Çayırhan Direnişinden Notlar…



Ankara’da İşçi-Emekçi Buluşması’nı örgütleyen kurumlar Çayırhan Termik Santrali Kömür Maden işçilerine dayanışma ziyareti gerçekleştirdi. Aralarında Alınteri’nin de bulunduğu kurumların ziyaretinden bazı gözlemleri paylaşıyoruz


Alınteri Ankara muhabirinin direniş alanına yapılan ziyaretteki gözlemleri

Ankara’da 17 Kasım İşçi-Emekçi Buluşması’nı örgütleyen kurumlardan Alınteri, Ankara İşçi Meclisi, BDSP, Devrimci Parti, Düşünceye Özgürlük Girişimi, HDK Emek Meclisi, DEM Parti, Demokratik Alevi Derneği (DAD) ve SYKP olarak özelleştirme yağması ve tüm işçi haklarının gasp edilmesine karşı başlayan direnişin 3’üncü günü olan dün Çayırhan maden sahasını ziyaret ettik.

Yaklaşık 2 saatlik bir yolculuktan sonra ulaştığımız Çayırhan maden ve termik santrali işçilerinin direniş alanındaki düzenleme ilk olarak gözümüze çarptı. Direnişçi madenciler bir tarafta, eşleri ve çocukları diğer tarafta oturacak şekilde düzenlenmişti alan.

Bütün bir sahanın arazileri, işletmeleriyle özelleştirilmesine ve bunun için hazırlanan protokolde işçilerin haklarına tek bir satırla bile olsa yer verilmemesine karşı 3 gündür hem maden içinde hem maden alanında süren direnişin sadece işçilerle değil çocukları, eşleriyle birlikte yürütülüyor olması kazanmak açısından kilit bir yerde duruyor.

Direniş alanına madenci eşleri yani kadınlar ve çocuklar her gün saat 11:00’de gelip akşam üzeri saat 16:00’da evlerine gidiyorlar. Kreşe ve okula giden çocuklar da anneleriyle direniş alanına geliyor.

Orada geçirdiğimiz zaman dilimi çok kısıtlı olmasına rağmen hem direnişçi işçilerle hem kadınlar ve çocuklarla iletişim kurmaya çalıştık.

Direne direne kazanacağız!

Konuşabildiğimiz madenci eşi kadınlar özelleştirmelere karşı olduklarını, bu nedenle çocuklarıyla birlikte eşlerinin direnişini sahiplendiklerini, özelleştirmeden vazgeçilmezse yaşamlarının alt-üst olacağını ve kendilerini özellikle bu kış günlerinde zor günlerin beklediğini ifade ettiler. Kadınlar, özelleştirmeden vazgeçilmesi için sonuna kadar eşlerinin yanında olacaklarını vurguladılar. Çocuklar ise “Babamız işinden olmasın, biz özelleştirmeyi istemiyoruz” diyorlar.

Alanda bulunan bütün direnişçi işçiler ve ailelerinin tek başına işçi haklarıyla sınırlı bir yaklaşımla değil, özelleştirmenin tüm sonuçlarına karşı direnişe geçtiklerini ve sonuna kadar gitmekte kararlı olduklarını anlıyoruz. Özelleştirmenin diğer sonuçlarının yanı sıra işsizler, yoksullar, açlar ordusuna 2 bin 700 işçinin eklenmesi, aileleriyle birlikte 7 binden fazla insan anlamına geldiğini, bunun aynı zamanda o havzadaki esnaftan diğer mesleklere tüm bir halkı etkileyeceğini biliyorlar.

Madenciler mevcut haklarını kaybetmek istemiyorlar

Bir işçiyle konuşurken şunları ifade etti:

Biz çalıştığımız şirketten memnunuz. Ücretlerimiz, koşullarımız bizi tatmin ediyor. Birçok arkadaşımızın ailesi lojman imkânından yararlanıyor. Özelleştirmeyle birlikte yani biz bunu kabul edip sesimizi çıkarmaz isek bütün bu imkânlar elimizden alınmış olacak. Belki de buradan taşınmak zorunda kalacağız. Şu an bizim ailelerimizle birlikte bir yaşam standardımız var. Onu kaybetmek istemiyoruz. İşimizi seviyoruz. Çalışmaya özelleştirme olmadan devam etmek istiyoruz.

Evet, maden işçileri kazanılmış haklarını ve yaşam standartlarını kaybetmemek, çocuklarının geleceğinin karatılmaması, eşlerinin yoksulluğu ve açlığı mutfakta daha fazla yaşamaması için direniyorlar.

