Gezi Direnişi’nin birkaç kişinin komplosu olarak yaftalanıp itibarsızlaştırılması için açılan davada ağır cezalar verilerek tutuklanan Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater, Ali Hakan Altınay, Mine Özerden, Tayfun Kahraman, Can Atalay, Yiğit Ali Ekmekçi ve Osman Kavala direnişin 9. yılında unutulmadı. Taksim Dayanışması’nın çağrısıyla bir araya gelen onlarca kurum temsilcisi ve kişi, ilk önce Silivri ardından da Bakırköy hapishaneleri önünde yapılan basın açıklamalarına katıldı.
“Acil demokrasi ve adalet, Gezi’ye özgürlük” yazılı Taksim Dayanışması pankartının açıldığı eylemde, tutukluların fotoğrafları ve “Gezi için adalet”, “Biz Gezici siz gidicisiniz” dövizleri taşındı. Basın açıklamasıyla birlikte onlardan gelen mesajlar okundu ve son olarak da gökyüzüne kırmızı balonlar salındı.
Açıklamada Babası “Proleter Şoför” Ahmet Yalkın Özerden’i kaybeden Mine Özerden’e selam gönderildi, başsağlığı dilendi.
Katılanların Gezi tutsaklarına avukatları tarafından ulaştırılmak üzere notlar yazdıkları açıklamada, Gezi’nin ve ona yönelik saldırganlığın tarihsel anlamı ifade edilerek adalet talebi yinelendi.
Silivri Hapishanesi önündeki açıklamayı Taksim Dayanışması adına Akif Burak Atlar, Bakırköy Hapishanesi önündeyse Pelin Pınar Giritlioğlu okudu.
Gezi tutsakları için Silivri ve Bakırköy hapishaneleri önünde açıklama https://t.co/Jofr8qKcfl pic.twitter.com/PVE8D344t5
— Alınteri (@GazeteAlinteri) May 28, 2022
Taksim Dayanışması’nın açıklaması şöyle:
Bundan tam 9 yıl önce bu günlerde, yaşadığımız karanlık günlerin sorumlusu olan siyasi iktidarın bizlere, bu ülkenin yurttaşlarına karşı tutumu insanlık onurumuza dokunduğu için, temel haklarımızı gasp ettiği için, kentsel ve toplumsal hafızamızı yok ettiği için, doğayı ranta kurban ettiği için, bizlere yaşam alanı bırakmadığı için Gezi’de buluşmuş, bir arada olmanın coşkusunu, gerçeği haykırmanın gururunu, direnmenin onurunu yaşamıştık.
Aradan geçen 9 yılın ardından, hukuka güvenin iyice azaldığı, mahkemelerden adalet çıkacağına dair inancın giderek zayıfladığı güzel ülkemiz; 25 Nisan’da Gezi davasında açıklanan kararlar sonrasında; ranta karşı çıkıp, doğanın talanına itiraz edenlerin, hayatımıza müdahale etme diyen milyonların sesine ses olanların, GEZİ Parkı park olarak kalsın diye çabalayan kent hakkı, yaşam ve hak savunucularının, bu ülkenin demokrasi güçlerinin “Ağırlaştırılmış müebbet ve ağır hapis” ile cezalandırıldığı bir ülkeye dönüşmüştür.
Polis tutanaklarına göre en az üç buçuk milyon insanın, yani GEZİ’ye gelen, destekleyen, mesaj atan, börek getiren, revir kuran, kütüphane yapan, yeryüzü sofrası açan; şarkı söyleyen, tiyatro sergileyen, dans eden, ağaçlara sarılan milyonların “Müebbet ve ağır hapis cezaları” ile korkutulmaya çalışıldığı, Adalet’in buharlaşarak yok olduğu bir ülkeyiz artık.
Tek adam rejiminin ihtiyaçlarına göre karar veren mahkemelerin hukuksuz, tanıksız, kanıtsız, keyfi ve tutarsız kararlar aldığı bir rejimde, demokrasinin, kuvvetler ayrılığının ve en temel anayasal hakların yok sayıldığı bir ülkeyiz artık.
Gezi parkına sahip çıktığı için, yaşamıma daha fazla karışma dediği için Gezi direnişi sırasında polis şiddeti ile hayatını kaybeden gençlerin katillerinin aklandığı, bu vahşete isyan edenlere hapis cezaları verilebildiği bir ülkeyiz artık.
