Af Örgütü: Kriz dönemlerinde insan hakları askıya alınamaz!



Uluslararası Af Örgütü, 6 Şubat tarihinde meydana gelen Maraş Elbistan ve Pazarcık merkezli depremler sonrasında Suriye ve Türkiye’deki insan hakları ihlallerine ilişkin “Bu tür kriz dönemlerinde insan hakları askıya alınamaz” denilen 9 sayfalık bir rapor yayınladı.


 

Deprem sonrasında arama kurtarma ve halkın ihtiyaçlarını karşılama konusunda ortalıkla görünmeyen devlet, sarsılan otoritesini OHAL ilan ederek ve deprem bölgelerinde “yağmacı” olduğu iddia edilen kişilerin linç ve asker-polis işkencesine maruz kaldıklarını gösteren videolar yayınlayarak tesis etme yoluna gitti. Sosyal medyada bant daraltma, paylaşımlara ilişkin soruşturma, gözaltı, tutuklama gibi pek çok baskıcı yöntemi devreye soktu. Arama kurtarma çalışmalarında da gerekli teçhizat ve donanımı dağlayamadı. Yine mülteciler konusundaki kışkırtıcı yaklaşımlar karşısında gerekli önlemleri almadı.

Depremin hemen ardından olup bitenler hukuk örgütlerince yapılan suç duyurularına konu edildi. Uluslararası Af Örgütü de depremler sonrasında hem Türkiye’de hem de Suriye’de yaşanan keyfi gözaltılar, işkence, kötü muamele örnekleri, yaşam hakkının ihlaline yönelik yaklaşımlardan yol çıkarak hazırladığı 9 sayfalık raporda “Bu tür kriz dönemlerinde insan hakları askıya alınamaz” dedi.

Raporda, “Yaşama, keyfi gözaltına karşı korunma, kişi güvenliği, işkence ve kötü muameleye maruz kalmama” haklarının, “ifade ve toplanma özgürlüğünün“, “sığınmacılara ve ilticacılara uluslararası koruma sağlama ve bunu güvence altına alma yükümlülüğünün” kriz dönemlerinde de devletlerin temel yükümlülükleri arasında olmayı sürdürdürdüğünü belirtti.

Yaşama hakkı: ‘Teçhizat eksikliği hayat kurtarıcı müdahaleye engel oldu’

Yaşama hakkı başlığında, “Türk yetkililer uluslararası destek çağrısı yaptı ancak bu gelirken, koordinasyon, personel ve ağır makinelerle uzman arama kurtarma teknolojisi dahil olmak üzere, teçhizat eksikliği hayat kurtarıcı müdahaleye engel oldu” ifadelerine yer verildi.

İfade özgürlüğü: Gözaltı ve tutuklamalar, gazetecilere engeller!

İfade özgürlüğü kapsamında ise Türkiye’de depremin ilk iki gününde aralarında gazetecilerin de olduğu 90’dan fazla kişinin gözaltına alındığına dikkat çekilerek, bu kişilerden bazılarının sadece sosyal medya paylaşımlarına dayanarak gözaltına alındığına işaret edildi. Raporda, “Devlet ifade özgürlüğü hakkına saygı göstermek, bu hakkı korumak, desteklemek ve yerine getirmek yükümlülüğüne sahiptir” ifadelerini kullanıldı.

Yağma gerekçesiyle gözaltına alınanlara işkence

Uluslararası Af Örgütü raporunda keyfi gözaltı işlemlerine, gözaltında işkence ve kötü muameleye de dikkat çekti. “İşkence ve zalim, insanlık dışı ve aşağılayıcı muamelede bulunma yasağı katidir; bunun ulusal acil durum dönemleri dahil olmak üzere istisnası yoktur” diyen Örgüt, “Türkiye’de deprem sonrasında yağma yaptıkları gerekçesiyle gözaltına alınan kişiler gözaltında işkenceye ve kötü muameleye maruz kaldı” dedi. Af Örgütü’nün kötü muamele ve işkence videolarını incelediği ve buna maruz kalan kişilerin ifadelerini toplamaya devam ettiği belirtildi.

Uluslararası Af Örgütü ayrıca sığınmacı ve iltica başvurusunda bulunan kişilerin statüleri gereği koruma hakkına sahip olduğuna dikkat çekti. Raporda “Suriyeli sığınmacıların ırkçı saldırılar ve/veya nefret söylemlerinde hem siviller hem de devlet aktörlerince fiziksel şiddetin ve sözlü tacizin hedefi olduklarına dair Türkiye’de güvenilir raporlar bulunuyor” denildi. Suriyeli sığınmacıların Türk depremzedelere yer açılması için kurulan acil durum kamplarından çıkartıldığı belirtildi.

Raporla ilgili AFP’ye bir açıklama yapan Uluslararası Af Örgütü’nün Almanya şubesinin Avrupa uzmanı Janine Uhlmannsiek, “Kriz dönemlerinde de uluslararası insan hakları standartlarına uymak zorunda olduklarının hükümetlere hatırlatılması şart” diye konuştu.