Enflasyon Amerikan Şükran Günü’nü mahvederken doğru politik tepkileri görmek için yurtdışına bakın
Liza Featherstone
Eğer Şükran Günü yemeğinin maliyeti bu yıl sizi biraz şaşırtmışsa yalnız değilsiniz. New York Çiftlik Bürosu’nun yaptığı bir araştırmaya göre geleneksel Amerikan Şükran Günü yemeğinin maliyeti ani bir artışla yüzde 26’yı buldu. Bu büro, hindi, patates (tatlı ya da kırmızı olsun), bal kabağı tatlısı (doldurulmuş ya da kabuklu) ve diğer tipik malzemelere bakarak 30 yıl boyunca yaptığı araştırmalar içinde Şükran günü yemeği maliyetindeki en büyük yıllık artışın bu yıl kaydedildiğini belirledi.
Enflasyon yalnızca bayram yemeği masasındaki beklenmedik misafir değildir; bugünün Kara Cuma satışlarına kadar birçoğumuzun peşini bırakmayacaktır. Şükran Günü ertesi -alışverişte pazarlığı sevenler için sıklıkla eğlencelidir- bu yıl muhtemelen sönük geçecek. Bunun temel nedeni enflasyondur. İnsanların harcamak için yeteri kadar parası yok ve zorunlu olmayan harcamaları için nakit ayıramayacaklar.
Enflasyon her zamanki Şükran Günü ritüelimizi tepetaklak ederken -muhteşem şöleni satış patlamaları takip etti- Amerikan örgütlü solunun, işçileri bu zarardan koruma çabasında uluslararası işçi sınıfının gerisinde kaldığını kaydetmek gerekir. Başka ülkelerde, emek hareketi hayat pahalılığıyla baş edebilmek için yüksek ücret gibi mantıklı çözümler ileri sürüyor.
Bu yıl bahar ve yaz ayları, Bangladeş çay ve tekstil çalışanlarının yüksek enflasyona karşı yarattığı grev dalgasına tanık oldu. Bu süreç boyunca yüksek ücret talebiyle gerçekleşen diğer grevler, Güney Kore’de binlerce TIR şoförünü, Zimbabve’deki sağlık çalışanlarını ve Tunus’taki sendikalı kamu sektörü çalışanlarını içerdi.
Küresel protesto dalgası sonbaharda da tırmanarak devam etti. Fransa’da sonbahar boyunca binlerce çalışan yürüdü, grevlere ve iş bırakma eylemlerine katıldı. Paris metrosunda trafiği engelledi. Yunanistan’da hem özel sektör hem kamu çalışanları sendikası bu ayın başında greve gitti, uçak seferlerini ve feribotları yavaşlatma yoluyla karışıklık yarattı. Belçika’daki işçiler de ülke çapında greve dahil oldu. İspanya’da ise işçiler kitlesel gösterilere katıldı. “Ya ücret zammı ya sosyal çatışma” talebi içeren dövizler taşıdılar.
Portekiz kamu sektörü çalışanları -doktorlardan temizlik işçilerine- geçen hafta iş bırakma eylemi düzenledi. Bu ülkede greve giden Volkswagen çalışanları da aynı talepte bulundular. Bulgaristan’da binlercesi, ülkenin büyük sendikasının öncülüğünde trafiğin durmasına yol açarak Sofya’daki Parlamento binasına yürüdü. Pankartlarındaki slogan şöyleydi: “Enflasyon yükseliyor, fakat ücretlerimiz değil”. Güney Afrika’da ise binlerce kamu sektörü çalışanı hızla yükselen enflasyona katlanabilmek için yüzde 10 oranında ücret zammı talep ederek ülke çapında greve gitti.
