Kapitalist gelişmenin toplumsal değer ve ölçütler başta olmak üzere aklımıza gelebilecek her konuda yarattığı değişim ve farklılaşmayı karşısında Marx “Katı olan her şey buharlaşıyor” sözleriyle özetlemişti. Bu cümleyle eski-katı-çözülmez sanılan pek çok değer ve ölçütün buharlaştığını anlatmıştı. Günümüzdeyse bambaşka bir tabloyla karşı karşıyayız. Kapitalizm içinde yeniden form kazanan ve birçoğu öncesiyle de süreklilik ilişkisi taşıyıp özünde evrensel değer niteliği kazanan her şey amorflaşmış, paramparça olmuş durumda. Bu gerçeği en çok mesleklerde görüyoruz. İdealize edilen ve eğitim sistemiyle de buna göre içerik kazanan hemen tüm meslekler, bu özsel gerçekliklerinden uzaklaştırılmış durumda.
Eğitimden sağlığa kadar aklımıza gelebilecek her temel toplumsal ihtiyacın ticarileştirildiği, bu alanlarda hizmet sunan mesleklerin ucuz işgücü haline getirilmek için yapılmayanın kalmadığı, dahası performans gibi çeşitli yöntemlerle adeta canlarından bıkar hale geldikleri bu koşullarda idealize edilmiş bir mesleğin varlığından söz etmek zaten abes olur.
Fakat bu nesnel gerçeklik aynı zamanda toplumsal erozyonla birleşerek daha vahim nitelikler kazanabiliyor. Bu erozyonun en önemli boyutunu elbette ki örgütsüzleştirme saldırısı oluşturuyor.
Diğer yandan bununla da bağlantılı olarak meta fetişizminin-yabancılaşmanın baş döndürücü boyutlar kazanması, insana-doğaya saygının mevcut sistemin yağmacı-zorba doğası apaçık hale geldikçe toplumsal karşılığını da yaratması gerçekliği işin içine giriyor. Derinleşen sistem krizinin ciddi bir insan-toplum krizine dönüştüğü bu koşullarda mesleklere yabancılaşma da en uç ifadelerle karşımıza çıkabiliyor.
Neyse ki tüm bu kaos ve yıkım içinde belli değerler sistemini temsil eden örgütlenmeler ve bunların yaydığı anlamlar var.
Örgütsüzleştirilen, bölünüp parçalanan toplumsal ilişkilerin mesleklerdeki en belirgin yansıması robotlaşma, dinamizmden uzaklaşma olarak yaşanıyor. Ama bazen bu yabancılaşmanın ulaşabileceği boyutlar insanı ürkütüyor.
Ataşehir’deki İçerenköy Bayındır Hastanesi’nin yatağa bağımlı yaşlı bir hastanın sağlık görevlileri tarafından eziyete uğradığı görüntüler bunun son örneği oldu. Sabahtan beri sosyal medyada dolaşan videoda iki görevli yaşlı hastaya ahlaksız sözlerle hakaret ediyor, yüzüne para fırlatıp “böbreğini alacağız” diye korkutuyor.
Videonun gündem olmasının ardından Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, özel hastanenin faaliyetini durdurduklarını açıkladı. Savcılık da o kişiler hakkında soruşturma açıldığını duyurdu. Her iki merci de bunu yaparak işin içinden çıkmış oldular. Oysa ki bu sonuçların esas sebebi kendilerinin de temsil ettikleri yıkım ve yağma politikaları. Aklımıza gelen her şeyin ticarileştirildiği, mesleklerin dönüştürüldüğü o politikalar…
Bu videonun sağlıkta şiddeti meşrulaştırmakta kullanılacağı açık. Sistemin sağlıkta ve aslında tüm toplumsal ihtiyaçları kapsayan hizmetlerde yarattığı çöküşü, toplumsal krizi dikkate almayanlar açısından bu, bulunmaz fırsat da aynı zamanda. Videodaki kişilerin en ağır cezalar alması gerekliliği işin bir yanıysa diğer ve daha önemli yanı da bu toplumsal çıldırma halini yaratan koşulların kavranıp, değiştirilmesi mücadelesidir. O zaman sağlıkta şiddet değil, sınıf diliyle mücadele hattında yürünecektir…
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!