Gezi’de gür sesleriyle biz de varız diyen kadınların, LGBTİ+ bireylerin taleplerinin yok sayıldığı, cinayetlere kurban gitmelerine ses çıkarılmasının engellendiği, bu hukuksuzluktan güç alan erkek şiddetinin daha dün iki canı daha aramızdan aldığı bir ülkeyiz artık.
İşçilerin ekmeğine, köylülerin ürününe sahip çıkmasının istenmediği, hayatın pahalı, emeğin ucuz olduğu bu düzenin sorgulanmasının, emeğinin karşılığını talep etmek için ses çıkaranların, özgür üniversite için direnen öğrencilerin, barınma hakkı talep eden yurttaşların vatan haini olarak görüldüğü bir ülkeyiz.
İşte böyle bir durumda bu ülkenin yargısı, bu ülkenin mahkemeleri tüm bu hukuksuzluklara, eşitsizliklere, vicdansızlıklara güç vermek yerine Adaleti sağlamak zorundadır.
Demokrasi için, Eşitlik için, Özgürlük için, geleceğimiz için adalet istiyoruz!
Gezi parkı park olarak kalsın diye, mesleki ve yasal süreçleri yürüttükleri için 18’er yıl ağır hapis ile cezalandırılan Taksim Dayanışması’ndan kent, demokrasi ve hukuk emekçisi arkadaşlarımız Mimar Mücella Yapıcı için, Şehir Plancısı Tayfun Kahraman için, Avukat Can Atalay için adalet istiyoruz!
Bu hukuksuz davada mesnetsiz ithamlarla yargılanarak 18’er yıl ağır hapis ile cezalandırılan Çiğdem MATER için, Hakan ALTINAY için, Mine ÖZERDEN için adalet istiyoruz!
4,5 yıldır kanıtsız, tanıksız ithamlarla bir siyasi tutsak olarak özgürlüğü GASP edildiği yetmezmiş gibi, kanıtlanamayan iddialar hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilen Osman KAVALA için adalet istiyoruz!
Sadece Gezi Tutukluları için değil, gelecek güzel günlerimiz için adalet istiyoruz!
Yargının bağımsız olduğu, yaşama sahip çıkan seslerin duyulduğu, mesleklerinin gereğini yapan hak savunucularının tutsak edilmediği bir ülke için adalet istiyoruz!
Ethem’in, Ali İsmail’in, Medeni’nin, Hasan Ferit’in, Abdocan’ın, Ahmet’in, Mehmet’in ve Berkin’in özgür düşleri için adalet istiyoruz!
2013’ün Haziran’ında Gezi Parkı’ndaki o rengarenk, dayanışmacı anlayışı sahiplenen tüm yurttaşları özgürlük ve demokrasi talebiyle ülkemizin geleceğine umut olan tüm kurumları, “darbecilik” gibi asılsız ithamlarla lekelenmek istenen Gezi’nin gerçek tarihine sahip çıkmaya çağırıyoruz.
Gezi, haksızlıkların, hukuksuzlukların ve adaletsizliklerin son bulduğu ve gerçek suçluların hesap verdiği bir ülke için umuttur. Bu umudu diri tutmanın yolu, bizi bugün bir araya getiren özgürlük, eşitlik ve kardeşlik talebinde ısrar etmekten ve her şeye rağmen bir arada ve dayanışma içerisinde olmaktan geçiyor.
Başta GEZİ parkı olmak üzere ülkemizin yeşiline, doğasına, kaynaklarına sahip çıkacak demokratik bir ülke mücadelesinden vazgeçmeden, delillere dayanan objektif ve tarafsız yargılama yapan bir adalet sistemi kuruluncaya kadar mücadeleye devam edeceğiz!
Bu hukuksuzluk, bu keyfilik, bu adaletsizlik, bu vicdansızlık, bu düşmanlık sona erinceye kadar; arkadaşlarımız serbest bırakılıncaya kadar, dünya hukuk tarihine kara bir leke olarak girecek bu davalar geri çekilinceye kadar mücadeleye devam edecek, arkadaşlarımızı yalnız bırakmayacağız!
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!