Beşiktaş’ta 16 katlı binanın eksi 1 ve eksi 2’inci katlarında faaliyet gösteren Masquerade isimli gece kulübünde yapılan tadilat sırasında alınmayan önlemler, yapılmayan denetimler yüzünden yaşanan ve 29 işçinin ölümüne neden olan yangına ilişkin İstanbul 33’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek davanın ilk duruşması bugün.
İddianamede yargılanan 9 sanık hakkında “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olmak” suçundan 2 yıl 8’er aydan 22,5’ar yıla kadar hapis cezası talep edildi. Tespit dilen sayısız usulsüzlüğe rağmen sorumlular “olası kast”tan değil, “taksirle öldürmek” suçundan yargılanıyor. Taksirle öldürme suçu, “failin, dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmediği durumlarda neticesini öngörmeden oluşacak suçu teşkil eden fiilleri gerçekleştirmesidir” anlamına geliyor, oysa faciaya ilişkin bilirkişi raporları, alınan izinlerdeki usulsüzlükler, yapılmayan denetimler, üretim baskısı vs. birçok veri bu ölümlerin “olası kastla” yani “Fiilin neticesinin öngörülmesine rağmen olursa olsun motivasyonu ile suçun işlenmesini, neticenin kabullenilmesi”ylegerçekleştirildiğini gösteriyor.
Aileler üzerinde baskı
Hayatını kaybeden işçilerin ailelerinin avukatı Ahmet Ergin, işyeri sahiplerinin işçilerin ailelerini şikâyetlerini geri çekmeleri konusunda ikna etmeye çalıştıklarını belirterek, “Kimi ailelerin bir şekilde ikna edilmeye çalışıldığı, şikâyetin geri çekilmesine yönelik bir çabanın olduğu, başka yerlerde iş verildiği, diğer çalışanların tanıklıkların engellenmeye çalışıldığını duyuyoruz. Tanıkları bu şekilde etkilemeye çalışıyorlar ama burada şikayete bağlı bir suç yok” ifadelerini kullandı.
Mevzuata aykırı rapor
Gece kulübü yangınıyla gündeme gelen ve 16 katlı binanın eksi 1’inci ve eksi 2’nci katında bulunan gece kulübü yıllar önce ilk olarak sinema, tiyatro salonu olarak planlanırken 1987 yılında “Yangın bakımından tetkik edilen iş yerlerine ait muayene raporu” ile Beşiktaş Belediyesi tarafından ruhsatlandırıldı. Bu ruhsatın ardından sürekli el değiştiren gece kulübü için itfaiye muayenesi gerek görülmedi. Gece kulübü için yalnızca 2006 yılında itfaiye raporu alındı. İstanbul Valiliği, bu raporun mevzuata aykırı hazırlandığını açıkladı. Raporun mevzuata aykırı olarak düzenlendiğinin açıklanmasına rağmen yeni bir rapor da hazırlanmadı. Mevzuat gereği 3 ayrı kapısının olması gereken gece kulübünde bu gereklilik sağlanmadığı da ortaya çıktı.
“Şikâyete bağlı suç yok”
Ölen işçilerin ailelerinin avukatlarından Avukat Ahmet Ergin davanın ülkedeki bütün toplu iş cinayetleri davasında olduğu gibi “olası kast” yerine “bilinçli taksirden” sanıkların cezalandırılması istemiyle açılmış bir dava olduğunu belirtti. Yaşanan ihmalleri sıralayan avukat Ergin, olası kast suçlamasının tartışılması gerektiğini dile getirirken ayrıca iddianamenin yetersiz olduğuna dikkat çekti.
Ergin istenen cezaların yatar sürelerinin düşük olduğunu belirterek “İtfaiye raporunun bile olmaması, tadilat ruhsatının olmaması, çalışmayla ilgili hiçbir prosedürün yerine getirilmemesi, yangın söndürme tüpünün olmaması, üç tane yangın çıkış kapısının olması gerekmesine rağmen olmaması, kullanılan malzeme düşünüldüğünde olası kastın da tartışılması gerekiyor. Cezalar üst sınırdan bile verilse, kaç kişi ölürse ölsün, 22,5 yılla sınırlı oluyor. Yatarı da çok daha düşük oluyor. Yeterince her şeyi irdelemiş bir iddianame değil” dedi
”‘Bizim suçumuz yok’ dediler”
Gece kulübü yangınında hayatını kaybeden işçilerden Gökhan Akbulut’un abisi Yusuf Akbulut olayın basit bir kaza olmadığını söyleyerek, “İçeride olan gece kulübü sahiplerinden birinin abisi taziye için geldi, ‘Bizim suçumuz yok’ dedi. Neden önlem almadıklarını sorduk, lafı değiştirmeye çalıştı. İhmalden kaynaklı yaşanan bu olayın böyle kalmasını istemiyoruz, sorumluların cezalandırılmasını istiyoruz” diye konuştu.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!