Milyonlarca emekçiye ne yiyip ne içeceklerini düşünmeden “evde kalın” diyen, diğer taraftan “fabrikalarda, hizmet alanında, tarlalarda üretim sürecek” alt çizmesiyle “ölseniz bile çalışacaksınız” şeklinde buyuran, bir gün çalışmasa aç kalacak olan milyonlarca kent yoksulunu adeta açlık ve ölüme mahkum eden AKP’li devletin tüm mekanizmalarıyla nasıl bir iktidar zehirlenmesi içinde olduğu her zaman açıktı; fakat bu gerçek bu süreçte irrite edici bir çıplaklık kazandı. Sadece bir salgın tehlikesi karşısında işçiler açlık ve işsizlik korkusuyla dip dibe çalışırken ve bir anda işsiz kalan milyonlar kira-faturalar-gıda harcamaları-borçlar sarmalıyla bir başına kalmışken, tüm bunlara dönük hiçbir önlem alınmadan “evde kalın” demeleriyle yapmadılar bunu. Para derdi, tasası olmayan “ünlülere” kamu spotu hazırlarcasına boğaz manzaralı evlerinden “evde kalın” dedirterek de… Ağızlarından dökülen her sözle, yüzlerindeki her mimik ve vücut hareketiyle gözümüze soka soka yaptılar bunları. Bazı karelerse unutulmayacak bir şekilde şimdiden zihinlere kazındı.
Emekçilere dönük alışılmış ve doğallaşmış kibirleri-yabancılaşmalarıyla bu tutumlarının aslında nasıl bir aşağılama, “siz insan değilsiniz” anlamına geleceğinin/geldiğininse farkında bile değiller!
Bu böyleyken iktidar zincirinin çeşitli kademelerinde yer alan ve yaltaklanarak koltuklarını korumayı iş edinen kimi bürokratlarının ya da herhangi bir polisin çok temel vicdan ve akıl muhasebesini bile bir yana bırakarak iktidar kılıcını salladıkları irrite edici tutumları da üzerine tuz biber oluyor.
İktidar kılıcını sallamayı iş edinen, emir komuta zinciri içinde vicdan ve aklını büsbütün yitiren polisler ya da o zincir içindeki konumlarını korumak için yaltaklanmayı en mide bulandırıcı düzeylere taşıyan bürokratlardan sosyal medyaya yansıyan görüntü ve paylaşımlar sözünü ettiğimiz halin çarpıcı bir özeti olmaya yetti.
“Ne yapak ne? Çöplerden ekmeklerimizi buluyoruz”
Bunlardan biri Elazığ’dandı. Hurdacılık yaparak geçimini sağlayan kent yoksulları başka bir çareleri olmadığı için işlerini yapmaya çalışıyorlardı. Hurda toplamak için kullandıkları arabasıyla bir aile sokaktaydı. Trafik polileri tarafından durduruldular ve zaten o kadar paraları olsa çocuklarını da riske atarak sokağa çıkmayacak aileye 5 bin 606 lira ceza kesilip, sepetli motorları da bağlandı.

Gerekçe: Koronavirüs tedbirine uymamak, yetersiz ehliyet ve amacı dışında araç kullanmak!
Geriye kucağında ağlayan çocuğuyla annenin “Ne yapak ne? Çöplerden ekmeklerimizi buluyoruz” diye isyan eden sözleri kaldı!
‘Geber’: Sınıf düşmanlığının saf hali!
Trafik polislerinin halkın açlığını-yoksulluk ve yoksunluğunu düşünüp önlem almadan getirilen yasakları emir komuta zinciri içinde harfiyen yerine getirdiği bu örnek daha sonra bir bürokratın hem de adı “Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı” olan bir bakanlığa bağlı çalışan bürokratın Roman bir emekçinin “Evde Kal” çağrıları karşısındaki çaresizlik çığlıklarını yansıtan videoyu “Geber” notuyla paylaşması geldi.

İstanbul Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdür yardımcısı Nail Noğay’dı bunu yapan.
Roman kadın videoda iktidarın da bam teline basacak şekilde, “Çocuklarımız aç, nasıl evde kalalım şimdi ben dilenmekten çöpten yiyecek toplamaktan geliyorum” diyordu. “Kral çıplak” diyordu üslubunca…
Tüm varlığını iktidar bekçiliğine ve yardakçılığına adamış olduğu diğer paylaşımlarından da belli Nail Noğay, belli ki gelen tepkiler üzerine koltuğumdan olur muyum diye düşündü ve o paylaşımını 7 saat sonra kaldırdı!
Euronews’un yer verdiği ve bir sosyal medya kullanıcısının “Romanlardan ‘evde kal’ çağrılarına yanıt: Çocuklarımız aç, nasıl evde kalalım şimdi ben dilenmekten çöpten yiyecek toplamaktan geliyorum” diyerek paylaştığı ve Noğan’ın “Geber” notuyla sayfasına taşıyıp, tepkiler üzerine 7 saat sonra silmek zorunda kaldığı o videoda Roman kadın tüm emekçilerin isyanını oldukça yalın cümlelerle şöyle ifade ediyordu:
Şu anda çok mağdur durumdayım. Bu sabah, ayıptır söylemesi, çocuklarıma kahvaltı ettiremedim ve bu benim zoruma gitti. Devletimiz bu duruma bir el koysun. Şimdi çocuklarım aç kalmasınlar diye dilenmekten geliyorum. Pastaneleri, çöpleri gezerek çocuklarıma ekmek getirdim. ‘Kal’ diyorsunuz ama mecburuz gitmeye. Çoluk çocuğumuz var, açız yani aç, aç. Biz açlıktan ölelim ama çoluğumuza çocuğumuza bir şey olmasın. Bana ne güzel diyorlar ki, ‘Çıkma, çıkma.’ Mecbur çıkacağım. Bir gelir olmayınca ne olacak? Mecbur kendimi dışarı atacağım. Şu anda ben dilenmekten geliyorum, kim bunu biliyor? Sadece ‘çıkma’ yapıyorlar. Gelsinler evimin halini görsünler.
Bu isyana “Geber” yanıtı veren Noğan’ın Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdür Yardımcılığı’ndaki görev tanımıysa çok ironik ama, “Kreş ve Gündüz Bakımevleri ile Çocuk Kulüpleri Birimi” sorumluluğu!
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!