1 Mayıs: Dünyayı İstiyoruz, Kırıntı Değil!



1 Mayıs, insanın insan üzerindeki zulüm ve baskısını ortadan kaldıracakları, milyarlarca insanın açlık, yoksulluk ve özgürlük yoksunluğundan elbirliğiyle kurtulacağı, emeğin ve kardeşliğin dünyasını, barış ve özgürlüğün dünyasını kuracakları günlerin başlangıcı olsun


Leyla Sander

1 Mayıs’ın gerçek anlamına, politik içeriğine odaklanıyoruz.

Sınırların ve sınıfların ortadan kaldırıldığı yeni bir dünyanın, komünizmin özgürlük dünyasının burçlarına ulaşmak için en hızlı koşan proletaryanın eylemiyle yarattığı 1 Mayıs’ı geçmişi ve geleceğiyle konuşuyoruz. Doğuşuna yol açan koşullar ile günümüzdeki koşullar arasındaki farklara rağmen 1 Mayıs’ın enternasyonal özü hiç değişmedi, aksine önemi daha da büyüdü. Çünkü uluslararası proletarya dünya çapında muazzam sayılara ulaştı, sendikal ve siyasal örgütlenmesinin aciliyeti katlandı.

1 Mayıs’ın politik içeriği nedir?

İşçi sınıfının birlik, dayanışma ve mücadele günü 1 Mayıs, sınıf bilinçli proletaryanın güncel talepleri ve geleceği için savaşımın toplandığı en anlamlı gündür. Sekiz saatlik işgünü mücadelesinin filizlendirdiği, iş bırakma gününe dönüşen 1 Mayıs, bu hedefin ve işçi sınıfının insanca yaşama hakkının kararlı savunucusu olarak dünya ölçeğinde yayıldı.

1 Mayıs işçi sınıfının burjuvaziye gücünü gösterdiği, kendi gücünün bilincine vardığı gündür. Kan ve terle, büyük bedeller ödeyerek kazandığı 1 Mayıs’ta sokaklara çıkıp alanlarda taleplerini ve özlemlerini haykırdığı, gösteriler sırasında duyumsanan özgürlük tutkusu ete kemiğe bürünecektir.

Rosa Luxemburg, “İşçilere, kararlaştırdıkları bir anda, kitle halinde işi bırakmaktan daha fazla cesaret ve kendi gücüne güven duygusunu ne verebilirdi? Fabrikaların ve atölyelerin ebedi kölelerine, kendi öz birliklerini toplamaktan daha fazla ne cesaret verebilirdi?” diyor. Bunun anlamını en iyi işçi sınıfı bilir!..

*

Burjuvazi ve proletarya olarak iki temel sınıfa bölünmüş dünyada, bir yanda çok düşük ücretlerle ağır işlerde yük hayvanı gibi çalıştırılarak ömür tüketenler, emek güçleriyle bütün zenginlikleri yarattıkları halde emeklerinin ürününe asla ulaşamayanlar… Kapitalizmin çok yönlü boyunduruğu altında soluk almaya çalışanlar…

Diğer yanda sömürü ve yağmayla semiren, güçlenip zenginleştikçe daha da genişlemeye ve büyümeye koşullu kapitalizm ve burjuvazi. Onun hizmetindeki devletler, hükümetler ve ordular… Dünyanın zapt edilmemiş tek bir köşesini bırakmamış, en ücra kırları, okyanusları ve uzayı dahi egemenliği altına almış emperyalizm.

*

1 Mayıs’ın ‘BİRLİK‘ vurgusu, uluslararası proletaryanın ancak birlik içinde zafere ulaşabileceğinin altını çizer. Birlik hayatidir. Çünkü örgütlü emek kapitalizm ve sermayenin en büyük korkusudur. Renk, ırk, milliyet ve cins ayrımlarının tali kalması gereken bu muazzam ordu dünya çapında eşitlik, özgürlük ve insanca bir yaşam mücadelesinde en geniş birlik ruhu ve eylemiyle saflarını güçlendirirse başarıya ulaşır

1 Mayıs’ın anlamını tanımlayan temel unsurlardan bir diğeri ‘DAYANIŞMA da işçi sınıfının birliği kadar önemli bir boyuttur. Birliğin kurulup pekiştirilmesi, dünyanın farklı coğrafyalarındaki işçi ve emekçilere ulaşılması, enternasyonal mücadelenin yoldaşça yürütülmesi için eksiklikler, boşluklar ancak dayanışma içinde olunursa doldurulabilir. Kapitalizmi ve onun yarattığı eşitsizlikleri kökten yok edecek öncü bir sınıf olarak proletarya kendi içinde olduğu kadar kapitalizm tarafından dışlanan, ötekileştirilen ve aşağılanan tüm diğer ezilen katmanları da bayrağı altında toplama yeteneğine sahiptir. Bunların başında da emperyalizmin boyunduruğu altında inleyen sömürge ve yarı sömürge halklarıyla varlıkları dahi inkar edilen, yok sayılan uluslar ve ulusal azınlıklar gelir.

Kapitalizmin egemenliğine ancak aralıksız bir ‘MÜCADELE’yle son verilebilir. Emperyalizm, egemen burjuvazi ve yardakçıları keyfini sürdükleri zenginlikleri gönüllü olarak terketmeyecek, üretim araçlarını bırakmayacak, kölece bir çalışma ve yaşama mahkum ettikleri ve dibine kadar sömürdükleri geniş yığınların koşullarını bir nebze olsun iyileştirmeyecektir. İşçi sınıfı “bir nebze”nin derdinde değil artık, kırıntılarla yetinmiyor, onlar dünyayı istiyor! Devrime odaklanan mücadele, bu özelliğini konuşturup güçlendirebilmek için attığı her adımda burjuvazi ve ezilenlerin sınıf çıkarlarını esas alıp onun çizdiği icazet sınırlarını tanımama iradesi ve cesareti demektir.

İşçi sınıfı 1 Mayıs 2022’yi de aynı bilinçle karşılayacak ve kutlayacak: İnsanın insan üzerindeki zulüm ve baskısını ortadan kaldıracakları, milyarlarca insanın açlık, yoksulluk ve özgürlük yoksunluğundan elbirliğiyle kurtulacağı, emeğin ve kardeşliğin dünyasını, barış ve özgürlüğün dünyasını kuracakları günlerin başlangıcı olarak…

Dolayısıyla bütün bunları gerçek kılabilmek için işçi sınıfı ne BİRLİK’ten vazgeçebilir ne DAYANIŞMA’dan ne de MÜCADELE’den!

Bu yazı Alınteri‘nin 26 Nisan 2022 tarihli sayfasında “1 Mayıs: Proletaryanın tarihsel belleği” başlığıyla yayınlandı.