“Nitelikli İşgücü Yasası”nın muradı nedir?



Almanya’da Nitelikli İş Gücü Yasası, federal parlamentoda kabul edildi.


YAŞANACAK DÜNYA

Almanya’da işbaşındaki SPD-Yeşiller-FDP Hükümeti, geçen hafta üzerinde anlaşmaya varılan yeni Nitelikli İş Gücü Yasası’nı federal parlamentoda kabul etti.

Türkiye medyasında “Almanya kapılarını açıyor”, “Almanya’ya gitmek artık daha kolay” diye propaganda edilen yasanın arka plânına ise bilinçli olarak hiç değinilmedi.

Almanya sermayesi sözcüsü Alman İşverenler Birliği Başkanı’nın, “Nitelikli iş gücündeki akut açık, ekonomimizi ve refah düzeyimizi tehdit ediyor” diyerek hükümete tam destek vermesinin ucuz işgücü çekme amacını taşıdığından söz eden de doğal olarak olmadı.

Neden bu yasa?

Almanya’nın uzun yıllardır “nitelikli işgücü açığı” bahanesiyle Almanya’daki emekçilerle dışardan gelen ucuz işgücü arasında rekabeti körüklediği biliniyor. Buradan işçi ve emekçiler birbirine karşı kışkırtıyor. Mesleklerde ve hizmetlerde kalite ise hızla aşağılara çekiliyor. Yeni gelen emekçilerde nitelikler, diploma ve mesleki tecrübe, yeterli Almanca istendiği söylenirken pratikte ucuz işgücü istemek asli muradları oluyor.

Öyle ki, daha önceki yıllarda yurtdışından Almanya’ya çalışmak üzere gelenlerden istenen meslek ve diploma denkliği ve bu denklik çerçevesine Almanya’daki mesleki standartlarda seviyenin yükseltilmesi çoktan bir yana atıldı. Federal Çalışma Bakanı Hubertus Heil’in sorarsanız ise yasayla “tarih yazıldı.”

Mecliste yapılan oylamada muhafazakar Hristiyan Demokrat Birlik (CDU/CSU) bunun bir “aldatmaca paketi” olduğunu söyleyerek, faşist Almanya için Alternatif (AfD) partisi tamamen ırkçı damarlarından dolayı yasaya karşı oy kullandı.

Mesleki teşviğe bütçe ayırmaktansa, ucuz işgücü çekmek

Almanya’ya yeni gelen ve gelecek olan nitelikli işgücünün belli bir ön hazırlık yapılmadan hemen normal çalışan gibi çalıştırılmaya başlanması da en azından bazı sektörlerde sorunlar yaratabiliyor. Bu aynı zamanda yeni gelecek olan emekçiler için mesleki anlamda yeni harcamaların yapılmasının da önünü kapatıyor. Bu oylama sırasında çekimser kalan Sol Partinin (Die Linke) içerisindeki ilerici milletvekillerinin dikkat çektikleri ciddi bir olgu.

Özellikle yüksek nitelik isteyen mesleklerde devletin meslek geliştirmeyi teşvik etmeye para harcamaktansa insanlara düşük ücretli işlerde çalışmayı dayatıyor. Almanya’da var olan uzun süreli işsizler ve nitelikli işgücü katagorisindeki emekçiler için devlet kasasından bütçe ayırıp kurslara gönderme yerine başka ülkelerin yetiştirdiği nitelikli ucuz işgücünü getirmek sermayeye daha cazip geliyor. Yeni gelenler Almanya’daki standartların da altında, düşük ücretlerle çalıştırılıyor.

Mülteciler ucuz işgücü deposu haline getiriliyor.

Yasayla 29 Mart’tan önce Almanya’ya gelip iltica başvurusunda bulunan mültecilere de başvurularının durumundan bağımsız olarak çalışma müsaadesi verilmesi onaylandı. Bu ilk bakışta mülteci kamplarında sadece bekleyen, ekonomik ve sosyal yaşama katılamayarak ekonomik sorunlarla boğuşan mülteciler açısından olumlu bir şey gibi gözüküyor. Fakat Almanya’ya gelen ve mülteci kamplarına doldurulan mülteciler oturumları olmamasının da etkisiyle en altlarda ağır koşullardaki işlerde zaten çalışıyorlardı. Kendi ülkelerindeki eğitimleri meslekleri de hiçbir biçimde gözönüne alınmıyordu. Bu sadece yasaya döküldü. Böylece mültecilerin düşük ücretli, güvencesiz işlerde yaygın bir şekilde kullanılmasının kapıları sonuna kadar açıldı.

Bir tarafta nitelikli işgücünden söz edilirken diğer tarafta nitelikli olup olmadığına bakılmaksızın mültecilere de geniş çerçevede çalışma izni verilmesi, asıl maksadın ülkede nitelikli işgücünden ziyade işgücü sayısını yüksek tutmak olduğu gerçeğini ortaya koyuyor. Zaten Alman sermayesinin pek çok temsilcisi, asıl olanın ülkedeki işgücü sayısının düşürülmesi olduğunu ifade ediyor. Bu, birbiriyle rekabet içinde olan, ücretlerin kolay bir şekilde düşürülmesine imkan sağlayan işçi-işsiz- düşük ücretli işgücünün korunmak istendiği anlamına geliyor.

Demografi sorunu denilerek ücretli köleliği yaygınlaştırma

Almanya’nın göç yasasıyla yurtdışından nitelikli işgücü istemi son 20 yılı aşkın bir süredir gündemde tutuluyor. İlk başta asıl olarak yüksek teknoloji alanında nitelikli işgücü açığının karşılanması denilerek bilgisayar programcıları ve teknoloji alanı çalışanları ucuz işgücü olarak ülkeye çekildi.

Fakat giderek başta sağlık sektörü, yaşlı ve çocuk bakıcısı, posta dağıtımı ve havaalanlarında valiz taşıma, yer temizliği gibi alanlar da “kalifiye işgücü” denilerek ülkeye çekilmeye çalışıldı.

Almanya’da nüfustaki azalma, yaşlı nüfusun her yıl katlanarak artması ve doğum oranlarının her yıl biraz daha düşmesi gibi nedenlerle Almanya tekelleri dışardan gelecek ucuz ve genç işgücüne daha fazla ihtiyaç duyuyor. Bunu yaparken yerli-göçmen, eski gelen göçmenlerle-yeni gelenler arasındaki rekabeti körükleyerek emekçiler arasındaki bölünme ve düşmanlaşmayı körüklüyor.

Yerli göçmen, eski gelenler yeni gelen göçmenler, mültecilerle oturum hakkı olanların emekçilerin birliği perspektifi ile kardeşleşme köprüsünün yaratılması, sınıf kardeşliğinin büyütülme mücadelesi, sermayenin yeni yasalarıyla daha fazla yakıcılaşıyor.