Kaçırma, ajanlık teklifi ve işkence sistematikleşiyor!



HDP İstanbul Gençlik Meclisi üyesi İkram Doğan, DBP Diyarbakır Bağlar şubesi çalışanları polis tarafından taciz edildi, ajanlık dayatmasına ve işkenceye maruz kaldı. Kaçırma, işkence, ajanlık teklifi, plakasız araçlar sistematik bir saldırı konseptine dönüşüyor


Polis, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ya da kontrgerilla örgütlenmelerinin ‘90’larda yaygın bir şekilde kullandığı kaçırma, taciz ve ajanlık teklifleri, beyaz Renaultların yerine kullanılan yeni tipte plakasız araçlar günümüzde de sistematik bir politikaya dönüşüyor. Kürt hareketine, devrimci demokrat kesimlere dönük bu yıldırma ve çözme yöntemi, gizli işkencehanelerin ortaya çıkması, kaçırılıp kaybedilen insanların varlıklarıyla birleşerek giderek netleşen bir savaş konseptini ifade ediyor.

Diyarbakır’da BDP üyelerine dönük ajanlaştırma ve süreklileşmiş tacizler

HDP ve BDP üyelerine dönük yaşanan son saldırılar da bu konseptin bir parçası olarak yaşanıyor. Son olarak hem İstanbul’da hem de Diyarbakır’da benzer yöntemler gündeme geldi.

DBP Bağlar ilçe yöneticileri Nazım Öcal ve Reşat Taşkıran, polislerce takip edildiklerini ve taciz edildiklerini belirterek, Diyarbakır İHD’ye başvurarak, Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulundu.

DBP Bağlar ilçe yönetiminde 4 yıldır görev yapan Öcal, 8 Mayıs 2019’da Federal Kürdistan Bölgesi’ne inşaat işinde çalışmak için gittiğini, ancak sağlık koşulları iyi olmadığından dolayı 20 Mayıs’ta döndüğünü söyledi. Diyarbakır otogarında gece saat 24.00’da indiğinde 4-5 sivilin bir araçtan indiğini ve sonrasında beni Ford Ranger marka bir araca bindirildiğini ve emniyet müdürlüğüne götürüldüğünü ifade etti. Öcal’a ajanlık teklif edildi, Reşat Taşkıran hakkında bilgi vermesi istendi.

Gözaltında 4 saat kaldıktan sonra serbest bırakıldığını dile getiren Öcal, 5 Haziran’da Reşat Taşkıranle İzmir’e gittiklerini ve buradan otobüsle döndüklerinde geçtikleri tüm kentlerde polis takibine alındıklarını söyledi.

İstanbul’da HDP Gençlik Meclisi üyesi kaçırıldı, ajanlık teklif edildi, işkenceye uğradı

HDP Gençlik Meclisi Üyesi İkram Doğan, 29 Haziran’da Kadıköy’de kimliği belirsiz kişilerce kaçırıldığını söyledi. Ormanlık bir alana götürüldüğünü dile getiren Doğan, kaçırılma olayından önce polisler tarafından sürekli fiziki olarak takip edildiğini ileri sürdü. Doğan, kendisini kaçıranların Milli İstihbarat Teşkilatı’na (MİT) bağlı olarak tanıttıklarını söyledi. Doğan, “29 Haziran Cumartesi sabahı evden çıktım, HDP Kadıköy İlçe binasına geçtim. Orada kahvaltı yaptım. Öğlen saatlerinde Kadıköy ilçe binasından çıktım. Ataşehir’e gidecektim. Yol kenarında 4 kişi apar topar kafamı eğip beni arabaya bindirdiler. Küfür ve hakaret ettiler. Yaklaşık bir saat boyunca kafam dizlerimin arasında, arabanın içinde gidiyorduk. Beni kaçırdılar. Bir saatlik bir yolculuktan sonra bir deniz kenarına götürdüler. Orada kişisel eşyalarımı aldılar. Bu sefer gri renkli transporter model bir araca bindirdiler. Devletin bu aracı benim için özel gönderdiğini söylediler. Bana, MİT elemanları olduklarını söylediler. Bana PKK ve KCK üyesi olduğumu söylediler. Eğitim aldığımı, örgüt üyesi ve örgüte eleman topladığımı söylediler. Neden alındığımı bilmiyorum dedim. ‘Her gün takiptesin, her şeyi biliyoruz’ dediler. Ben de HDP’de çalışan bir yurttaşım dedim” diye anlattı.

‘İşkence yaptılar’

HDP stantlarında çalıştığı ana dair fotoğraflarının gösterildiği ve işkenceye maruz kaldığını belirten Doğan, “Seçim çalışmalarımı sanki illegal bir şey yapmışım gibi fotoğraflamışlar. Küfür ve hakaret ettiler. Sürekli şunu, bunu tanıyor musun? deyip durdular. ‘Sana iş bulalım çalış’ dediler. İşim olduğunu ve şu an çalıştığımı belirtim. Beni alıp bir ormana götürdüler. Arabadan çıkarıp üstüme çullandılar. Beni dövüp işkence yaptılar. Ölümle tehdit ettiler. ‘Daha önce bu ormanda birçok kişiyi yok ettik’ dediler” diye konuştu.

‘Seni dağa gönderelim’

Kendisini kaçıran kişilerin HDP Gençlik Meclisleri tarafından düzenlenen futbol turnuvasını sorduklarını dile getiren Doğan, “Neden turnuva düzenliyorsunuz? Amacınız nedir? Bu gençleri örgütleyip dağa mı gönderiyorsunuz?” şeklinde soruların yöneltildiğini kaydetti. Doğan, şöyle devam etti: “Bana, ‘İstanbul’da ne işin var? Seni dağa gönderelim. Ne kadar para istiyorsan sana verelim’ diyorlardı. Ben böyle bir şeyi kabul etmediğimi ve bunu reddettiğimi söyleyince beni yerlerde sürüklediler. Arabanın altına attılar. Konuyla ilgili sorulan soruların cevaplarını bilmediğimi söyleyince ısrarla beni yumruklamaya başladılar. Sonra kemerimi çözmeye kalkıştılar. Yaptığınız şeyin ahlaksızlık olduğunu söyledim.”

Darp raporuyla ihd’ye başvurdu

Darp raporu alarak, İHD’ye başvurduğunu vurgulayan Doğan, şunları söyledi: “Uçak biletini keselim hemen şimdi İstanbul’dan git’ dediler. Israrla İstanbul’dan gitmemi istiyorlardı. Kabul etmedim. Burada çalıştığımı, hiçbir yere gitmeyeceğimi belirttim. Sonra beni bir iskeleye götürdüler. Üstüm başım toz çamur içindeydi. Arabadan inerken aracın plakasız olduğunu fark ettim. İskeleden gitmiyorlardı. Benim bilet alıp İstanbul’u terk etmemi istiyorlardı. Psikolojim bozulmuştu. Ne yapacağımı bilmiyordum. Yalova’ya bilet kestim. Bir saat içerisinde İstanbul’a geri döndüm. Hastaneye gidip darp raporu aldım. Sonra İHD İstanbul Şubesine giderek başvuruda bulundum.”