Çorum Katliamı’nın 40. yılı…



Demokratik Alevi Dernekleri Ankara Şubesi elli yedi kişinin katledilip, üç yüze yakınının yaralandığı, ev ve iş yerlerinin tahrip edildiği Çorum Katliamı’nın 40. yılında yaptığı açıklamada, “1980 yılının Mayıs ayında başlayıp Temmuz ayına kadar devam eden ve Alevi kırımına dönüşen bir katliamdır” dedi


Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şubesi, 27 Mayıs’ta başlayıp 10 Temmuz’a kadar devam eden, bu süreç boyunca elli yedi Alevi emekçi ve sol görüşlü insanın katledilmesi, üç yüze yakının yaralanması, 300 kadar ev ve işyerinin tahrip edilmesine neden olan Çorum Katliamı’nın 40. Yılında yazılı bir açıklama yaparak, “Çorum katliamına” Çorum olayları demek hakikatin çarpıtılmasıdır. Çünkü 1980 yılında Çorum’da yaşananlar düpedüz devlet gözetiminde bir katliamdır. 1980 yılının Mayıs ayında başlayıp Temmuz ayına kadar devam eden ve Alevi kırımına dönüşen bir katliamdır” dedi.

27 Mayıs 1980’de Gün Sazak’ın öldürülmesini bahane eden sivil faşistlerin “Kana Kan İntikam- Kanımız aksa da zafer İslam’ın!” diyerek sokağa inip halka saldırmaya başladıkları, bu saldırıların sokağa çıkma yasağı ilan edilen 2 Temmuz’da kadar yer yer direnişle püskürtüldüğü, fakat yasağın ilan edildiği günlerde sivil faşistlerin istedikleri gibi hareket edip önceden belirledikleri Alevilerin ve sol görüşlü kişilerin evlerine girip insanları katlettikleri anlatıldı.

TRT’nin provokatif haberiyle tırmandı

Bu saldırganlığın 4 Temmuz’da TRT’nin Milönü Mahallesi’nde bulunan Alaaddin Camisi’nin bombalandığı ve kurşunlandığı şeklindeki yalan haberinden sonra tırmandığı, cuma namazından çıkan kışkırtılmış lümpen kalabalıkların sivil faşistlerin önderliğinde Çorum merkez ve ilçelerinde saldırıya geçtikleri kaydedildi.

10 Temmuz’da olaylar sonlandığında elli yedi kişinin katledildiği, üç yüze yakın kişinin yaralanıp, bir o kadar ev ve işyerinin tahrip edildiği belirtildi.

Açıklama şu vurgularla sonlandı:

Her Alevi katliamında olduğu gibi Çorum Katliamı’nda da inançsal, fiziksel, kültürel, ekonomik soykırım sürecine tabi tutularak yaşam alanlarından kopartılan Aleviler sığındıkları yerlerde inançlarından, dillerinden, kültürlerinden uzaklaştırılıp kaba bir asimilasyon sürecine itilmişlerdir. Her katliam sonrası Aleviler hem canlarını, hem mallarını, hem de inançlarını kaybetmeyle yüz yüze kalmışlardır ve Devlet her katliam sonrasında olduğu gibi demografik yapıyla oynamış, Türk İslam sentezi çerçevesinde Sünnileştirme projesini hayata geçirmiştir. Çorum’u da, Ortaca, Maraş, Sivas ve Malatya’da olduğu gibi Alevilerden arındırılmaya çalışmıştır.