Yenidoğan Çetesi Davası ve Sağlıkta Dönüşümün İflası



Bu dava piyasa odaklı sağlık politikalarının yalnızca bireyleri değil toplumun tüm yapısını nasıl çürüttüğünü gösteren ibretlik bir örnek olarak tarihe geçmiştir


Cumhuriyet tarihinin en büyük sağlık skandallarından biri olarak kayıtlara geçen Yenidoğan Çetesi Davası, toplum vicdanında derin yaralar açarken Türkiye’nin sağlık sistemindeki yapısal sorunları bir kez daha gözler önüne serdi. Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ikinci duruşma, özel hastanelerin yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde ticari çıkarlar uğruna bebek ölümlerine neden olmasını ele aldı. 47 sanığın yargılandığı dava, bireysel suçların ötesinde piyasa merkezli sağlık politikalarının yarattığı çöküşün somut bir örneğidir.

Etik Kriz ve Toplum Vicdanı

Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve İstanbul Tabip Odası (İTO), davanın görüldüğü Bakırköy Adliyesi önünde düzenledikleri basın açıklamasıyla skandalın yalnızca bireysel ahlak yoksunluğuna indirgenemeyeceğini, sağlık sisteminin piyasa odaklı dönüşümünün bir sonucu olduğunu vurguladı. TTB Merkez Konseyi 2. Başkanı Dr. Pınar Saip açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Toplum vicdanında derin yaralar açan, hekimlere ve sağlık çalışanlarına olan güveni sarsan bu vahim olay, yalnızca bazı bireylerin suça karışmasından ibaret değildir. Bu, sağlık sistemimizin piyasa odaklı hale getirilmesinin kaçınılmaz bir sonucudur.”

Sağlıkta Dönüşüm: Çöküşün Mimarı

Basın açıklamasında özellikle Sağlıkta Dönüşüm Programı’na yöneltilen eleştiriler dikkat çekiciydi. Bu programın sağlığı bir hak olmaktan çıkararak ticari bir metaya dönüştürdüğü ve sağlık hizmetlerini “müşteri odaklı” hale getirdiği ifade edildi. Hastanelerin ticarethaneye, hastaların müşteriye, sağlık çalışanlarının ise piyasanın kölesine dönüştüğü bu sistem Yenidoğan Çetesi skandalının ana zeminini oluşturuyor.

“Sağlıkta Dönüşüm Programı, toplumun sağlığını değil, piyasanın kârını önceleyen bir anlayış getirmiştir. Yenidoğan skandalı, bu politikanın çöküşünün açık bir göstergesidir. Sağlıkta çetelerin olmadığı, eşit, ulaşılabilir ve ücretsiz bir sağlık sistemi kurulmalıdır.”

TTB’nin Mücadele Çağrısı: Yeni Bir Sağlık Sistemi

TTB “Başka Bir Sağlık Sistemi, Başka Bir Hekimlik Ortamı Mücadele Programı” kapsamında Şubat ayında İstanbul’dan Ankara’ya yapılacak bir yürüyüşle bu adaletsiz sisteme karşı sesini yükseltecek. 1 Mart 2025’te Ankara’da gerçekleşecek Büyük Hekim Buluşması yeni bir sağlık sisteminin inşası için somut adımların atılacağı önemli bir etkinlik olacak.

Dr. Pınar Saip açıklamasında toplum desteğinin önemine vurgu yaparak şu çağrıyı yaptı:

“Halkımızı ve tüm sağlık çalışanlarını bu sürece destek olmaya çağırıyoruz. Sağlık sistemimizin maddi ve insan kaynağı, yeni bir sistemi inşa etmeye yetecek durumdadır. Eksik olan, siyasi iradedir.”

Yenidoğan Çetesi Davası kapitalizmin sağlık sektöründe yarattığı derin çelişkilerin en acı sonuçlarından birini ortaya koyuyor. Sağlık hizmetlerinin metalaştırıldığı, piyasa mantığının hâkim olduğu bir sistemin toplum sağlığını değil kârı öncelemesi kaçınılmazdır. Bu dava piyasa odaklı sağlık politikalarının yalnızca bireyleri değil toplumun tüm yapısını nasıl çürüttüğünü gösteren ibretlik bir örnek olarak tarihe geçmiştir.

Bu noktada mevcut sağlık sistemine karşı alternatif bir modelin gerekliliği açıkça ortaya çıkmaktadır. Eşit, ücretsiz ve ulaşılabilir sağlık hizmeti talebi, yalnızca sağlık çalışanlarının değil tüm toplumun ortak çıkarıdır. Yenidoğan Çetesi Davası’nın adil bir sonuçla neticelenmesi, sadece suçluların cezalandırılması değil bu adaletsiz sistemin köklü bir biçimde değiştirilmesiyle mümkün olacaktır.