Birleşik Tekstil Dokuma ve Deri İşçileri Sendikası (BİRTEK-SEN), tekstil sektöründeki krizle ilgili hazırladığı 17 sayfalık raporun özet sunumunu dün yaptığı basın toplantısıyla kamuoyuyla paylaştı.
Bölgede tekstil ve hazır giyim fabrikalarının yaygın olduğu 8 ilde (Gaziantep, Şanlıurfa, Mardin, Batman, Van, Malatya, Adıyaman, Kahramanmaraş), onlarca fabrikadan yüzlerce işçiyle görüşerek, ayrıca basında çıkan haberleri tarayıp resmi verilerden yararlanarak ve akademisyenlerin de katkısıyla hazırlanan raporun girişinde tekstil sektöründeki krizin patronlar ve yetkili sarı sendikaların belirttiğinin aksine asıl olarak işçileri etkilediğine vurgu yapıldı.
BİRTEK-SEN’den Tekstil Raporu
✅@birlesiktekstil “Tekstilde neler oluyor? Patronlar ne anlatıyor, işçiler ne yaşıyor?” başlıklı raporuyla yaşanan krizin işçiler açısından yarattığı ezici sonuçları ortaya koydu, örgütlenme çağrısında bulunduhttps://t.co/q7v1kRPrp1 pic.twitter.com/EsICKEQSbt
— Alınteri Gazetesi (@GazeteAlinteri3) August 1, 2025
Tekstilde uzunca bir süredir ciddi bir daralma ve büyük bir işçi kıyımı yaşandığı, işyerlerinin kapandığı, küçülmeye-daralmaya gidildiği, patronların üretimi Mısır başta olmak üzere başka adreslere kaydırdıkları, çoğunluğu tazminatsız olmak üzere on binlerce işçinin işsiz kaldığı belirtilen raporda şu bilgilere yer verildi:
Son 3 yıldır tekstil ve hazır giyim sektöründe ciddi bir daralma ve gözle görülür bir istihdam kaybı yaşanıyor. Tekstil sektörü özellikle son 1 yılda yaklaşık 110.000 istihdam kaybıyla daralmanın ve istihdam düşüşünün en çok yaşandığı sektör oldu. Yaşanan bu daralmayla birlikte tekstil ve hazır giyim patronlarının ve patron örgütlerinin ‘Tekstil sektörü alarm veriyor! Tekstil bitiyor! Eğer önlem alınmazsa tekstil sektörü tamamen yok olacak!’ şeklinde feveran eden açıklamaları da artmaya başladı.
Tekstil patronlarının son birkaç yıldır yaşanan daralmayı, kısmi üretim düşüşünü ve buna bağlı olarak Mısır başta olmak üzere yatırımların farklı ülkelere kayıyor olmasını, hükümetten yeni teşvikler koparmak ve işçileri daha düşük ücretle, daha ağır koşullarda çalışmaya ve daha çok taviz vermeye zorlamak için bir tehdit unsuru olarak kullandıkları belirtilen raporda patronlar cephesinden dile getirilenlere dair şunlar ifade edildi:
Patron örgütlerinin temsilcileri her ne kadar abartılı rakamlar kullansalar da tekstil ve hazır giyimde kriz ve ciddi bir daralma yaşandığı doğru. Sadece son bir yılda binlerce işyerinin kapanması ve on binlerce işçinin işten atılması bile ciddi bir daralma yaşandığını gösteriyor.
Tekstil ve hazır giyim patronları faizlerin artışı, işgücü ve hammadde maliyetlerinin yüksekliği, döviz kurunun baskılanması gibi faktörleri dile getirerek küresel rekabette zorlandıklarını söylüyorlar. Sözü edilen bu faktörlerin tekstilde yaşanan daralmayı etkilediğine şüphe yok. Ama tekstilde yaşanan durum hiç de patronların ve patron yandaşı sendikaların anlattığı gibi değil. Daralmanın asıl ağır bedeli yine işçilere ödetiliyor.
