Ekonomik ve siyasi krizle boğuşan Sri Lanka’da cumhurbaşkanı seçilen Ranil Wickremesinghe’nin ilk yaptığı işlerden biri aylardır süren direnişin yönetim merkezi olan Colombo’daki karargâhı basmak-dağıtmak oldu. Wickremesinghe, “krizin faturasını ödemeyeceğiz” diyerek başlayan halk isyanında istifa etmesi istenen diğer isimlerden biriydi. Başbakanlık konutu yakılmış, Wickremesinghe da istifa ettiğini açıklamıştı. Fakat bu açıklamaya rağmen ülkeden kaçmak zorunda kalıp 14 Temmuz itibariyle istifa etmek zorunda kalan Gotabaya Rajapaksa’nın yerine geçici başkan olarak atanmıştı. Geçen hafta yapılan bu atamadan sonra da ilk iş olarak OHAL ilan etmişti.
Son olarak önceki gün halkın iradesi hiçe sayılarak parlamentoda yapılan gizli oylamayla başkan yapıldı. Başkan seçilen Wickremesinghe, Rajapaksa ailesinin bir müttefiki olarak da bilinen Dinesh Gunawardena’yı cuma günü yeni başbakan olarak atadı.
Bir halk düşmanı olan Wickremesinghe, bu niteliğini hızla teyit ettirdi. Tüfekler ve coplarla donatılmış askerlerce dün gece isyanın Colombo’daki merkez karargâhı olarak bilinen alana baskın düzenletti. Baskında direnişçiler işkenceye maruz kaldı, gözaltına alındı, çadırları yıkılıp pankartları kaldırıldı.
Bu arada başkanlık sarayına giden tüm yollara silahlarla donatılmış askerler konuşlandırıldı.
Sri Lanka halkı bu saldırıya başkanlık sarayına kitlesel yürüyüşle yanıt verdi.
Saldırıyı kınayan Sri Lanka Barosu yaptığı açıklamada, cumhurbaşkanının görevdeki ilk gününde sivil protestoları bastırmak için silahlı kuvvetlerin kullanılmasının “ülkenin sosyal, ekonomik ve siyasi istikrarı üzerinde ciddi sonuçları olacağını” söyledi.
Ana muhalefet lideri Sajith Premadasa, şafak öncesi baskınını “barışçıl protestoculara korkakça bir saldırı” olarak nitelendirdi. Bir tweet’te bunun “Masum hayatları riske atan ve kritik bir zamanda Sri Lanka’nın uluslararası imajını tehlikeye atan gereksiz bir ego ve kaba kuvvet gösterisi” olduğunu söyledi.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!