Çok değil bundan bir ay öncesine kadar “kriz mriz yok” diyen Erdoğan son günlerdeki “ekonomik kurtuluş savaşı” demagojisiyle krizi ilân etti.
Sadece ekonomiyle sınırlı olmayan kriz, freni patlamış bir kamyon gibi her yeri tahrip ederek son hızla derinleşiyor. Öyle ki, bu durum AKP-MHP-Ergenekon bloğunun tabanında bile çözülme ve muhalefet eğilimlerini kamçıladı.
İktidarın emeği daha da ucuzlatarak sermaye ve döviz girişindeki tıkanıklığı hafifletme siyaseti döviz fiyatlarını şaha kaldırdı. Dışa bağımlı ekonominin tüm temel sektörlerinin ithalata bağımlılığı nedeniyle dövizdeki her artış, ekmekten tuvalet kağıdına kadar hemen her ihtiyaç ürününe muazzam zamlar olarak yansımaya başladı.
Ekonomik kıyametin koptuğu bugünlerde 2022 yılının asgari ücretini belirleme süreci başladı. Erdoğan bir yandan yeni teşvikler ve indirimlerle patronlara göz kırparken diğer yandan “işçimizi enflasyona ezdirmeyeceğiz” demagojileri yaptı. Erdoğan’dan işareti alan AKP medyası da asgari ücrete yüzde 40 civarı zam yapılabileceğine dair propagandayı son birkaç haftadır sürdürüyor.
Ancak bugün itibariyle patronlar 2022 asgari ücret için yüzde 10 artış ile net 3 bin 100 TL zam teklif ederken, Türk-İş bile hiç olmazsa yüzde 40 artışla asgari ücretin net 3 bin 900 TL olmasını istedi.
Patronları temsil eden TİSK, yüzsüzlüğün doruğuna çıkarak yüzde10 artış teklifini TÜİK’in açıkladığı çarpıtılmış enflasyon oranına dayandırdı, enflasyon bazında artış önerdiklerini pişkince açıkladı. İşçi sınıfı adına görüşmelerde yer alan Türk-İş’in şaşkınlığı basın açıklamasında bile belliydi. Anlaşılan Erdoğan’ın “hallederiz” gazı ile görüşmelere katılan Türk-İş, TİSK’in yüzde 10’luk önerisini hiç beklemiyordu. Türk-İş gak-guk etme dışında bir şey söyleyemedi.
Asgari ücret konusunda sahnelenen şu oyun bile önümüzdeki süreçte sermayenin nasıl azgınca bir saldırganlık içinde olacağını gösteriyor. Dolayısıyla işçi sınıfı da buna uygun bir seferberlik içine girmek zorunda. Aksi taktirde, bırakalım çığlaşan işsiz işçileri, çalışanların dahi düpedüz açlıkla karşı karşıya kalma, en temel insani ihtiyaçlarını dahi karşılayamaz duruma düşme tehlikesi büyüdükçe büyüyecek.
Görünen o ki patronlar ekonomik krizin emek cephesinde yarattığı yıkım ve yangına rağmen ona bir gıdım nefes aldırmaya olsun niyetli değil. İşçi sınıfı adına konuşanların da buna karşı mücadele edecek ne iradesi ne de arzusu var.
Bir de bunların üzerine Erdoğan’ın dövizin sürekli yükselmesini bahane ederek Türkiye işçi sınıfını emperyalizme “en ucuz emek bende” diyerek pazarlamasını eklediğimizde, 2022 asgari ücretinin işçi sınıfını daha da sefil hallere düşürecek komiklikte bir artışla belirleneceğini söylemek kahinlik olmaz.
İşçi sınıfı kendi tarihsel gücünü fark edip ayağa kalkmadığı sürece yaşadığı sefalet koşullarının değişmesi mümkün değildir.
Not: Bu yazı kalem alındığı sırada AKP medyasında “Asgari ücret 4000 lira oldu” manşetleri atıldı. Ancak haberlere bakıldığında bugünkü asgari ücret belirleme toplantısı sonrası yapılan açıklamalarda, önceki yılın asgari ücretlerine dair bilgilerden başka bir şey yok. Bir ihtimal Erdoğan, son aylarda hızla geri çekilen desteği yeniden kazanmak için asgari ücrete müdahale ederek (ki bu müdahale ancak patronlara muazzam tavizler verilerek mümkündür) asgari ücretin 4000 TL olmasını sağlayabilir. AKP medyası da şimdiden “olmayan haberi” dolaşıma sokmuş gözükmektedir.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!