Türkiye’nin Bangladeş’i
Tekstil sektörünün ucuz emek, devlet desteği, denetimsizlik, yoğun işsiz nüfus gibi “olanaklar” nedeniyle uzun yıllardır bölgeye kaydığı, AKP iktidarının burayı Türkiye’nin Bangladeş’i yapma politikasının cazip tekliflerle de birleşerek sistematik bir nitelik kazandığı kaydedilen raporda şunlar kaydedildi:
Bölgeyi ucuz işgücü kaynağı olarak gören tekstil patronları devletten aldıkları süper teşviklerle, burayı işçiler için cehenneme, kendileri için cennete çeviriyor. Bölgedeki ucuz emeği fırsat bilip uluslararası tekellerle yaptıkları anlaşmalar sayesinde bu markalara üretim yapan patronlar, bir süredir markalardan aldıkları siparişleri kaybetmemek için işgücünün daha ucuz olduğu ülkelere de yatırım yapmaya başladı.
Türkiye’den Mısır’a gidiş ve sonuçları
Tekstil patronlarının bir kısmının buralardaki üretimlerine devam ederken işçilerin sömürüsü ve devlet desteğiyle biriktirdikleri sermayelerinin bir bölümünü de farklı ülkelere kaçırdıkları kaydedilen raporda, “Bir yandan Türkiye’deki üretime devam eden patronlar, öte yandan işgücünün, üretim maliyetinin daha ucuz ve vergi yükünün daha az olduğu ülkelere yatırım yapıyor ve bu durumu Türkiye’deki işçileri daha ucuza çalışmaya razı etmek için tehdit unsuru olarak kullanmaktan da geri durmuyor. Bu ülkelerin başında da Mısır geliyor. Türkiye’deki tekstil firmalarından Mısır’a yatırım yaparak fabrika kuran şirket sayısı 200’ü geçti” diye belirtildi.
Mısır’da tekstil sektöründe halihazırda ortalama ücretlerin 200 dolar civarında olduğu belirtilen raporda üretimin Türkiye’den Mısır’a kaydırılmasının sadece tekstille sınırlı olmadığı gibi yeni bir olgu da olmadığının altı çizildi ve şu bilgiler verildi:
Türkiye ile Mısır arasında 2005 yılında imzalanan serbest ticaret anlaşmasından sonra, zaten Türkiyeli patronlar Mısır’a yatırım yapmaya başlamıştı. Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek’in 2011’de devrilmesinin ardından 2012’den itibaren pek çok büyük şirket Mısır’a yatırımları hızlandırdı. Tekstil işkolunun yanı sıra Metal, Petro-Kimya, Gıda gibi sektörlerden de Türkiyeli patronlar Mısır’a yatırım yapıyor. 2007’de LC Waikiki ve Çalık, 2012’de Arçelik ve Hayat Kimya gibi büyük şirketler Mısır’a gitti ve bu şirketler İSO 500 içinde her sene Türkiye’deki sermayesini büyütüyor. Patronlar, ülkeler arası ücret farklılığını, Türkiye’deki ücretleri bastırmanın aracı olarak kullanıyorlar. 2012’den bu yana Türkiye’den şirketler Mısır’a yatırıma devam ediyor. Türkiye’deki tekstil ihracatının tavan yaptığı 2019-2022 arasında da Türkiyeli patronlar Mısır’a yatırımlara devam etti. 2022 sonrasında Türkiye’deki tekstil ihracatının düşüşe geçtiği dönemde de yatırımlar devam ediyor. Öyle ki, Türkiye ile Mısır arasındaki ticaret hacminin 15 Milyar Dolara çıkması hedefleniyor.
