1889’daki I. Kongresinde 8 saatlik işgünü için 1 Mayıs 1890’dan başlayarak işçi sınıfını her yıl eş zamanlı Uluslararası gösteri yapmaya çağıran II. Enternasyonal kökenli sosyal demokrat partiler de içinde olmak üzere, bu önemli günle tarihçiler dışında çok az kişi ilgilenmiştir. Bu, 1889 II. Enternasyonal toplantılarına fiilen katılmış ve hala varlığını sürdüren partiler için de geçerlidir. II. Enternasyonal’deki bu partiler ya da torunları bugün, Avrupa’nın yakın zamana dek kendisini “var olan gerçek sosyalizm” olarak tanımlayan bölgenin batısında hemen hemen her yerde hükümetleri, ana muhalefetleri ya da alternatif yönetimleri oluşturmaktadır. Bu partilerin, geçmişlerinden daha büyük onur duymaları ya da yalnızca geçmişlerine daha büyük ilgi göstermeleri beklenebilirdi.
Avrupa Topluluğu’ndan önce, 1 Mayıs Bayramı’nı bünyesine almakta en önde gidenler solda değil, aşırı sağda konumlanıyorlardı. SSCB’den sonra 1 Mayıs’ı resmi Ulusal İşçi Günü yapan ilk hükümet Hitler’inkiydi. Mareşal Pétain’in Vichy hükümeti 1 Mayıs’ı Emek ve Anlaşma şenliği ilan etti. Mareşalin bunu, büyükelçiliği sırasında hayran kaldığı Franco İspanya’sındaki Falanjist 1 Mayıs Bayramı’ndan esinlenerek gerçekleştirdiği söylenir. Gerçekte 1 Mayıs Bayramı’nı kamusal tatil haline getiren Avrupa Ekonomik Topluluğu sosyalist değil, Mrs Thatcher’ın bu yöndeki görüşlerine karşın, sosyalizm karşıtı hükümetlerden oluşan bir yapıydı. Batı’nın resmi 1 Mayıs bayramları, gayri resmi 1 Mayıs Bayramı geleneğiyle uzlaşarak onu işçi hareketinden, sınıf bilincinden, sınıf mücadelesinden koparma gereksiniminden kaynaklanıyordu. Bu gelenek nasıl olmuştu da Hitler, Franco ve Pétain gibi düşmanlarının, sosyalist işçi hareketini parçaladıkları zaman bile, 1 Mayıs Bayramı’nı ele geçirmek zorunda olduklarını düşündürecek kadar güçlenmişti?
Bu kurumun evriminin olağandışı noktası, amaçsız ve plansız oluşudur. Bu bağlamda, aniden patlayan “icat edilmiş bir gelenek” değildi. 1 Mayıs Bayramı, Enternasyonal’in rakip iki kurucu kongresinden biri -Marksist olan- tarafından Fransız Devrimi’nin yüzüncü yılı olan 1889 Temmuzunda Paris’te kabul edilmiş bir önergeydi. Bu önerge, işçilerin ‘Yasal Sekiz Saatlik İşgünü’ talebini kendi kamuoyuna ve diğer otoritelere duyurmak için aynı gün Uluslararası bir gösteri yapma çağrısıydı. Amerikan İşçi Federasyonu, daha önceden bu tür bir gösterinin 1 Mayıs 1890’da yapılmasına karar vermiş olduğu için Uluslararası gösteri için de bu tarih seçildi. Kaderin cilvesi, Amerika Birleşik Devletleri’nde 1 Mayıs Bayramı asla diğer ülkelerdeki kadar sağlam bir yer edinemeyecekti, çünkü giderek resmiyet kazanan bir emekçi tatili, İşçi Günü -eylülün ilk pazartesi günü- zaten vardı.
(…) Elinizdeki makalenin savıyla bağlantılı olan, önergenin zihinlerde canlandığı görünümün gerçekte ortaya çıkandan hangi biçimlerde ayrıldığıdır. Asıl öneriyle ilgili üç gerçeğe dikkat edelim. Birincisi, çağrı yalnızca bir kerelik Uluslararası gösteri içindi. Düzenli, yıllık bir uygulama bir yana, yinelenmesine ilişkin hiçbir öneri bulunmamaktadır. İkincisi, tüm ülkelerdeki işçi hareketlerine “bu gösteriyi ülkelerindeki durumun gerektirdiği biçimde gerçekleştirme” yetkisi verilmiş olsa da, bunun, özellikle bir bayram ya da ritüel olması gerektiğine ilişkin bir öneri yoktu. Bu yetki, elbette o dönemde hala Bismarck’ın sosyalizm karşıtı yasasına göre yasadışı sayılan Alman Sosyal demokrat Parti yararına bir acil çıkıştı. Üçüncüsü, önergenin o günlerde özel bir önemi olduğuna ilişkin hiçbir işaret yoktu. Aksine çağdaş basında bir istisna dışında (hayli ciddi bir burjuva gazete) hemen hemen hiç yer almamıştı. (…)
Mayıs Bayramı’nın hızlı yükselişi ve kurumlaşması, elbette, 1890’daki ilk Mayıs Bayramı gösterilerinin en azından Rus İmparatorluğu’nun Avrupa’da kalan bölümü ile Balkanlar’daki olağandışı başarısına bağlıdır. Sosyalistler, Enternasyonal kurmak ya da bir başka deyişle yeniden yapılandırmak için en doğru anı seçmişlerdi. İlk Mayıs Bayramı birçok ülkede emeğin gücünün ve özgüveninin artmasıyla aynı zamana denk düşmüştü.
(…)
İşçi Bayramı’nı, herhangi bir başka gösteriden ya da bir başka anma töreninden daha fazlasını içeren bir olguya dönüştüren, simgesel iş bırakma eylemiydi. Kararsız davranan sendikalara karşın simgesel grevde ısrar eden partilerin ülke ya da kentlerinde 1 Mayıs gerçekten işçi sınıfının yaşamının ve işçi kimliğinin ana parçası oldu. Bir iş gününde işe gitmemek, hem işçi sınıfının gücünü göstermesinin -gerçekte bu gücün en mükemmel ifadesi- hem de birisinin kızacağından korkarak çalışmak yerine, aile ve dostlarla birlikte ne yapılacağına karar verme özgürlüğünün özünü oluşturuyordu. Dolayısıyla, bu hem kendisinin ve sınıf mücadelesinin ifadesi hem de bir tatildi: Emeğin kurtuluşunun ardından gelecek güzel yaşama ilişkin bir gelecek programıydı.
[Eric Hobsbawm, Sıradışı İnsanlar / Direniş, İsyan ve Caz, Çeviren Işıtan Gündüz, Yordam Kitap]
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!