Sokağa çıkma yasağı kim için?



16-19 Mayıs tarihlerini kapsayan sokağa çıkma yasağı kararına rağmen Kocaeli’nin Gebze ilçesinde, kaymakamlık 1264 işyeri ve fabrikayı yasak kapsamı dışında bıraktı.


Her hal ve koşulda sanayi üretimini sürdürmekten, salgın sonrasında dünya düzleminde ortaya çıkacak yeni iş bölümünde yer kapmaktan ve rekabet gücünü arttırmaktan bahseden burjuvazi ve devletinin bu yaklaşımının işçinin canının hiçe sayılması üzerinden vücut bulduğunu biliyoruz. Salgın sürecinde İlan edilen tüm yasaklardan işçilerin muaf tutulması bu gerçeğin altını bir kez daha çizmiş oldu. Bu yaklaşım sokağa çıkma yasaklarında da yinelendi.

İlk hafta sonu sokağa çıkma yasağı paldır küldür ilan edildiği ve genelgede patronların “dertleri” ayrıntılarıyla dikkate alınmadığı için bazı iş işyerleri kapalı kalmıştı. 2. hafta sonu yasağında bundan ders çıkarılarak valilik ve kaymakamlık izinleriyle zorunlu olmayan birçok işyeri üretimi sürdürmüştü. 3. hafta sonu yasağında devlet patronları bu prosedürlerle de uğraştırmayacak bir madde koyarak zorunlu ya da mecburi işler dışında kalanların açık olmasını “ihracat taahhüdü olan ya da faaliyetini durdurduğunda büyük zararla karşılaşabilecek işletmeler açılabilir” maddesiyle sağlamıştı.

Daha sonra açıklamalarda bulunan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank bulunan bu formülden övgüyle bahsederek, “Sokağa çıkma kısıtlamasının olduğu günlerde bile ihracat taahhüdü olan ya da faaliyetini durdurduğunda büyük zararla karşılaşabilecek üreticilerin çalışabilmesinin önünü açtık. 16-19 Mayıs tarihlerinde çalışması gereken firmalar il müdürlüklerimizle irtibata geçerlerse aynı şekilde yardımcı olmaya devam edeceğiz” demişti.

Tüm deneyimleri burjuvazinin çıkarlarını eksiksiz gözetme yönünde irdeleyen burjuva devletin bu yaklaşımıyla patronlar son sokağa çıkma yasağında işletmelerini özgürce açtılar. Sadece Kocaeli’nin Gebze ilçesinde 6-19 Mayıs tarihleri arasında ilan edilen sokağa çıkma yasağında kaymakamlık 1264 işyeri ve fabrikayı yasak kapsamı dışında bıraktı.

Genelgeye konulan bu yaklaşım Kaymakamlık tarafından alabildiğine esnetilerek çalışması zorunlu olmayan birçok sektör ve işyerine çalışma izni verdi. Belli ki genelgeye konulan “ihracat taahhüdü olan ya da faaliyetini durdurduğunda büyük zararla karşılaşabilecek” maddesinin özellikle “faaliyetini durdurduğunda büyük zararla karşılaşabilecek” bölümü bunun içinmiş!

Bu vurguyu alabildiğine esnek yorumlayan Kaymakamlık, çiğköfteci, yufkacı, Mercedes yetkili servisi gibi işyerleri de yasak kapsamı dışında tutarken, peyzaj ve fidancılık, kozmetik, gayrimenkul, orman ürünleri, körük, pet şişe geri kazanım, güneş enerjisi sistemleri, elektronik kart, vidanjör, doğalgaz tesisatı, otomobil kliması ve çatı çözümleri gibi sektörlerden işyeri ve fabrikalara da muafiyet getirdi.

Ülkeyi vahşi bir emek sömürüsü rejimi yaratmak üzerinden emperyalist kapitalist işbölümü içinde rol kapmak için pazarlamaya çıkaran, MÜSİAD’ın “izole üretim üsleri” gibi modern köle kampları ya da MESS’in işçinin tüm hareketlerini kontrol etmeyi amaçlayan “mesafe ölçer boyunduruğu” gibi projelerle reklam işine yüklenmeye başlayan bir yaklaşımdan farklı bir sonuç beklemek elbette abes olurdu.