başkanı avukat Selçuk Kozağaçlı’nın Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile duruşmaya katılma talebi, “Vekillerin tek başına SEGBİS ile bağlanması mümkün değil” denilerek reddedildi. Avukatlar bunun üzerine savcının yetkisini kullanarak başından beri davayla ilgilenen, pek çok delilin toplanmasına önayak olan ve aynı zamanda bu davadaki tutumunu da kapsayacak şekilde yargılanan Kozağaçlı’nın duruşmaya SEGBİS’le katılmasını sağlayabileceğini yinelediler. Sanıklar için bu sağlanırken, Kozağaçlı için sağlanmamasının açık bir tarafgirlik anlamına geldiğini vurguladılar.

Duruşma, avukatların beyanlarıyla devam etti. Avukatlar beyanlarında HDK’daki değişikliklerin ardından birçok hakimin ilişkili olduğu davalara katılmayacağını açıkladığı, fakat davadaki hakimin bu gerekliliği yerine getirmediğini belirttiler, hukuksal cephede birçok tezgahın döndüğünü ifade ederek, “Bu dava politik bir davadır” vurgularını yinelediler.

Avukat beyanlarından satırbaşlarını ÇHD Genel Merkezi’nin Twitter hesabından yaptığı paylaşımlarla aktarıyoruz:

Av. Atalay: Gürkan ailesinden birinin önemli bir siyasetçi ile bir gönül ilişkisi var. Barış Pehlivan Cumhuriyet gazetesinde yazdı bunu. Bu ilişiki ile savcılığa talimatlar verildi. Hukuki yorum size aittir. Kimseye bağlı değilsiniz.

Av. Nergiz Tuba Aslan: Bu dosyada dönen tezgahların, oyunların hepsinin farkındayız. Sizi de bu durumdan ayrı tutmuyoruz. Sizin tarafsız ve bağımsız olmadığını düşündüğümüzü açık açık söyledik.

Av. Aslan: Birçok toplumsal davada özel atama olduğunu görüyoruz. Sizin şahsınızın başkan olarak dosyaya atandığı sürece kadar tüm savcılar gözümüzün içine baka baka top çevirmeye çalıştı. FETÖ kumpası, Müge Anlı gibi işler savcılıkça servis edildi.

Av. Aslan: Duruşmayı ilk başından beri takip eden önceki hakim, adil bir yargılama yapmak için uğraştı. Bunu yaptığı için rutin HSK kararnamesi ile görevden alındı ve özel atama ile siz geldiniz.

Av. Aslan: Cemaat yapılanmasındaki dönen dolaplar, kapalı kapılar ardındaki diyaloglar nasıl ayyukaya çıktıysa bugün olanlar da aynı şekilde ortaya çıkacak. İleride tarih bunu kesinlikle yazacaktır.

Av. Aslan: Size dair red gerekçelerimiz devam ediyor, siz bu gerekçeleri soyut bulsanız da bu gerekçeler bizim için baki. Meslektaşım Selçuk Kozağaçlı gibi, bu davada adil bir karar için insan üstü çaba sarf ettik. Artık sizin hukuka uygun, adil bir karar vereceğinize güvenmiyoruz.

Av. Aslan: Katılanların ve ailelerinin avukatları olarak bizim tarihsel bir görevimiz var. Biz bu sorumluluğa dair görevlerimizi her ne olursa olsun yerine getireceğiz. Bundan dolayı sizin işiniz çok zor.

Av. Aslan: Atama kararının tarafınıza tebliğ olmadığını söylediniz. HSK kararnamesi bir önceki duruşmadan hemen sonra açıklandı. Birçok hakim başka yere atanması sebebiyle dosyalarında karar vermeyeceğim derken, siz hala karar vermeye çalışıyorsunuz.

Av. Aslan: Sanık Can Gürkan’ın avukatları önceki heyeti tehdit etti, sizi FETÖ’den şikayet ettik, Manisa’da soruşturma açıldı dediler. Ama şimdi görüyoruz ki şu anda sizden pekala memnunlar. Çünkü yargılama sayenizde istedikleri gibi ilerliyor. Burada neler olduğunun farkındayız.

Av. Aslan: Türkiye tarihinin en büyük işçi katliamı dosyanın yargılaması bu. Bugün 14 Haziran Adil Yargılanma günü. Bu sene Türkiye’ye ithaf edilmiş bir gün. Bugün vereceğiniz kararın sorumluluğu ile alakalıdır bu durum.

Av. Aslan: Av. Kozağaçlı’nın serbest kalmasına dair karar verildikten sonra aynı heyete tekrar tutuklama kararı verdirildi. Sonra ne oldu? Özel atama ile Akın Gürlek heyet başkanı olarak dosyaya getirildi. Burada yaşananlardan bir farkı yok. Tanıdık bir hikaye, taşlar yerine oturuyor.

