Katı atık işçisi: Daha çok örgütlenmeliyiz, başka alternatif yok



Ankara’da katı atık işçisi Fehmi Çelikok’la kendilerine dönük saldırlar hakkında konuştuk


Son dönemde katı atık işçilerinin depolarına yapılan baskınlar ve kendilerine yönelik saldırılar arttı. Bu saldırıları ve nedenlerini Ankara’da katı atık işçisi Fehmi Çelikok ile konuştuk. Atığın artık ciddi bir rant sorunu haline döndüğünü, saldırıların da bu kapsamda gerçekleştiğini söyleyen Çelikok’a yönelttiğimiz sorular ve yanıtlar şöyle:

Alınteri: Katı atık toplayan arkadaşlara ilk saldırılar Ankara’da yapıldı. O zaman ne düşündünüz?

Fehmi Çelikok: Bu saldırılar ilk değil aslında. 15-20 yıldır bu işi yapıyorum ve saldırılar aslında hiçbir zaman eksik olmadı. Son zamanlarda Ankara’da bir taraftan saldırırken, bununla birlikte kabahatler kanunu çerçevesinde ceza yazıyorlar. Atığın artık ciddi bir şekilde rant saldırısı olduğunu düşünüyorum. “Sıfır atık” projesi diye bir uygulama çıkardılar. Sıfır atığı yıllardır kâğıtçılar sokaklarda çöp toplayarak uyguluyorlar. Yıllardır gönüllü bir şekilde yapıyorlar. Son dönemlerde işin içine rant girdiği için kuşkulandık aslında.

Alınteri: Aslında rant her zaman vardı değil mi? Ama bunu siz değil hep başkaları almadı mı? Rant kavgası kimler arasında?

Fehmi Çelikok: Katı atığın çok çıktığı bölgeleri zaten şirketler topluyor, bizler değil. Bizler daha çok kenar mahalle tabir edilen sokaklarda, halkın atığını, çöpünü topluyoruz. Hala bize karşı saldırılar oluyor. Bunu gerçekten anlamakta zorlanıyoruz. Son zamanlarda bu saldırılardan kaynaklı muhataplarla görüştüğümüzde onlar bile anlamadıklarını söylüyorlar. Kim bu emri veriyor? Bize saldıran gözaltına alan, kabahatler kanunundan ceza yazan polisler bile neden aldıklarını bilmiyorlar. Vali’ye gidiyoruz Çevre ve Şehircilik Planlama’ya gönderiyor, ona gidiyoruz “alakamız yok” diyor. Nasıl bir sistem işletiyorlar anlayamıyoruz.

Alınteri: Şirketler resmî kurumlara mı bağlı?

Fehmi Çelikok: Her belediyenin bir ya da birkaç şirketle atık toplanması konusunda anlaşması var. Yoğun atık çıkan bölgelerde şirketler aracılığıyla toplanıyor. Şirketler de genelde Çevre Şehircilik Bakanlığı’na bağlı, lisanslı firmalar. Bu şirketlerde çalışan atık toplayıcıları sigortalı işçi olarak maaşlı çalışıyorlar.

Alınteri: Bu sorunlar karşısında bir araya gelebiliyor musunuz?

Fehmi Çelikok: Bizler bir araya geliyoruz. Ama hani desen ki, çok sesimiz çıkıyor mu?.. Potansiyel var, gerçekten çok büyük bir gücüz, ama istediğimiz düzeyde bir araya gelemiyoruz. Tabii bundan sonra saldırıların artacağını görebiliyoruz. Bir araya gelip örgütlenmekten başka bir çaremiz yok. Daha çok örgütlenmeye ihtiyacımız var. Emeğimiz ve alınterimize sahip çıkabilmek için bir araya gelip örgütlenmek zorundayız. Başka alternatifimiz yok.

Alınteri: Siz sokağa katı atık toplamaya çıktığınızda evde kalanlar ne hissediyorlar? Saldırıları onlar da duyuyor muhakkak ki…

Fehmi Çelikok: Tabii ki çok endişeleniyorlar. Akılları bizde kalıyor. Biz dönene kadar acaba ceza mı yiyeceğiz, gözaltına mı alınacağız, çekçeğimiz mi elimizden alınacak, topladığımız katı atıklara el konulup eli boş mu döneceğiz, yoksa darp edilmiş mi olacağız diye tedirgin oluyorlar

Alınteri: Katı atık toplayan kadınlar da görüyoruz. Sizin çalıştığınız bölgede de var mı kadın katı atık toplayıcıları?

Fehmi Çelikok: Benim çalıştığım bölgede yok, ama tanıdıklarım var. İş bulamamış, zor durumda olup mecburen katı atık toplamaya çıkanlar.

Alınteri: Katı atık toplamaya nasıl başladınız?

Fehmi Çelikok: Biz zorunlu göç mağdurlarıyız. ‘94’te köylerimiz boşaltıldı, Ankara’ya geldik. İş bulamayınca çöp toplamaya başladık.

Alınteri: O zamanlar ne gibi sorunlarla karşılaştınız?

Fehmi Çelikok: Melik Gökçek döneminde, Muzaffer Eryılmaz döneminde de her türlü saldırıya maruz kaldık. Hepsi kayıtlarda da var. Çok kötü günlerdi, hatırlamak bile istemiyorum

Alınteri: Katı atık işçilerine yapılan saldırıların ırkçılıkla birleştiğini düşünüyor musunuz?

Fehmi Çelikok: Benim gözlemim AKP-MHP belediyeleri kaybedince ellerinde sadece valilik kaldı. Bu saldırılarla da valilikler üzerinden Kürtleri cezalandırmayı istiyorlar sanki. Valiliğin ve emniyetin işbirliğiyle böyle bir yönelimi yönettiklerini düşünüyorum.

Atığı ekonomiye kazandıranların başında kağıt toplayıcıları var. Aslında tab dediğimiz, depo dediğimiz, ardiye dediğimiz yerler var. Hepsi kağıt toplayanlar üzerinden kazanç sağlıyorlar. Ama saldırılar olunca kağıt toplayıcılarını yalnız bırakıyorlar. Onlara seslenmek istiyorum: Sizler yüzyıllardır kâğıtçılar üzerinden para kazanıyorsunuz, kâğıtçıların emeği üzerinden evinize ekmek götürüyorsunuz, ama saldırılar olunca sadece bizler maruz kalıyoruz. Eğer biz bitersek siz de biteceksiniz. O nedenle hep birlikte el ele verip birlikte bir yol bulmamız gerekiyor.

Biz de sokakta kağıt toplamaya çok hevesli değiliz. Biz de bu işten kurtulmayı istiyoruz, ama şartlar buna zorluyor. Ortam o kadar kötü ki, iş bulamıyoruz ve evimize ekmek götürmek zorunda olduğumuz için sokakta kağıt toplamak zorundayız. Özellikle tab ve tab sahipleri ve bizim üzerimizden para kazananların bizim yanımızda olmaları gerekiyor.