Türkiye’de tekstil ihracatının özellikle Kovid-19 Pandemi döneminde en yüksek seviyelerine ulaştığı, bu dönemde üretime ara verilmediği, salgın fabrikalarda yayılırken üretime tam gaz devam edildiği, AKP iktidarı ve patronların salgının ilk ortaya çıkıp yayıldığı Asya ülkelerindeki çöküşü ve dünya tedarik zincirlerindeki değişimi fırsata dönüştürdükleri, bunun başta tekstil olmak üzere emek yoğunluklu ve ihracata dayalı sektörlerin hızlı bir şekilde büyümesini sağladığı belirtildi.
Patronların pandemi dönemindeki acımasız sömürünün sonuçlarıyla övündükleri anlatılan raporda bir süredir yaşanan gerileyişin de dünyadaki gidişattan bağımsız olmadığı kaydedildi.
Bölgedeki sömürünün düzeyinin resmedildiği rapor, patronların iddialarının çürütülmesi ve gerçeklerin anlatılması, onların ve sendika bürokrasisinin yaklaşımlarının teşhiri ve talepleriyle devam etti.
Raporun son bölümünde sektördeki tablo özetlenip, örgütlenme çalışmalarının önündeki engellere işaret edilerek çözümün asıl olarak örgütlü mücadeleden geçtiği vurgulandı.
Raporda “Yüzbinlerce tekstil işçisinin en acil talepleri” başlığı altında şu taleplere yer verildi:
1- Kıdem tazminatını güvence altına alan yasal bir düzenleme derhal yapılmalıdır. Özellikle tekstil işkolunda tazminat hakkı neredeyse fiilen ortadan kalkmış durumdadır. Özellikle son birkaç yıldır tekstilde yaşanan daralmayı da fırsata çeviren patronlar işçilerin tazminat hakkını büyük oranda gasp etmiş durumdalar. Bölge illerinde, işten atmaların yaşandığı bütün fabrikalarda -birkaç istisna hariç- işçiler ya tamamen tazminatsız işten atılıyor ya da tazminatları çok küçük bir kısmı teklif ediliyor. Bu dayatmayı kabul etmeyen işçiler ise ahlaksız kodla atılmayı, avukat-mahkeme masrafları ve yıllarca mahkeme kapılarında beklemeyi göze almak zorunda kalıyor. İşçilerin bu çaresizliğini kullanan tekstil patronları neredeyse bütün fabrikalarda bu yolla işçilerin birikmiş ihbar ve tazminat haklarına çöküyorlar. O yüzden bu konuda derhal yasal düzenleme yapılmalı; işçi hangi gerekçeyle işten atılırsa atılsın, kıdem ve ihbar tazminatının aynı gün ödenmesini güvence altına alan bir yasal düzenleme acilen yapılmalıdır.
2-İşsizlik fonunun patronlara yağmalatılmasına derhal son verilmeli, fon sadece işsizler için kullanılmalı ve bütün işsizlerin iş bulana kadar yararlanacağı şekilde yeni bir düzenleme yapılmalıdır. İşsizlik Fonu’ndan bugüne kadar patronlara teşvik adı altında aktarılan bütün kaynaklar faiziyle tahsil edilip tekrar fona aktarılmalı ve fonun amacı dışında kullanımına derhal son verilmelidir.
3-İşçilerin sektördeki düşük ücret ve insanlık dışı çalışma koşullarına karşı sendikal örgütlenmesinin önündeki engeller kaldırılmalıdır. İşçilerin sendika seçme hakkı, grev hakkı gerçekten tanınmalı, işkolu barajı ve yetki itirazı gibi anti-demokratik engeller kaldırılmalı ve hukuksuz eylem ve grev yasaklarına son verilmelidir.
4-İşçiler üzerinde büyük bir tehdit ve işkence aracına dönüşen, işçilerin tazminatsız atılmasını düzenleyen ahlaksız kodlar tamamen kaldırılmalıdır. Sendikal nedenle işten atma başta olmak üzere, haksız nedenle işten atmalar yasaklanmalı, gerçek bir iş güvencesi için yasal düzenleme yapılmalıdır.
Raporun TAMAMINA BURADAN ulaşabilirsiniz.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!