Zehra Çaldağ
Biz kadınlar geleceksizliğe, umutsuzluğa, kapitalizmin barbarlığına mahkum değiliz. Bizler umudu geçmişimizden, kadın mücadelesinin kararlılığından alıyoruz. Çalıştığımız yerlerde yaşadığımız hak gasplarına, baskıya, sömürüye, tacize, mobbinge karşı verdiğimiz sınıf mücadeleden alıyoruz. Umudumuzu eşit, özgür, insanca, kardeşçe yaşayacağımız bir dünyanın hayal değil mümkün olduğundan ve başka bir dünyanın kendi ellerimizde olduğu bilincinden alıyoruz.
Kadın mücadelesi neden zorunluluktur? Bunu görebilmek için çok eskilere gitmeye gerek yok. Dünyada neler olduğuna özellikle Afganistan ve İran’ı gözlemlemek, incelemek ve özellikle son yıllarda ülkemizde yaşananlara göz atmak yeterlidir.
Bu sürecin kapısı eğitimde 4+4+4 yapılanmasına gidilerek açıldı. Eğitim kesintili hale getirildi. İlk 4’ten sonra kız çocukları eve kapatılıp koca beklemeye koşullandı. Erkek çocukların payına Kur’an kurslarına ya da tarikat yurtlarına gitmek düştü. Çocuk işçiliği çığlaştı.
Eğitimin gericileşmesi, hikaye kitaplarının dokusunun değiştirildiği, kadın-erkek ayrımının, korkunun çocuklarımızın beyinlerine işlenmeye başladığı zamanları hatırlayalım. Kadın erkek ayrımı derinleştirildi haremlik, selamlık uygulamaları gündelik hayatımızın içine girdi. Din dersleri zorunlu hale getirildi.
AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kararıyla İstanbul Sözleşmesi’nden çıkıldı. 6384’ü uygulamayanlar şimdi de Anayasa değişikliği ile hayatımızı her alanda yaşanmaz hale getirmek istiyorlar.
İnsanlık suçu
İran’da olduğu gibi Afganistan’da da bir insanlık suçu işleniyor. Buna karşı bulunduğumuz her alanda örgütlenerek mücadele etmediğimiz, dayanışma içinde olmadığımız takdirde biz de o suçun sorumlusu ve çocuklarımızı ülkemizde de Taliban kafasına teslim etmiş olacağız (Ne demişti Erdoğan, ‘Taliban ile hiçbir sorunumuz yok. Aynı şekilde düşünüyoruz’)
Kapitalizmin dini, imanı, ahlâkı…
Ağır çalışma koşulları, baskı, mobbing, taciz, aşağılama… Tüm bunlar işçileri ölüme sürüklüyor. “Genç bir kadın işçi, çalıştığı zincir market -ŞokMarket- içinde yaşamına son verdi. Çalışma arkadaşları ertesi gün mağazayı yine açmak zorunda bırakıldı.”
Rejimin kutsadığı aile kurumu çürümüştür.
Aile içi çocuk istismarı (çocuk gelin, evlilik yaşının düşürülmesi, tacize, tecavüze uğrayan istismar edilen çocuğun ‘RIZASI’ denilerek aklanmaya çalışılması, cezasızlık ya da çocuğu istismarcısıyla evlendirmenin yolunun yasal olarak açılması) devletin resmi makamlarında bulunanlar tarafından “bir kereden bir şey olmaz” denilerek önemsizleştirilmeye çalışılmaktadır.
Tarikatlar, vakıflar, cemaatlerde yaşanan taciz, tecavüz, istismarların normalleştirilmeye çalışılması, bunları açığa çıkaranların hedefe konularak suçlandığı Türkiye’de LGBTİ+ bireylere karşı kin ve nefret söylemlerinin devlet ve kamu kurumları ve temsilcileri tarafından propaganda edilerek gerici sarıklı, cübbeli güruhların fili saldırılarının önünün açıldığı günlerde özellikle kadın ve çocuklarımızın geleceği büyük tehlike altındadır.