Av. Aslan: İşlevsiz üye ve savcılarla meslektaşlarımıza on yıllara varan cezaların havada uçuştuğu yargılamalar gördük. Meslektaşlar adil yargılanma için açlık grevine başladı.14 Haziran Adil Yargılanma günü Ebru Timtik’e de ithaf edildi. Bu sorumluluk ile karar vermeniz gerekiyor.

Av. Aslan: Bu bir ceza yargılamasıdır. Fail-fiil bağlantısı kurmanız gerekmektedir. Bu madende yıllardır devam eden ihmaller, kasten alınmayan güvenlik tedbirleri, üretim zorlaması, kar hırsı hepsi bu dosyada. Her bir ölen ve yaralanan işçinin sorumlusunu bulmanız gerekiyor.

Av. Aslan: Bu dava politik bir davadır. İdeolojik bir davadır. Teorik olarak kanun önünde eşitlik vardır ama biz hep söylüyoruz ki kanunlar burjuva ideolojisine hizmet ediyor, devlet yetkililerine hizmet ediyor. Burada açıkça görüyoruz hepsini.

Av. Aslan: Birçok yolsuzluk var, bir tane savcıya soruşturma açılmıyor.Maske yasaklarının hukuksuz olduğunu söyleyen savcı haricinde bir tane uzaklaştırma yok. Burada yapılan yargılama burjuva hukukuna içkin bir yargılama. Bunu biliyoruz ve buna göre burada, karşınızda duruyoruz.

Av. Aslan: Haluk Perinç ve Can Gürkan’ın aldıkları yönetim kurulu kararı açıkça olası kasta işaret ediyor. Burada icrai davranışlar açık. Kar amacı ile alınmayan ihmaller çok açık ve icrailiği tartışmasız. Katliam öncesi işçiler zaten nefes alamıyordu madende. Buna önlem alınmadı.

Av. Aslan: Yargılamanın başında açık bir şekilde, kahramanlık hikayesi gibi anlattıkları havalandırılmanın ters çevirilmesi olayı var. Bu ikrardır.Havalandırmanın ters çevrilmesinden kaynaklı bir çok kişi öldü ve yaralandı.Bu icrai bir davranış, çok net.Bunu göz ardı mı edeceğiz?

Av.Aslan: Madenciye atılan tekmenin, atılan tekme karşısındaki acının ve çaresizliğin tanığıyız. Bu fıtrattır, bu kaderdir telkinlerinin tanığıyız. Bu acılar yaşanırken dönemin bakanının fedakarlık olarak iki gündür aynı gömleği giyiyorum dediğinin tanığıyız. Yalanların tanığıyız.

Av. Aslan: Can Gürkan’ın hepimize böcek gibi davranmasının, bunu bir sınıfsal tavır olarak yaptığının tanığıyız. Son olarak, karar günü üç sıra çevik kuvvet getirdiniz. Sizin talimatınızla mağdur annelere saldıran o polisin utancından gözünden düşen damlanın tanığıyız biz.

Av. Aslan: Katilam günü doğan bebekler şu an ilkokul çağında. Bu acı büyük. Somaydık Ermenek olduk, Hendektik Çorlu olduk. Bu hikaye niye hep aynı şekilde devam ediyor?

Av. Aslan: Bu duruşma salonundaki genç madencilere ve madenci adaylarına bir söyleyeceğiniz bir şey var mı? Can Gürkan rahat rahat otururken bastonu ile 7 yıldır buraya gelen 70 yaşındaki, katledilen madencinin babasına söyleyeceğiniz bir şey var mı?

ÇHD Genel Sekreteri Av. Nergiz Tuba Aslan sözlerini şu şekilde tamamladı: Bu bizim için bir son değil. Andolsun ki bu sefalet düzenini değiştireceğiz. Daha fazla işçinin ölmemesi için mücadeleye devam edeceğiz. Elbette yolun sonunda ışık var.

Av. Hatice Aslan Atabay: Ben 11 Temmuz 2018 gününde kaldım, ben karar gününde kaldım. Bu yargılamada tarafsız ve bağımsız olarak davranmadığınız konusunda kararımız net. Hakimin reddi kısmında bunları tek tek anlattık.

Av. Atabay: Kararı verdiğinizi bildiğimiz için şimdiden kararınızı temyiz edeceğimizi söylüyoruz. AYM başvurularımız da var, onları da bekliyoruz. Yargıtay karşı oyları da var. Onları da biliyoruz.

Av. Atabay: Haklar yarışırsa en üstün olanı yaşam hakkıdır. İşçiler canlarını kaybetmesi pahasına çalıştırılıyorsa bu yaşam hakkı ihlalidir. Biz burada işçinin yanındayız, yaşam hakkının yanındayız.