Alınmayan önlemler, yapılmayan denetimler ve tüm bunlar için gerekli masrafların ilk gözden çıkarılacak maliyet kalemi olarak görülmesi nedeniyle yaşanan işçi katliamlarına “kader”, “fıtrat” demeye devam ediyor AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan. Sayıları muhtemelen artacak olan kırk bir madencinin katledildiği Bartın’da “Biz kader planına inanmış insanlarız” diyerek Soma’daki fıtrat edebiyatını “kader planı”yla değiştiren Erdoğan, Meclis’teki konuşmalarında da bunu sürdürdü. Ama bu sefer belli ki toplumsal tepkileri gözeterek bu “kaderin” yanına “Renksiz, kokusuz, tatsız, zehirsiz bir gaz olan metan”ı ekledi. Bu gazın patlayıcı etkisiyle tüm dünyada maden işletmelerinin ve madencilerin korkusu rüyası olduğunu ifade etti. “Kader ama metan gazı da suçlu” demek istedi.
O vardiya gaz tehlikesine rağmen madene hangi emirle indirildi?
Oysaki metan gazı sensörlerle ölçülebiliyor. Üstelik işçiler ailelerine çok önceden metan gazı sorunu olduğunu belirtmişler. Hatta bir önceki vardiya metan salınımı nedeniyle ocaktan erken çıkarılmış! Katliamın yaşandığı vardiya hangi merkezden gelen emirle oraya indirildi bilinmiyor. Bazı kaynaklar çıkarılacak kömürün seçim yatırımı olarak dağıtılacağına işaret ediyor, birileri “aman yetişsin mi” dedi, bilinmiyor!..
Nitekim daha cenazeler kaldırılırken buradan çıkarılan kömürün torbalanması için ihale verilmesi bile başlı başına manidar.
Sensör olsa ne fayda!
İşçi sayısının alabildiğine düşürüldüğü, çıkarılan kömürün harcanan emeğe değmediği, olsa olsa AKP’nin halkı dilencileştirme kampanyalarına katık edilecek kadar “işe yaradığı”, özelleştirme politikalarıyla bile bile yıkıma sürüklenen, işçi sayısının binlerden yüzlere düşürüldüğü bu ocaklardaki teknik donanımla övünerek halkı kandırabileceklerini sanıyorlar. Sayıştay raporu ya da TTK raporu bile emek yoğun çalışmadan, teknik donanım eksikliğinden bahsederken halen yüksek donanım tiratları çekiyorlar. Fakat o donanımı mesela sensörleri, bacaları, diğer risk uyarı araçlarını kontrol edecek işçi sayısından bahsetmiyorlar. Sosyal Haklar Derneği’yse hazırladığı raporda tam da bu noktaya işaret ediyor.
Derneğin bölgede yaptığı araştırmalar ve gözlemlerden oluşan raporunda madende yeterli sayda gaz sensörü olduğu, fakat bu sensörleri takip eden kişi sayısının az olduğu vurgulandı. Raporda, madende toz patlaması riski ve metan gazından kaynaklı riskler olduğu bilinmesine rağmen; gaz ölçümlerinin ve metan drenajının sağlıklı şekilde yapılmadığı ve dinamit patlatma yöntemiyle üretime devam edildiği aktarıldı.
Erdoğan halen “kader planından”, “renksiz, kokusuz, tatsız, zehirsiz” metandan bahsediyor. Halkın gözünün içine baka baka…
Mazlumun ahı yerde kalmaz!
Bir de kendi meşrebine de uygun olarak acıları parayla satın alabileceğini sanarak “Suçlunun yakasına yapışacağız. Şehitlerimizin geride kalanlarına sahip çıkacağız. Rabbimizin yazgısına da teslim olacağız” diyebiliyor. Tazminatlarla, çeşitli yardımlarla “sahip çıkacakları” işçi ailelerinin kandıracağını sanabiliyor. Ya da Soma’da olduğu gibi esas suçluları bir kenara bırakıp onların altındakileri aklamak üzere yargılamaya “suçluların yakasına yapışacağız” diye pazarlayabiliyor.
Ne işçilerin ahı ne de işçi ailelerininki parayla satın alınabilir. “Kadere” inanan Erdoğan’a biz de mazlumun ahının yerde kalmayacağını hatırlatalım. O ahın yerde kalmayacağı günlerse uzak değil.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!