Kendi geleceğimiz ve çocuklarımızın geleceğine sahip çıkmak için neden İran ve Afganistanlı kadınlarla dayanışma içinde olmalıyız!
İran’da olduğu gibi Afganistan’da da…
Afganistan’da Taliban rejimi 21 Aralık 2022 tarihinde, bütün üniversite yönetimlerine gönderilen bir bildirgeyle üniversitelerin kadınlara yasaklandığını açıkladı.
Kararın açıklanmasının ertesi günü, yasağı tanımayarak üniversite önünde toplanan yüzlerce genç kadının karşısına silahlı Taliban gardiyanlarının üniversite kapısı önünde kurdukları etten duvar çıkarıldı, içeri girmelerini engelledi.
Kadınlara yasak üstüne yasak!
Afganistan’da Ağustos 2021’den beri iktidarda olan gerici Taliban yönetimi, kadınların ortak yaşam alanlarından yok olmasını, tümden görünmez olmalarını sağlamak için yasak üstüne yasak getiriyor.
Kadınlara burka veya başörtüsü zorunluluğu, kamu işinde çalışma yasağı, yanlarında bir erkek akraba olmadan seyahat etmelerine yasak…
Parklara, bahçelere, spor salonlarına ve hamamlara girmelerine yasak…
Son olarak da kadınlara üniversite kapıları kapandı.
Kadın hapishanesi Afganistan’da yeni yasak!
Daha yeni kadınların tesettürlü ya da değil üniversiteye devam etmesini yasaklayan Taliban, bu sefer de ülkedeki tüm yabancı ve yerli STK’lardan kadın personel çalıştırmamasını istedi.
Bu görevlere devam etmelerini yasakladı! Böyle bir ülkede yaşamak istiyor muyuz?
Ya herkes için eğitim ya hiç kimse için!
Taliban’ın kadınların üniversitelere gitmesini ve sivil toplum kuruluşlarında çalışmalarını yasaklamasının ardından erkek öğrenciler de kadınlarla dayanışma amaçlı boykot başlattı. Polis Kandahar’daki erkek öğrencilere ateş açtı. Fakat direniş devam ediyor.
Afganistanlı kadınların mücadelesini sahipleniyoruz. Onların sesi olmalıyız.
Kadın mücadelesi sınır tanımaz!
İran’da Jîna Mahsa Emini’nin katledilmesiyle başlayan İranlı kadınların direnişi de hâlâ devam ediyor. Üstelik grevlerle, öğrenci direnişleriyle bütünleşerek… İran’da kadın-erkek-öğrenci tüm halkın direnişini geriletemeyen mollalar şimdilerde idam cezalarını uygulamaya koyarak kitlelerin direnişini kırmaya çalışıyorlar.
Biz kadınlar kendi geleceğimiz ve çocuklarımızın geleceği için, kadın mücadelesi sınır tanımaz diyerek “İranda idam cezaları kaldırılsın!” demeliyiz. İranlı kadınların, İran halkının dayanışma isteyen çığlıklarını kendi çığlıklarımız olarak sahiplenmeliyiz.
İşte tam da bunlardan kaynaklı “Kadın yaşam özgürlük” şiarını yükseltme zamanı. Kadın düşmanı, yaşam düşmanı, insanlık düşmanı, doğa düşmanı, LGBTİ+ birey düşmanı, engelli düşmanı, sisteme karşı savaş ve işgal politikalarına, şiddet, taciz, tecavüz, talan ve rant politikalarına karşı biz kadınların da söyleyecek sözümüz var. Çünkü mücadele edecek onurumuz, azmimiz, geleceğe dönük hayallerimiz var. Bütün bunları ilmek ilmek örgütlemek için çağrı yapıyoruz. Diyoruz ki:
“Kadın mücadelesi sınır tanımaz!”
“Yaşasın kadın dayanışması!”
“Kadınlar birlikte güçlü!”
“Kadın yaşam özgürlük!”
“Jin jiyan azadi!”
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!