Henri Barbusse
Başka ülkelerde Moskova’dan gelen bu rakamlara güvenmek son derece zor bir işti. İnsanlar, “Bunlara inanmak için kör bir fanatik olmak gerekir!” diyorlardı.
Bazıları şöyle diyordu:
Beş Yıllık Plan’ın rakamları yanlış olmalı, çünkü çok yüksek. Ulusal kaynakların bu şekilde değişmesi ancak top ateşi tehdidi altında bir savaş döneminde mümkün olabilir.
1928’de (şu anda konuşan ben, Barbusse), “Şu anda uygulanmakta olan Beş Yıllık Plan’da mesele, bürokratların ve aydınların rakamlar ve kelimeler üzerine spekülasyonları değil sonuçları belli olan bir program olmasıydı; Devlet Planı’ndaki rakamlar gösterge olmaktan çok başarılmış zaferler olarak görülmelidir” diye yazmış ve şöyle bitirmiştim:
Bolşevikler bize Sovyet sanayisinin 1931 yılına kadar yüzde 8 artacağı, 7.000.000.000 ruble yatırım yapılmış olacağı, hidro-elektrik santrallerinin 3.500.000 kilovat güce ulaşacağı, vs… garantisini verdiklerinde… ekonomik canlanma, hidroelektrik santrallerinin 3.500.000 kilovat güce ulaşması vb. şeylerin çoktan gerçekleştiğini kabul etmeliyiz…
…Şimdi eğer belirtilen tarihte yukarıdaki rakamlar tam olarak önceden söylendiği gibi değilse, bunun nedeni neredeyse hepsinin aşılmış olmasındadır.
Planlardaki rakamların “gerçek değeri”, zaman geçtikçe bu rakamların geleceğin muğlak mahfillerinden günümüzün gözle görülebilen kısmına gelmesiyle ortaya çıktı. Eğer tahmin edilen rakamlardan herhangi birine ulaşılamamışsa, bunların oranı ke- sinlikle önemsiz ve ihmal edilebilir düzeydedir. Pek çok yönde bunlar aşılmıştır. Yalnızca ilk planlardan bahsetmek gerekirse, Sovyet ekonomik planları, 1922-23’te tüm ana başlıklarda yüzde 109 ve 1923-1925’te yüzde 105 oranında gerçekleştirildi.
Buna kimse şaşırmamalı. Açıkçası en akıllıca planlar her zaman maddi olanlardır. Sosyalizmin rasyonel yapısı ve gerçeklikle baştan sona doğrudan ve basitleştirilmiş ilişkileri gözönüne alındığında, program ne kadar zorlu olursa olsun bu planların öngörülerinin neredeyse tam olarak gerçekleşmesi kesinlikle normaldir. Stalin, “Sosyalizm olmasaydı, bu sihir olurdu” diyordu.
Ancak sosyalist teorilerin bu şekilde büyük başarılı gerçeklere dönüşmesini sadece insan zekâsı değil aynı zamanda insan kalbinin gücü ile sağlanır. Böyle bir ölçekte mantıksal bir görevi yerine getirmek için salt mantığın ötesinde bir şey gereklidir. İrade gücü mü? İrade gücünün kendisi de yeterli değildir. İstekli olmak gerekir. Sosyalist ideoloji ve (kitleler için ana rehber ve itici güç olan) Partinin doğrudan eylemi aracılığıyla, işçi kitlelerinin işbirliğini sağlamak gerekir: Nicelik ve aynı zamanda nitelik. İşçi sınıfının gönüllü, kesin ve ateşli işbirliği olmadan hiçbir şey yapamazsınız. Dolayısıyla, “kapitalizm tarafından bastırılan içlerindeki yaratıcı güçleri uyandırmak”, “işçileri çalışma şevkiyle donatmak” gerekir. Teknik niteliklere ve aynı zamanda ahlaki niteliklere de sahip olmaları gerekir. Üstün çalışmayı mümkün kılan şey, her durumda birbiriyle ilişkili olan bu iki gücün ittifakıdır.
Çalışma isteği? Kapitalist ekonomistler bunun tam bir saçmalık olduğunu düşünür. Mağrur bir şekilde, “Kazancın cazibesi olmadan işçiden asla bir şey alamazsın” derler. Yapabildiği sü- rece (ki bugünlerde yapması zorlaşıyor) kapitalist sistemin her zaman kullandığı eski moda bir yöntem. “Zenginleşme” formülü kapitalist kalabalıklarda her zaman işe yarar. (Onları tamamen mahvetmeyi dahi başarır).
Sosyalist rejimde işçi asla kapitalist rejimdekiyle aynı sos- yal statüde değildir. Kapitalist rejimde işçi bir mahkûmdur. İstemeyerek çalışır çünkü sadece kendisi için çalışıyordur. Hatta kendisine karşı çalıştığını görmesi de zor değildir. Dolayısıyla özel uyaranlarla heyecanlandırılması gerekir: para, vatan görevi, Hristiyanlık idealleri ve Tanrı’nın kırbacı. Fakat sosyalist işçi kendi büyük “zaferi” için çalışır, çünkü zafer bu durumda kendi gücü ve kendi ilerlemesi anlamına gelmektedir. En yüksek ideallerini de materyalist planlarda bulur.5
[STALİN, Bir İnsanın Gözünden Yeni Bir Dünya, Henri Barbusse, Çeviri: Erdoğan Boz, Ceylan Yayınları]
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!