8 Mart: Sabır Değil Mücadele!



Sadece kadınlar için mücadele etmiyoruz; ezilen ve sömürülen geniş işçi ve emekçi halklar için emperyalist kapitalist tekellerin insanlığı çürütmesine, doğa tahribatına karşı, tüm canlıların geleceği için göç yollarında yaşamını yitiren yoksul kardeşlerimiz için de dövüşüyoruz.


Son yıllarda, her 8 Mart’ı tırmanan kadın cinayetleri, dişimiz-tırnağımızla kazandığımız haklarımızdan bir parça daha koparıp almayı esas alan saldırıların gölgesinde karşılıyoruz. Emeğimiz-bedenimiz-hayatlarımıza dair çizilen yeni sınırların pekiştirilmesi çabaları eşlik ediyor buna. Kadın olarak varlığımızın dört duvar arasına sıkıştırılması iştahı kendisini en saldırgan biçimlerle gösteriyor. Kadını cehennemi bir karanlığa hapseden şeriat güzellemeleri artık en tepeden dile getiriliyor.

Emeğimizin en güvencesiz-en kuralsız biçimlerle sömürülmesine dair formüller birbirine ekleniyor. Aile şemsiyesi altında kadın ve LGBTİ+ düşmanlığı körüklendikçe körükleniyor. Kısacası kadına yönelik savaş tamtamlarının gürültüsünün en tiz biçimlerle kulaklarımızı tırmaladığı koşullarda karşılıyoruz bu 8 Mart’ı da. 

Her 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde egemenler ve dayandıkları tüm ideolojik-siyasi aygıtlar bu savaşı kızıştırırken bizler de hayatımız, kararlarımız ve geleceğimiz için söz sahibi olma hakkımızı elimizden alamayacaklarını yineliyoruz. Bu hakkı sahiplenme ve korumanın, daha ileriye taşımanın biricik yolunun örgütlü mücadeleden geçtiği bilincimizi keskinleştirerek… 

Katledile, tüketile yaşamak istemiyoruz!

Kadınlara karşı açılmış ölümüne bir savaş bu, biliyoruz. Sıkıştırıldığımız dört duvar arasındaki evlerde erkek şiddetiyle, üretimde-gündelik yaşamın her alanında sömürü ve sayısız şiddet biçimiyle hayatımız bir ahtapot gibi sarılmış durumda. Artık soluk alamıyor, boğulmak isteniyoruz. 

Özel mülkiyet dünyasının erkeğin egemenliğine itaati dayattığı kadınlar “Ya benimsin ya kara toprağın!” dehlizlerinde tüketilmek isteniyor. İki günde işlenen kadın cinayeti sayısı onu buluyor. Patriyarkal kapitalizm kadın emeği sömürüsünü derinleştirirken, kadının özgürleşme sınırlarını da cezasızlık politikaları üzerinden teşvik ettiği cinayetlerle bizzat erkeklere çizdirmeye çalışıyor! 

Örgütlenmezsek hiçbirimiz güvende değiliz. Geniş kadın kitleleri arasında daha sistemli ve mevcut-inatçı kadın hareketini-öfkesini daha örgütlü hale getirmek için bir an önce harekete geçmezsek sadece biz değil, bizden sonra gelecek kuşakları da karanlık günler bekliyor.

Eşit işe eşdeğer ücret istiyoruz!

Eğer iş bulabilirsek sigortasız, güvencesiz boğaz tokluğuna çalışmak zorunda kalıyoruz. Kadın olarak var olmak, ayakta kalmak uğraşındayız. Hoyratça sömürülen, baskı altında tutulan, bütün angaryaları omuzlayan, görünmeyen emeğimizle hayatı her gün yeniden doğuran biz kadınlar direniş azmimizi hiç tükenmeyen bir öfkeyle dolduruyoruz.

Sözümüzü söylemekten de yüzlerce yıldır tırnaklarımızla kazandığımız haklarımızdan da vazgeçmiyoruz!

8 Mart kadın mücadelesinin ruhudur

Kadınlar olarak hayatımız, kararlarımız ve geleceğimiz için söz sahibi olması gereken biziz; bu hakkı kimse bizden alamaz!

İhtiyacımız olan en önemli şey örgütlülüğümüzü yaygınlaştırıp güçlendirmek ve ona süreklilik kazandırmaktır! Dayanışmayı ve kolektif mücadeleyi büyütmektir. Düştüğümüz yerden bizi kaldıracak kadınlar ordusunu yaratmaktır!

Kendi gücümüzün bilincine varmaktan, bunu toplumsal bir bilinç haline getirmekten başka yolumuz yok!

8 Mart özgürlük açlığımızın dile gelişidir

Kadınlar olarak kendi hayatlarımızı da dünyayı da değiştirmeye soyunduk. İnsan olmaktan çıkarılmaya karşı ayağa kalktık. Çölleştirilmeye çalışılan ruhumuzun prangalarını çözdük. Sadece kadınlar için mücadele etmiyoruz; ezilen ve sömürülen geniş işçi ve emekçi halklar için emperyalist kapitalist tekellerin insanlığı çürütmesine, doğa tahribatına karşı, tüm canlıların geleceği için göç yollarında yaşamını yitiren yoksul kardeşlerimiz için de dövüşüyoruz.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde özgürlüklerimize yürüyoruz!

Yaşasın 8 Mart!

Çalışmak doğuştan mezara dek, bu böyle gitmeyecek!

Sömürü ve zulüm düzeninin mezarını kazacağız!

Biz kazanacağız!