Poyraz Soysal
“Ağaç görmüş yakmışlar. Kanat görmüş kırmışlar. Şimdi de düşmüşler insan izine. Nerde insan, Nerde ışık, Vurmuşlar…” diyordu yıllar önce bu günlerde fiziken aramızdan ayrılan Hasan Hüseyin. Kırk yıl geçti. Şimdi vahşet daha dizginsiz. İnsan bireyci, vahşet örgütlü. Neoliberalizmin getirdiği yabancılaşmayla faşizmin yarattığı düşmanlaşma. Şairin “İnsan değil haşa bir yağmacı soyu bu” dediklerinin emrinde her şey tüketiliyor, her şey yok ediliyor. Gökyüzü ki, kuşlar onun kalbidir, gökyüzünün kalbini hedef alıyorlar.
Kedi, köpekten sonra beklenen oldu ve faşist/yaşam düşmanları gökyüzündeki güvercine taktı kafayı. “Güvercinler etrafı kirletiyor” diye güvercinlere karşı sosyal medyada kampanya girişiminde bulunuldu. Hep güvercin tedirginliğinde yaşamamızı isteyen, dahası “sinin” diye adeta buyruk salan bu barbarlar sürüsü, şahinleşip karşısına dikilinmediği sürece bu vahşi şımarıklığa devam edecek.
Çocukları kullandılar kedi/köpeğe karşı. Her gün geleceksizleştirilen, ucuz işgücü olarak çalıştırılan, her türlü barbarlığa maruz bırakılan çocukları. “Sokaklar onlar için güvenli olmalı” dediler. Oysa her köşesinde mafya, torbacı ve her türlü pislik barınan sokaklarda tek tehlike gördükleri köpekler oldu. Devlet gücünü de arkalarına alıp elbirliğiyle insan kalanlara ve sokak hayvanlarına çullanmaya başladılar. Oysa İzmir’de karşıdan karşıya geçmeye çalışan insanları yolda elektrik çarptı. Geçen hafta Kadıköy’de bir kişi ve köpeğine sokak direğinden elektrik çarptı. Köpek öldü. Yani bir çocuk da ölebilirdi orada. Ölen köpeğin canı insandan değersiz gibi türcü bir yaklaşımımız yok elbet ama “çocuklar sokakta yürüyemiyor” diye yaygara koparıp köpeklere nefret örgütleyenlerin sesi çıkmıyor bu tehlikeye. Demek ki dertleri sokakların güvenli olması değil.
Gerçek anlamda trajik. Bir ülkede canlılar ölümün her türüyle karşı karşıya. Denetimsizliğin, açgözlülüğün, yağmacılığın sonucu hayatımız adeta pamuk ipliğine bağlı. Yolda yürürken elektrik çarpıyor ötesi yok. Birileri hala daha fazla kan peşinde. Hayatımızın her anını tehlike yumağına çeviren sisteme tavır alamayıp dişini geçirdiğine kan kusturan bir çürümüşlük.
Yıllardır öngörülen uyarılar gerçek oluyor. İktidar hayvan katliam yasasını derinleştiriyor. Her zamanki riyakar politikasıyla, “zararlı hayvanlar” toplanacak dedi ama beklendiği gibi tüm canlılara savaş açtı. Şimdi evde bakılan hayvanlara bile ellerini uzatıyorlar. “Alın evinizde besleyin” nakaratını temcit pilavı gibi tekrarlıyorlardı ama evde bakılmasına bile müdahale ediyorlar. Toplumsal kutuplaşmanın keskinleşmesi daha doğrusu diri kalması için ateşe sürekli odun taşınıyor. Hayvan düşmanlığı da bunlardan biri.
Yıllarca doğayı talan etmek için doğasına sahip çıkan insanları katlettiler. Büyüknohutçu çifti ve doğasına sahip çıkan birçok insan bu katil sürüsünün yıldırma saldırılarında katledildi. Geçen hafta üzerine kayıtlı köpeklerini Altındağ Belediyesi’nin kanlı ellerine teslim etmeyen Necla teyze, aynı gece evinde yanarak can verdi. Bu hafta köpekleri tüftüf ile vurulup Karataş Barınağı’na götürülen gönüllüler, bu zulme dayanamayıp barınak önünde intihar girişiminde bulundu. İnsanların canına kastediyorlar. Yine de başaramadılar.
Doğasını sermayenin barbar iştahına teslim etmeyecek milyonlarca insan var. Tıpkı hayvan hakları savunucularına yönelik saldırıların hayvan severlerin sayısını azaltamayacağı gibi. Dünyayı bir çöle çevirmelerine izin vermeyeceğiz! Emekçiler olarak hayatı savunmaya devam edeceğiz! Onlara da kendi nefret ve açgözlülüklerinde boğulmak düşecek.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!