11 ilde milyonlarca emekçiyi etkileyen, son resmi verilere göre 50 bin 399 insanın ölümüne neden olan Maraş depremlerinin üzerinden 2 ay geçti. Halkın en büyük sorunu halen sağlıklı barınma koşullarına kavuşamamış olmak. Seralarda, kendi olanaklarıyla kurdukları derme çatma çadırlarda, hasarlı binalarda kalan, kalmak zorunda bırakılan emekçileri üstüne bir de işsizlik, yokluk ve yoksulluğun en koyu rengi vuruyor. Milyonlarca emekçi yaşadıkları kentlerini terketmek zorunda kaldı ve gittikleri yerlerde de ev ya da iş bulmak bir zulüm. Kalanlarsa her türlü hijyenden uzak şekilde ve kelimenin gerçek anlamıyla korkunç koşullarda yaşama tutunmaya çalışıyorlar. Üstüne bir de yüksek kanser riski bulunan asbestli molozların yaşam alanlarının dibine, tarım arazilerine, su yataklarına yakın yerlere dökülmesi belasıyla mücadele ediyor. Antakya’da olduğu gibi karşılarına jandarma çıkarılıyor, darbedilip gözaltına alınıyorlar.
Devletin halen çadır ulaştırmadığı, çadıra ulaşmanın bile aslanın ağzından ekmek almakla eşdeğer olduğu (yandaş değilsen!) bu koşullarda Maraş’tan çıkmayan ve rivayet odur ki oradan milletvekili adayı gösterilecek olan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu dün akşam bir çadırdaki iftara katılarak “ne büyük müjdeler” dedirtecek açıklamalar yaptı. Çin’den 65 bin katlanabilir konteyner getirteceklermiş!
Enkaz altındaki insanları çıkarmak için ortalıkta görünmedikleri günlerde ihale dağıtmakla meşgul olduklarını günler sonra sahneye fırlayıp “1 yıl süre verin hepinize ev yapacağım” demelerinden anladığımız ve her şeylerini kaybetmiş insanlara bu evleri ömürlük taksitlerle satacaklarını öğrendiğimiz iktidarın bakanı Soylu, deprem nedeniyle 2 milyon 650 bin kişinin çadırlarda yaşadığını açıkladı. Soylu depremden etkilenen köylerdeki emekçiler için de Çin’den 65 bin katlanabilir konteyner getireceklerini bildirdi.
Pazarcık’ın Alevi köyleri günlerdir yaşadıkları ayrımcılığı anlatmaya çalışıyor. Soylu ve iktidarının umurunda mı bilinmez, ama bu “katlanabilir konteynerlerin” nasıl dağıtılacağı daha şimdiden büyük bir soru işareti.
Çadırlardan konteynerlere, iftarlardan aşevine, çocukların çadır ve konteyner kentlerde eğitilmesinden sağlığa, tuvaletlerin temizliğinden banyolara, çamaşır, kurutma makinelerine kadar en ince detaylarla ilgilendiklerini söylüyor Soylu. Ama mesela “Çadır ya da konteyner gibi yaşamanın eza olduğu çözümler yerine neden sayısını bile bilmediğimiz devlet konutu, misafirhane, tarikat ve cemaatlere tahsis edilen kurs binası, dahası 2 milyona yakın boş konut, en azından vaadedilen o ‘güvenli kentler’ kurulana kadar kira bedeli vs. de olmaksızın depremzedelere tahsis edilmiyor?” gibi bir noktaya gelmiyor açıklamaları.
Oysaki bu denli büyük bir depremin felakete dönüşmesinin trajik boyutlarından biri, ölmekten kurtulanların yaralarını sarabilecekleri insana yaraşır koşullarda yaşamalarını sağlamaktır. Yakınlarını, kentlerini, işlerini kaybederek büyük acılarla sarsılan bu insanlara en azından kendilerini toparlayacakları zamana kadar karşılıksız ekonomik destek sunmaktır. Her yere milyarlar akıtan iktidar, sıra buna gelince para bulamıyor. İşsiz kalan depremzedeleri ekmeğe bile yetmeyecek bir 133 liraya mahkum etmeyi övünme kaynağı yapabiliyor, bunu büyük bir destek diye pazarlayabiliyor. Yandaş patronlara verilen hibeler ya da yap-işlet-devret modeliyle yapılan hastane-yol-köprü kiralarının bir yıllık ödemesinin yapılmaması bile birçok sorunu çözer oysaki. Fakat bırakalım bunu, o bölgedeki emekçilerin borçlarını silmeye bile yanaşmadı! Dahası verilen sembolik yardımlara bile hesaba yatırılır yatırılmaz vergi daireleri, bankalar ve enerji şirketleri el koydu.
Saymakla bitmez bunların “zalimlikleri”!
Soylu gibilerinin halen ortalıkta dolaşarak günler sonra kurulan çadırlarla ya da Çin’den alınacak “katlanır konteynerlerle” övünebilmesiyse tek kelimeyle “acı”. Acı, çünkü hesap vermeden zeytinyağı gibi su yüzüne çıkabiliyorlar. Bunun bu kadar kolay olmayacağı günlerse er ya da geç gelecektir. Hesap defteri sandıkta da değil, asıl olarak tüm bu muamelelere karşı duracak halkın isyanıyda kapanacaktır. Er ya da geç…
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!