‘Farkı devlet kasasından ödeyeceğiz’



Daelim-Limak-SK E&C-Yapı Merkezi Türk-Kore Ortak Girişimi tarafından inşa edilen 1915 Çanakkale Köprüsü dün şatafatlı bir törenle açıldı. Yapımının 6 yıl sürmesi hesaplanırken yüklenici konsorsiyum karına kar katacak şekilde işi hızlandırarak bir yıl erken tamamladı. Açılışı Erdoğan tarafından ilk olarak doğum günü olan 26 Şubat’ta yapılacakken, tepkiler üzerine çeşitli siyasi hesaplarla olsa gerek yine Erdoğan’ın sosyal …


Daelim-Limak-SK E&C-Yapı Merkezi Türk-Kore Ortak Girişimi tarafından inşa edilen 1915 Çanakkale Köprüsü dün şatafatlı bir törenle açıldı. Yapımının 6 yıl sürmesi hesaplanırken yüklenici konsorsiyum karına kar katacak şekilde işi hızlandırarak bir yıl erken tamamladı. Açılışı Erdoğan tarafından ilk olarak doğum günü olan 26 Şubat’ta yapılacakken, tepkiler üzerine çeşitli siyasi hesaplarla olsa gerek yine Erdoğan’ın sosyal medya hesabından duyurularak 18 Mart’a alınan köprü, her açıdan bir “mega-prestij projesi” olarak tasarlandı. Her zaman en büyüğü yakalama saplantısında olan AKP dünyanın enlerini bir kez daha yakalamakla övündü. Yandaş müteahhitlere paha biçilmez bir rant alanı olarak tanımlanabilecek köprü ‘dünyanın en yüksek çelik ayaklara sahip köprüsü olmanın yansıra 2023 metre ile de en geniş orta açıklıklı asma köprüsü sıfatlarını taşıyor.

Bu şatafatın altındaysa “yap-işlet-devret modeli” denilen soygun modelinin rakamlarla dile gelişi var. Günlük feribot geçiş ortalamasının -bayramlarda bile çok az farkla-12 bin araç olduğu Çanakkale Boğazı gerçeği ortada dururken bu köprüden müteahhitlere günlük 45 bin aracın geçeceği garantisi verildi. Bu garantinin tutturulamayacağı açıkken tutturulamamasının bedelinin halktan çıkarılacağı alenen ilan edildi. Dünkü açılışta Erdoğan bu gerçeği hiç sıkılmadan, son derece doğal bir şeymiş gibi “buradan aldığı bedel, yüklenici firmanın aleyhineyse, farkı devletin kasasından biz ödeyeceğiz” sözleriyle dile getirdi. Geçiş ücreti 200 TL olarak açıklanan (15 Euro) olarak açıklanan ve halkın tıpkı Osmangazi, İzmir otoyolu, Kuzey Marmara yollarında olduğu gibi kullanması mümkün olamayacak olan bu yolların, köprülerin parasını ödemek zorunda kalacağı bu kadar rahat ilan edilebildi.

Bu arada öve öve bitirilemeyen Köprü’nün geçiş ücretinin halka açıklanandan farklı olduğunu, o farkın da halktan çıkarılacağını Osmangazi Köprüsü’nden biliyoruz. Onun KDV dahil geçiş ücreti 668 TL. Geçen araçlar 184.5 TL ödüyor. Aradaki 483.5 TL’lik fark geçmeyenlerin vergilerinden ödeniyor.

Çanakkale Köprüsünden garanti edilen geçiş fiyatı 15 avro. KDV dâhil sözleşme ücreti 17.7 avro bugünkü kurla 290 TL. Gidiş geliş köprü ücreti 580 TL. Euronun sürekli arttığını düşünecek olursak bu rakamların sabit olmayacağı da açık.

Sonuç itibariyle Asya ile Avrupa kıtalarını Çanakkale Boğazı’nda ilk kez birbirine bağlayan ve Erdoğan’ın deyimiyle “herbir teknik özelliği farklı anlamlar taşıyan” bu şatafatlı köprü kullanıldığında Osmangazi ya da Kuzey Marmara Otoyolları ne olacak? Zaten tutturulamadığı için müteahhitlere verilen garantinin devlet tarafından yani halkın vergileriyle karşılandığını düşünecek olursak, Çanakkale Köprüsü’nün bu yol ve köprüyü anlamsızlaştırmasının büyüyen faturasının da ek olarak halka kesileceği açık.

Altyapı yatırımlarını temel ekonomik strateji haline getiren, yandaş müteahhitler için devasa rant alanları açarken onlara verilen garantileri halkın vergileriyle karşılayan ve bunu da açıkça ifade eden bir siyasi pervasızlık bu. Tek motivasyon kaynağı müteahhitlere yüksek rantlar sağlayacak yağma alanları açmak, gösterişe dayalı siyaset biçimini sürdürebilmek olan bu pervasızlık, tepesine basılan halkın eylemli itirazlarıyla karşılaşmadığı sürece devam edip gidecek.