Faşist iktidar koalisyonunun Akdeniz şeridi ve başka illerde meydana gelen yangınlar karşısındaki en hafif ifadeyle “beceriksizliği” apaçık ortada. Dahası bu yangınları yağma ve talan projeleri için fırsata çevirme çabaları çabalarını gizlemiyorlar bile. Yangınlar konusunda böyle bir fotoğraf veren iktidarın, hemen tüm Van’ı etkileyen, binlerce hayvanı telef ederken, yerleşim alanlarını mahveden, evleri kullanılmaz hale getiren sel karşısındaki tutumu da ırkçı-faşist bir yaklaşımın çıplak özeti oluyor.
Bu zihniyet, selin tahribatıyla altüst olmuş halka ölen hayvanların sayısını kanıtlamalarını, kullanılmaz hale gelen eşyaları konusunda fatura göstermelerini dayatıyor. Selin yıkımını yaşayan bölgelere giden resmi görevliler halka “HDP’ye oy verdiniz, sorunlarınızı onlar çözsün” diyecek kadar ileri gidebiliyor! Rantçı-talancı politikalarla Van’da selin altyapısını hazırlamışlarken, evsiz kalan insanlara bir çadır ulaştırmaya bile zahmet edemeyebiliyorlar! Kaymakamlar dertlerini anlatan halkı susturup, kolluk gücüne “toplayın bunları” emri verebiliyor. Her açıdan selin yıkımını yaşayan Van halkına Kürt olmanın, siyasi tercihlerinin faturası ödettirilmeye çalışılıyor.
Gazete Duvar’dan İdris Yılmaz’ın konuştuğu Muradiyeli selzedeler devletin bu politik tutumunu somut örneklerle dile getiriyorlar.
Yılmaz’ın haberine göre Muradiye’de yaşanan selin ardından bölgeyi giden yetkililere halk tepki gösterince aldıkları yanıt “Siz bize bakmadınız ki biz de size bakalım” oldu.
Muradiye’de yaşanan yağışlar sonrası meydana gelen sel felaketiyle birlikte Uluşar (Korsot), Topuzarpa (Anguzek), Otlakbaşı (Mezre), Dağören (Dağwêran) mahallelerinde maddi hasarlar oluştu.
Selzedeler Muradiye Kaymakamı ve beraberindeki AK Partililerden oluşan heyetin ayakları çamur olur diye yanlarına inmediklerini söyledi. Mahallelilerden Orhan Kara, köylerindeki yolların yapılmaması ve dere yataklarının ıslah edilmemesinden kaynaklı sel felaketlerinin yaşandığını ifade etmesi üzerine yetkililerin, “Siz seçimlerde bize bakmıyorsunuz ki biz de size bakalım” ifadesiyle karşı karşıya kaldıklarını aktardı. Öte yandan Uluşar köylüleri ise dertlerini anlatmak istemeleri üzerine ilçe kaymakamının “Toplayın bunları” ifadeleriyle gözaltına alınma tehdidi aldıklarını iddia etti.
Kravatlı insanları görünce sevindik’
Köylerinde yaşanan sel felaketinin ardından evlerinin çoğunun tahrip olduğunu ve ciddi anlamada zararlar yaşadıklarını aktaran selzedelerden Orhan Kara, “Kravatlı insanları görünce sevindik. Devlet yetkilileri imdadımıza yetişti diye düşündük. Fakat yanımıza geleceklerine köyün tepesinde bizi izlediler. Aşağıya davet ettik, ‘Ayaklarımız çamur olur’ diyerek gelmediler. Bütün bunların dışında dertlerimizi anlatmaya çalıştık, ‘Siz bize seçimlerde bakmadınız ki biz de size bakalım’ cevabını verdiler. Kardeşim bu ülkede herkes istediğine oy verebilir. Kimse kimseyi zorlayamaz. İktidar olan parti kimse eşit koşullarda hizmet vermek zorundadır. Bizi oy vermediğimiz için cezalandırmaya hiç kimsenin hakkı yoktur” diye konuştu.
‘Seçimden seçime hatırlanıyoruz’
Devlet yetkililerin göstermelik olarak gelip uzaktan kendilerini izlediğini ifade eden Mesut Kara, sadece seçimden seçime hatırlandıklarını söyledi ve “Bizim köy yolunda iki araba yan yana geçmiyor. Bir sürü kaza oluyor. Seçimlere bir sene kala göstermelik olarak yola toprak döküyorlar. Düzeltmedikleri için bu toprak dere yataklarına doluyor. Daha sonra sel olunca böyle sorunlar yaşanılıyor” dedi.
‘Suyun ve çamurun içinde korkuyla yaşıyoruz’
Yaşanan selin evlerini tahrip ettiğini dile getiren Huri Sinici, günlerdir çamur ve suyun içinde yaşamak zorunda kaldıklarını aktardı. Sinici, devlet yetkililerin kendilerini izlemekle yetindiğini ifade ederek yaşadıklarını şu sözlerle dile getirdi. “Ani bir şekilde bastıran sel sonrası suyun altında kaldık. Un, buğday ve kuru gıdalarımızın hepsini su götürdü. Daha bu saate kadar devlet yetkililerin kapımızı çaldığını görmedik. Gelip fotoğraf çekip gittiler. Ardından gelen giden olmadı” diye konuştu.
Sinici, evinin son halini göstererek, “Kaç gündür korku içinde suyun ve çamurun içinde yaşıyoruz. Bize ne bir çadır verdiler ne de barınmamız için bir yok gösterdiler. Yaşadığımız durum budur, Allah aşkına her tarafı çekin” dedi.
‘Dere yatakları ıslah edilmiyor’
Selin başlamasıyla birlikte evlerinin içinde saatlerce mahsur kaldıklarını aktaran Barış Sinici, ilgili birçok kurumu aramalarına rağmen kimsenin gelmediğini ifade ederek, sel bittikten sonra belediyenin bir kepçesinin geldiğini söyledi. Sinici, “Sel tekrardan yaşanılabilir, bunun bilinmesine rağmen halen dere yataklarının ıslahına yönelik bir çalışma yok. Burada bilinçli bir duyarsızlığın yaşandığını görüyoruz. Yaşanan sel sonrası bütün erzaklarımız selin altında kaldı. Şu an ne yiyeceğimiz ne de giyeceğimiz bir şeyimiz kaldı. Bütün bunları anlatmamıza rağmen derdimizi dinleyen bir kurum bulamıyoruz” dedi.
Adını vermek istemeyen bir kaymakamlık yetkilisi ise iddiaları yalanlarken daha fazla açıklama yapmak istemedi.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!