İngiltere’de, demiryolu işçileri bu konu üzerine en az tatil dönemi boyunca devam edecek bir dizi grev başlatıyor. Fransa Havayolları yılbaşı seyahatlerini kesintiye uğratmayı planlıyor. İngiltere’nin diğer özel sektör ve kamu çalışanları (Exxon Mobil dahil) da ayrıca kesintili çalışma ve grev planlıyorlar.
İran’daki protestoları alevlendiren konular farklı olsa da, enflasyon büyük grevlerde ve emeklilerin protestolarında ayrıca rol oynuyor.
Ne yazık ki, enflasyon sorununun Biden yönetiminin geçen yılki teşvik yasa tasarısı üzerine partizan ve ideolojik kavgalarıyla düğümlendiği Amerika Birleşik Devletleri’nde, Sağ kesim konuya egemen oldu. Muhafazakar medya hayat pahalılığı konusunu özellikle ara dönem seçimleri öncesinde iştahla haber yaptı. Fakat sağın yükselen yaşam maliyeti giderleri için bir çözümü yok. Elbette Tucker Carlson’ı işçilerin yanında yüksek ücret talebiyle asla görmeyeceksiniz. Onun gibi demagoglar, işçilerin umutsuz durumlarını Joe Biden’a karşı kullanmayı sever yalnızca.
Aynı sebeple, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki işçiler enflasyona karşı yurtdışındaki işçiler gibi sektörler arasında yaygın örgütlenmede başarılı olamadılar; (California Üniversitesi ve New School’daki güncel grevler de dahil olmak üzere -ikisi de son hayat pahalılığı olmasa bile akademide yıllardır mevcut kötü koşullar nedeniyle zaten tetiklenecekti- bir takım işçi/patron anlaşmazlıklarından bahsedilmesine karşın) yaygın bir yıkım yaratmada, insanları sokağa taşımada ya da onları patronlara karşı birleştirmede de başarısız oldular.
Yüksek ücretlere ek olarak, sıradan insanların ekonomik durumunu geliştirebilecek bir şey daha var: Barış. Ukrayna’daki savaş, bütün dünyada enerji ve özellikle gıda kıtlığına yol açtı ve bu yüzden tüm dünyada hayat pahalılığındaki artışın en büyük nedeni oldu. Rusya ve Ukrayna dünya buğdayının yaklaşık dörtte birini, mısırının ise beşte birini sağlıyor ve Birleşik Devletler Merkez Bankası geçen Nisan’da bu çatışmanın, dünya genelindeki enflasyonu artırabileceği tahmininde bulundu ve gerçekten tam da böyle oldu. Parlamentodaki ilericiler grubu geçen ay, Biden yönetimini savaşı durdurma konusunda ulaşılabilir diplomatik fırsatları sürdürmesi için uyaran yumuşak dilli bir mektup yazdığında iki tarafın partililer korosu tarafından kınandılar ve utanç verici bir şekilde mektubu geri çektiler. Bu kaçırılmış bir fırsattı.
Emek gücünü inşa etmek ve patron sınıfının etkisini kırmak, bozuk ekonomiye verilecek gerçek bir yanıt olacaktır. Birleşik Devletler emek hareketinin hayal kırıklığı yaratan zayıflığı, solun enflasyon sorununu kendi yararına kullanmasını engellemiştir -öyle bir sorun ki, Şükran Günü yemeğinden tutun da sonraki gün alışveriş merkezindeki Kara Cuma satışlarına kadar peşimizi bırakmıyor.
Önümüzdeki aylarda Amerikalı işçilerin iş bırakma ve sokağa çıkma gibi
eylemlerle yurt dışındaki işçilere katıldıklarını görmeyi umut ediyoruz.
jacobin.com’un 25 Kasım 2022 tarihli sayfasında yayınlanan “As Inflation Ruins American Thanksgiving, Look Abroad to Find the Right Political Response” başlıklı makalesi Alınteri Çeviri Grubu tarafından Türkçeleştirilmiştir.
(*) Başlık tarafımızdan konulmuştur.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!