Sendikalar şimdiye kadar nasıl bir tutum içindeydi?

İşçiler direnişte kararlı kararlı olmasına, fakat şu nokta yanıtlanmayı bekliyor: Özelleştirme tartışmaları ne zaman başladı, ne kadardır devam ediyor, maden işçilerinin üyesi oldukları sendikaları özelleştirme tartışmaları ya da görüşmeleri devam ederken işçileri bilgilendirdi mi? Bilgilendirdiyse nasıl bilgilendirme yaptı? Neden bu direniş üç gün önce başladı da daha önce başlamadı ya da hiçbir açıklama yapılmadı? Yapıldıysa neden kamuoyuna yansımadı? Yaptıkları yapacaklarının garantisi mi olacak? Türk İş Konfederasyonu’na bağlı Genel Maden İş nasıl bir sendika?

Bu açıdan da Çayırhan maden ve termik sahasındaki sendikaların sicilleri bu soruların yanıtı açısından epey kabarık. Bu açıdan da yaptıklarının yapacaklarının teminatı olmamasını dilerim.

Soma’da onlar vardı!

Türk İş Konfederasyonu’na bağlı Genel Maden İş’in geçmişi maden işçileri ve işçi sınıfı adına karanlıktır, kirlidir, eli kanlıdır. Bunun için Soma Katliamı’na bakmak yeterlidir. Soma A.Ş.’de Genel Maden İş örgütlüydü. Katliamın yaşandığı ocakta işçi sağlığı ve iş güvenliğine dair önlemlerin alınmadığına dair sayısız rapor olmasına rağmen bu sendikanın yöneticileri bir defa olsun bırakalım tepki göstermeyi denetimler bile gerçekleştirmemişti. İşletme yönetimiyle kankalık ilişkisi kuran bu küçük ağalar oraya geldiklerinde yukarda çay içip ayrılmışlardı!  

Bu açıdan madencilerin kanında elleri vardı ve yargılanmaları gereken faillerden biri de onlardı! Örnekler çoğaltılabilir. İliç’te dokuz, Şirvan’da üç, Afşin’de on üç işçinin ölümünde de sorumlulukları vardır. Bunları asla unutmamak gerekiyor.   

Genel Maden İş özelleştirmelere karşı gerçekten sonuna kadar direnecek mi?

Bunları hatırladıktan sonra sormamız gereken soru şu olmalı: Madenci işçiler ve aileleri gerçekten özelleştirmeye karşı direniştedir, bundan kuşkumuz yok. Ancak Türk İş’e bağlı Genel Maden İş gerçekten direnişe işçilerle birlikte sonuna kadar devam edecek mi, bu kararlılığı gösterebilecek mi? Yoksa birkaç gün sonra ya da ilerleyen günlerde işçilerin haklarının gasp edilmesini sağlayacak o belgeye imza atıp “Ne yapalım, yapabileceğimiz bu kadardı” deyip direnişi bitirdiklerini mi açıklayacak?  

Hatırlarsınız 2009 sonu 2010 başında TEKEL’de de özelleştirmelerin iptal edilmesi için 5 bin işçi Ankara Sakarya Caddesi’nde Türk İş Genel merkezi önünde yanılmıyorsam 75 gün süren görkemli bir direniş sürdürmüştü. Direniş sonunda Türk-İş ve bağlı sendikalar tarafından alenen satılmışlardı. İlerleyen günlerde Çayırhan Maden ve Termik işçilerinin akıbetinin Türk İş’e bağlı Maden İş ya da TESİŞ tarafından nereye kadar nasıl götüreceğini göreceğiz.

Ne yapılması gerekir?

Bütün bunlardan bağımsız olarak Çayırhan Maden ve Termik santrali işçilerinin aileleri ve çocuklarının direnişin parçası haline gelmeleri çok anlamlı.

Fakat Nallıhan halkının, esnafının, işçisinin, emekçisinin direnişi sahiplenmesini sağlamak, Nallıhan içinde direnişi anlatmak için direnişteki madenci ailelerine ve yakınlarına çok iş düşmektedir. Nallıhan’da bulunan emek ve demokrasi bileşenlerinin Nallıhan halkının ve esnafının dikkatini direnişe çekmek ve dayanışmayı örmek için faaliyetlerde bulunmaları elzemdir.

Bu direniş asla bu sendikanın insafına bırakılmalı, Nallıhan halkı direnişi sahiplenmeli, direnişin sesi Ankara’nın merkezinde yükseltilmeli, dayanışma örülmelidir.