Geçen yıl gerçekleşmesi planlanan kongre için “ve Mülksüzler ve Bitmeyen Kavga” başlığıyla çağrı yapan Kongre, bu yılki temasını ‘Kapitalizmin Salgınları ve Bitmeyen Kavga’ olarak belirledi.
“Hiçbir salgın toplumsallıktan bağımsız düşünülemez. Nasıl ki Boccaccio’nun Decameron Hikayeleri’nde anlatısını bulan kara veba, Orta çağ dünyasından ve salgının merkezi Avrupa feodalitesinden bağımsız düşünülemezse, COVID-19 pandemisi de kapitalizmden ve bugünün kapitalist dünya sisteminden bağımsız düşünülemez” denilen çağrı metninde, salgınların doğal bir felaket olmadığının hem kapitalizmin krizinin hem de küresel düzeyde yarattığı ekolojik yıkımların aynı zaman diliminde buluşmuş olmasının ürünü olarak yaşandığının altı çizildi.
Pandemiye sınıfsal bir karakter kazandırdılar
Kovid-19’un etkeni olan virüsün bulaşma yolları da dahil olmak üzere, hemen bütün özelliğinin bilimsel olarak ortaya konmasının ardından sermaye ve hükümetlerin pandemiye sınıfsal bir karakter kazandırıldığı kaydedilen metinde, “Kendilerini hem etkene hem de pandeminin her türden sonuçlarına karşı korurken, mülksüzleri hastalığa ve hastalığın bütün olumsuz sonuçlarına karşı korunmasız bıraktılar” diye belirtildi. Emekçi sınıfların yalnızca hastalanarak değil, salgının yarattığı iktisadi çöküşün de gerçek mağdurları olarak yıkımın toplumsal maliyetlerini üstlendikleri kaydedildi.
Pandeminin yarattığı tahribatı da kar arayışına dönüştüren sistem!
Kapitalizmin uygarlık krizinin salgınla birlikte tüm çıplaklığıyla açığa çıktığı kaydedilen metinde, “Küresel sermayenin salgına karşı yanıtı az sayıda ilaç şirketinin ‘vampir susuzluğu’na terkedilmiştir. Pandeminin temel nedeni olan sermaye, pandeminin yarattığı tahribatı da kendisi için bir kâr arayışına dönüştürmüştür. Az sayıda küresel şirket tarafından kontrol edilen aşı üretimi ve dağıtımı, kapitalist mülkiyet haklarının devletler ve insanlar arasındaki ayrımcı doğasını açıkça ortaya koymaktadır” ifadeleri kullanıldı.
Salgın aynı zamanda emeğin yegane yaratıcı güç olduğunu da ortaya koymuştur
Salgının kapitalistüretim ilişkilerinin eşitsiz ve sömürüye dayalı doğasını bütün çıplaklığıyla gözler önüne serdiği dile getirilen metinde “Lâkin salgın bir yandan da emeğin yegâne yaratıcı güç olduğunu, esas olanın ihtiyaçlar için üretim olduğunu, kadınların hane içinde sarf ettikleri emeğin yaşamsal önemde olduğunu ortaya koyarak, bir başka toplumun, ataerkil ve kapitalist eşitsizliklerin, emek sömürüsünün ortadan kalktığı, eşitlikçi bir toplumun olanaklı olduğunu bir kez daha hatırlatıyor” gerçeğine işaret edildi.
Kapitalizmle mücadele etmeden salgınlarla mücadele edilemez!
Salgının yarattığı yıkımların kavgada saflarını insanlıktan yana koyanların ne kadar haklı olduklarını haykırdığının altı çizilen metin şu şekilde devam ediyor:
İşte bu nedenle, 15. Karaburun Bilim Kongresi’ni … Eylül 2021 tarihinde “Kapitalizmin Salgınları ve Bitmeyen Kavga” temasıyla gerçekleştirmeyi öneriyoruz. Kongre yaşadığımız pandeminin yarattığı toplumsal tahribatı kapitalizmin yıkıcı doğasıyla ilişkilendirerek ele almayı hedefliyor. Elbette salgın, bir an ya da durak değildir; yaşadığımız kapitalist toplumsallığın doğa ve insan ilişkileri içinde yarattığı sürekliliğin, tüm sorunların bir dışavurumudur. Kapitalizmle mücadele etmeden COVID-19 pandemisiyle mücadele etmek, yeni pandemilerin ortaya çıkmasını engellemek mümkün değildir. 21. Yüzyıl’ın daha başında birbiri ardınca gelen salgınlar, bu tespitimizin doğruluğuna delalet ediyor. O yüzden, bugünün salgını bizim açımızdan kapitalizmle mücadele tarihinin bir parçası niteliğindedir. Kongremiz, bugün kapitalizmin doğa ve insan ilişiklerinde salgınla açtığı çatlağı mücadele ve kavga tarihimizin bir parçası olarak tartışmaya açıyor: Kapitalizm ve salgınlar, yoksulluk ve mülksüzleşme, doğanın metalaşması ve ekolojik yıkımlar, salgının sınıfsal niteliği, cinsiyet ayrımcılığı, göçmenler, salgının insanın toplumsallaşma pratiklerinde yarattığı sosyal ve psikolojik yıkımlar, otoriterleşme eğilimleri ve yeni sağın yükselişi ve tabi, ki ülkemiz, ülkemizin içinde bulunduğu özel politik ve toplumsal koşullar kongremizin ana temaları arasında yer alacak.
Kongremizin düşünsel omurgası dün olduğu gibi bugün de praksis geleneğinin izinde şekillenmektedir. Yalnızca düşünmek değil, değiştirmektir amacımız. Bugün bu gereklilik düne göre çok daha çıplak bir gerçekliktir. Bu nedenle Karaburun Bilim Kongresi, sizleri bir kez daha birlikte düşünmeye ve dönüştürmeye çağırıyor.
Elbette pandeminin birlikte olma pratiklerimiz üzerine yarattığı sınırlamaların bilincindeyiz. Karaburun düşün sofrasının pandeminin yarattığı sağlık koşullarını dikkate alarak düzenlemesi birinci önceliğimiz olacaktır. Bu amaçla, Bedreddin’in, Börklüce Mustafa’nın, Torlak Kemal’in mekânı Karaburun’da toplantı ortamları mümkün olduğunca gökyüzü cennetinin olanaklarıyla düzenlenmeye çalışılacaktır.
O zaman gelin, Karaburun Bilim Kongresi’nde mücadelemizi örmenin, itinayla besleyip büyütmenin yol ve yordamlarını birlikte arayalım, arayışımız ışıltılar olsun, yolumuzu açsın, güçlenelim, beraberce çağlayalım.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!