Sofradaki Yangını Hiçbir İstatistik Gizleyemiyor



TÜİK’in eylül enflasyonu yüzde 33,29 olurken, aylık artış yüzde 3,23 ile ilk kez ENAG’a yaklaştı. Konut fiyatlarındaki yüzde 51,36’lık artış emekçileri vururken, resmi verilerle bağımsız ölçümler arasındaki uçurum sürüyor


Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 Eylül enflasyon verilerini açıkladı. Resmi rakamlara göre tüketici fiyat endeksi (TÜFE) aylık yüzde 3,23, yıllık ise yüzde 33,29 oldu. Bu oran, Ağustos ayındaki yüzde 32,95 yıllık enflasyondan yüksek. Yani enflasyon, iktidarın istediği gibi “düşmüyor”, tam tersine artıyor.

En dikkat çekici nokta ise TÜİK’in aylık enflasyon oranının ilk kez bağımsız Enflasyon Araştırma Grubu’nun (ENAG) verilerine yaklaşması oldu. ENAG, Eylül için aylık enflasyonu yüzde 3,79, yıllık enflasyonu ise yüzde 63,23 olarak açıkladı. TÜİK ile ENAG arasındaki makas yıllık bazda hâlâ uçurum gibi, yüzde 33’e karşı yüzde 63. Ama TÜİK’in aylık verileri bile artık “makyajlanamaz” hale geldiğinin işareti.

En Yüksek Artış Temel İhtiyaçlarda

TÜİK’in verilerine göre Eylül’de en yüksek artış, barınma kaleminde oldu: yüzde 51,36. Yani kira ve konut giderleri, emekçilerin belini bükmeye devam ediyor.

-Gıda ve alkolsüz içecekler yıllık yüzde 36,06, aylık yüzde 4,62 arttı.

-Ulaştırma yıllık yüzde 25,30, aylık yüzde 2,81 arttı.

-Konut yıllık yüzde 51,36, aylık yüzde 2,56 arttı.

Bu üç kalemin toplam etkisi, TÜFE’deki yıllık artışın neredeyse yarısını oluşturdu. Başka bir ifadeyle, emekçi halkın en temel ihtiyaçları -barınma, beslenme, ulaşım- en ağır darbeyi aldı.

Üstelik endekste kapsanan 143 temel başlıktan 113’ünde artış var. Yani halkın gündelik yaşamı için vazgeçilmez neredeyse tüm kalemlerde fiyatlar yükseldi.

İşlenmemiş gıda, enerji, alkollü içkiler, tütün ve altın hariç hesaplanan özel kapsamlı TÜFE de aylık yüzde 3,34, yıllık yüzde 32,86 arttı. Bu da şunu gösteriyor: “mevsimsel dalgalanmalar” bahanesiyle açıklanabilecek bir tablo yok; artış kalıcı, sistematik ve yapısal.

İstanbul’da Gerçek Daha Yakıcı

İstanbul Ticaret Odası (İTO) verilerine göre, İstanbul’da perakende fiyatlarda yıllık enflasyon yüzde 40,75, aylık yüzde 3,19 oldu. En sert artış eğitimde yaşandı: yalnızca bir ayda yüzde 24,26.

Çocuğunu okutmak isteyen işçi ve emekçiler, kırtasiye masrafından servis ücretine kadar fahiş fiyatlarla karşı karşıya. Bu tablo, eğitimin artık işçi sınıfı için bir hak değil, burjuvazinin belirlediği bir lüks haline getirildiğini gösteriyor.

ENAG verileriyle TÜİK verileri arasındaki uçurum, işçi sınıfının gerçeğini ortaya koyuyor. TÜİK, yıllık enflasyonu yüzde 33, ENAG ise yüzde 63 olarak açıklıyor. Halkın mutfak yangınına bakıldığında, kimin gerçeklere daha yakın olduğu ortada. Pazara çıkan, kiracı olan, servis ücreti ödeyen herkes bilir ki gerçek enflasyon ENAG’ın gösterdiği tabloya daha yakın.

TÜİK ile ENAG’ın aylık verilerde birbirine yaklaşması ise başka bir gerçeği açığa çıkarıyor: TÜİK’in rakam makyajı bile artık yetmiyor. Fiyatlardaki artış o kadar hızlı ki, resmi kurum bile “düşük gösterme” konusunda sıkışıyor.

Enflasyon Patronların Kâr Düzenidir

Enflasyon, sadece “ekonomik bir sorun” değil sermayenin işçi sınıfına dayattığı bir sömürü mekanizmasıdır. Patronlar artan maliyetleri bahane ederek fiyatları şişirirken, iktidar da TÜİK verileriyle gerçeği perdelemeye çalışıyor. Sonuç: işçi ücretleri buharlaşıyor, emekliler sefalet sınırında yaşamaya zorlanıyor, gençler eğitim hakkından mahrum bırakılıyor.

İktidarın ve TÜİK’in masallarında değil. Çözüm, örgütlü işçi mücadelesinde:

-Sefalet ücretlerine karşı gerçek ücret artışı talebi,

-Barınma ve eğitim hakkının savunulması,

-Fiyat zamlarına karşı sokakta örgütlü tepki,

-Patronların kâr düzenine karşı işçi sınıfının kendi sözünü söylemesi.

TÜİK’in masalları sofradaki yangını gizleyemez! 

İşçi ve emekçilerin gerçek kurtuluşu, kendi örgütlü gücünü ortaya koymasındadır.