Mücadeleci Sendikalar: İşyerlerini, Fabrikaları, Sokakları Birleştirelim!



“Biz işçiler işyerlerimizde işi durdurarak ya da işe gitmeyerek üretimden gelen gücümüzü kullanarak süreci önemli ölçüde etkileyebiliriz”


İnşaat-İş, Çağrı-İş, Dev-Tekstil, Dev Yapı-İş, DGD-Sen, İnşaat-Sen, Limter-İş, Mağaza Market-Sen, Kataş-Sen, Yapı Yol-İş, OTİS, TOMİS ve Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’ndan oluşan Mücadeleci Sendikalar, İBB’ye yapılan operasyonla birlikte uzun zamandır biriken öfkenin sokaklara taştığından hareketle sürece dair bir değerlendirme ve çağrı yaptı. İşçi ve emekçi çeşitli toplumsal kesimlerde AKP-MHP iktidarının antidemokratik hak ve özgürlüklere dönük saldırısının yarattığı birikime değinildi.

Eylemlerde başı çeken üniversiteli gençliğin hedef haline getirildiği vurgulanarak gözaltı ve tutuklama furyasından özellikle onların etkilendiğine değinildi: “Eylemlerin başladığı andan itibaren kararlı ve mücadeleci tavırlarından dolayı üniversiteli gençler hedef haline geldi. Sermaye basınının, eylemleri yasaklayan valiliklerin ve kolluğun hedefindeki gençlere yönelik işkence ve şiddet görüntüleri topluma korku yaymak için basına servis edildi. Eylemlerde ya da ev baskınlarıyla gözaltına alınan gençler günlerce mahkemeye çıkarılmadan tutuldular. Hemen arkasından sendika yöneticileri, başkanları, basın emekçileri baskınlarla, gözaltı ve tutuklamalarla karşılaştı.”

Kadın cinayetleri başta olmak üzere iş cinayetlerine değinildikten sonra Şimşek programının yıkıcı sonuçlarının sergilendiği çağrıda “Bugün toplumun sokaklara taşan öfkesinin arkasında yoksulluğun ve yoksunluğun yıkıcılığı kadar güvencesiz, onur kırıcı bir yaşamın sıkılı kalan yumrukları da var” denildikten sonra örgütlenme ihtiyacının yakıcılığı vurgulanarak şunlar söylendi:

“Yaşanan bütün bu gelişmeler karşısında biz işçiler, eylemlerde yalnızca destek olanlar, katılanlar olarak değil tüm toplumsal kesimleri bir araya getirenler olarak sorumluluk almalıyız. Gençlerin işçi sınıfının disiplinine ve örgütlenme deneyimine ihtiyacı var. Sarı sendikaların ve konfederasyonların böyle bir dönemde sessiz kalmaları veya yasak savan tutumları kabul edilemez.

Biz işçiler işyerlerimizde işi durdurarak ya da işe gitmeyerek üretimden gelen gücümüzü kullanarak süreci önemli ölçüde etkileyebiliriz. Tüm yaratıcılığımızı kullanarak toplumsal tepkiyi üretim alanlarına taşıyacak yollar bulabiliriz. Her işyeri, her fabrika içine kapanan değil işyeri örgütlenmeleriyle dışarıyla bağ kuran, mücadele örnekleri yaratan, bu örnekleri dışarıya taşıyan, dışarıdaki mücadeleyle birleşen bir alan olmalıdır.

Sermaye sınıfı toplumun tüm kesimlerine savaş açtı. Ne kadar kuralsız ve acımasız olabileceklerini her fırsatta bizlere özellikle gösteriyorlar. Bu savaşa karşı alanlarda ya da bulunduğumuz her yerde tüm kesimlerle oluşturacağımız birliklerle karşı koyabilir, kazanabiliriz. Önümüzde sadece kendi hayatımızı değil bütün bir toplumun hayatını, geleceğini kurtarma sorumluluğu duruyor.

Biz işçiler tüm kesimleri bir araya getirebilecek tarihsel birikime, deneyime, disipline, öfkeye ve güce sahibiz.

İşyerlerini, fabrikaları, sokakları Birleştirelim!