Korona pandemisinin pik yaptığı kış aylarında “değerleri anlaşılarak” alkışlanan işçi kesimlerinden biri de mevsimlik tarım işçileriydi. “Onlar çalışamazsa halimiz ne olur” denilip durulmuş, Bakanlık tarafından alınacak önlemlere ilişkin uzun bir liste hazırlanmıştı. Fakat bu listenin hayatta karşılığının olmadığını hazırlayanlar da dahil herkes biliyordu.
Hijyenin olmadığı hatta içmek için bile suya zor ulaşılan, kaldıkları derme çatma çadırlarda en insanlık dışı koşullara rıza göstermek zorunda kalan bu işçilerin çoğunluğu, başka bir geçim kaynakları olmadığı için yüzlerce kilometrelik yolları katederek, tarımsal üretimin yapıldığı bölgelere giderler. Diyarbakır, Şanlıurfa, Van, Malatya, Mardin gibi illerden yola çıkan binlerce işçi, geldikleri yerlerde her türlü haksızlığı, ayrımcılık ve aşağılanmayı da göze alarak kışı kıt kanaat geçirebilecekleri bir gelir elde etmeye çalışırlar.
Korona günlerinde de bu farklı olmadı. Binlerce işçi, yüzlerce kilometrelik yolu katederek Karadeniz’e, Sakarya’ya, Ege’ye ya da Akdeniz’deki çeşitli tarımsal üretim havzalarına doğru yola çıktı.
Bu işçilerden 20’sinin yaşadıklarıysa; tarım işçilerine dönük o övgülerin tıpkı sağlık emekçilerinde olduğu gibi bir gösteri dışında anlam taşımadığını gösterdi.
20 kişilik işçi kafilesi yevmiyesi en fazla 100 TL’den fındık toplamak üzere tam bin 150 kilometre uzaklıktaki Şanlıurfa’dan Sakarya’nın Ferizli İlçesi Kusca Mahallesi’ne geldi.
Kendilerine gösterilen alanda konaklayan işçilerden bazılarında korona semptomları görülünce, hastaneye gittiler. Yapılan testlerde korona oldukları tespit edilince diğer işçilere de test yapıldı ve 18’inin enfekte olduğu açığa çıktı. Bu durumda işçilerin kaldıkları alan 14 gün boyunca Jandarma tarafından karantinaya alındı, daha sonra hepsine yapılan testler negatif çıksa da çalışmalarına izin verilmedi.
İşçiler, Kaymakamlığın yol paralarını karşılamasıyla açlığa mahkum edilmek üzere memleketlerine gönderildiler!
Sakaryayenihaber sitesine konuşan bir işçi, para kazanma hayaliyle geldikleri şehirden üzüntüyle ayrıldıklarını belirterek, “Biz buraya para kazanmak için gelmiştik. Parasız ayrılmak hepimiz için üzüntü verici. Geride bizden para bekleyen ailemiz, yakınlarımız var. Onlara bunu nasıl söyleyeceğiz bilmiyoruz. Yetkililer sesimizi duyuyorsa derdimize derman olsunlar. Tam 20 kişiyiz, her birimiz paraya ihtiyacı olduğu için buradayız. Yüzlerce kilometre yolu neden gelir bir insan? Hastalığı yendik evet ama garibanlık yendi bizi. Sesimizin duyulmasını istiyoruz” dedi.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!