Nəriman Bakı
Seçimden sonra oylarını yükselten bir siyasetçi 29 Mayıs Pazartesi günü şu cümleyi kurdu: “Sosyalizm, komünizm ve onların ayrılıkçı ve terörist ortaklarına alternatif inşa etmek için …’nın kesinlikle gerekli bir alternatif olduğunu artık pekiştirdi.”
Bu siyasetçinin söylemi ne kadar tanıdık değil mi? Okuyucu kim olduğunu tahmin edebilir belki? Bahçeli söylemiş olabilir mi? Olabilir. Sinan Oğan söylemiş olabilir mi? O da olabilir. HÜDA-PAR’lı birisi söylemiş olabilir mi? Mümkün. Sonuçta “sosyalist, komünist ve onların ayrılıkçı terörist ortakları”ndan bahsediyor.
Ancak tahmininiz her kimse yanıldınız! Bu cümlenin sahibi Türkiye’den yaklaşık dört bin dört yüz kilometre ötede, İspanya’da. Cümlenin sahibi, İspanya’da da 28 Mayıs’ta yapılan yerel seçimlerde oyunu “en fazla artıran” faşist Vox Partisi’nin lideri Santiago Abascal.
Peki, İspanya’daki faşist bir parti liderinin sözleriyle Türkiye’de Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığı seçimini ikinci turda kaybedişinin ne ilgisi var diye soracaksınız haklı olarak.
Kesinlikle var! Çünkü 2023 seçimini, dünyanın sadece kendi etrafında ve kendi algıladığı biçimde döndüğünü düşünen, gerçeklikle ilişkisini “baş aşağı” kurmuş sınıfsal var oluş ve akıl kaybetti. Emperyalist kapitalizmin merkezileşme ve faşistleşme eğiliminin sonucu dünyanın her yerinde sağın yükselişi artık apaçık ortadayken hem Türkiye’yi hem de kendi var oluşunu biricik, olmazsa olmaz, bulunmaz Hint kumaşı gibi algılayıp siyaset üretenler kaybetti.
Bu yazıda kaybedenlerin basit bir dökümünü yapacağız.
Kimler kaybetti ?
21 yıllık iktidarının en zayıf anında dünya çapında iflas etmiş bir sistemi (neoliberalizm) hortlatmayı vadetmeleri yetmezmiş gibi Erdoğan’ın karşısına aday çıkarmayı her şey haline getirerek depremin en ağır günlerinde (3-4 Mart’ta) bile aday belirleme yeteneksizliklerini ortaya seren; aday tartışması ile ülke gündemini tamamen değiştiren ve sonrasında deprem bölgesinden “neden oy alamadık” diye utanmadan sorgulayanlar kaybetti.
Teselli arayışı kapsamında istenildiği kadar “Pirus zaferi” olarak tanımlansın sonuç olarak ortada açık bir yenilgi olmasına rağmen bu gerçeği dil ucuyla dahi kabul etmeyip yenilginin nedenini kendisinden başka yerlerde arayıp sonra da “aslında kazandık” diyecek kadar hayattan ve gerçeklikten kopmuş burjuva muhalefetin tüm bileşenleri kaybetti.
Her türlü hile ve dalaverenin olacağı baştan bilindiği halde, ilk turu geçelim ikinci turda dahi sandıklara müşahit göndermeyi beceremeyen; sadece 2. turda sosyal medyada hedefli propaganda için milyonlar harcayan hükümet varken birkaç on bin liralık bütçe ayıran siyasi örgütlenme kaybetti.
Ağzımızın tadı bozulmasın diyerek aylardan beri “Kazansak bile sokağa çıkmayacaksınız” vaazları verdikten sonra 2. tur arefesinde birdenbire efelenerek “güçlü” görüneceğini sanan siyasi akıl kaybetti.
Gözü dönmüş bir ırkçılık dışında hangi saiklerle hareket ettikleri meçhul “serseri mayın” misali yüzde 5’lik bir güruhun oyunu alabilmek için çoğu lâfta bile terkedilmiş sosyal demokratlık iddiasından geriye kalan kırıntıları da ayaklar altına alıp fanatik faşist bir parti ile mutabakat imzalayan “demokratlık” kaybetti.
İşçi sınıfını temsil şurada dursun onunla doğru dürüst organik bağı bile kalmamış, belediyeler başta olmak üzere her kritik sözleşmeyi göstermelik bir iki atraksiyonun arkasından işçilere rağmen satan, sosyal demokratlığı dahi kalmamış düzen muhalefetinin kuyrukçusu, 1 Mayıs’ı dahi gövde gösterisine dönüştürmeyi beceremeyen “sendikacılık” kaybetti.
Sandığa bile dövüşe dövüşe gitmek zorunda kalan Kürt halkının iradesini daha yolun başında burjuva sağ muhalefete kelimenin tam anlamıyla peşkeş çeken; seçmeninin eskisi kadar güven duymadığı gerçeği iki turda da kendisini gösterdiği “özeleştirimizi vereceğiz ama biz mücadelemize parlamentoda devam edeceğiz” diyerek süreci hâlâ doğru okuyamadığını kanıtlayan parlamenter budalalık kaybetti.
Partisinin isminde adı geçen işçi sınıfının teorik tanımını dahi bilmeyen, “en az yüzde 3 alırız” diyerek girdiği seçimde aldığı yüzde 1,7’lik oyun çoğunu da işçi sınıfından değil tuzu kuru küçük burjuvaziden alan, kendini göstermek uğruna kayda değer bir ittifakı geliştirip büyütmek yerine (sırf içinden çıktıları diğer “komünist” partisine nispet yapmak için) burnunun dikine giden, bütün hesapları ve hevesleri kursağında kaldığı halde hâlâ “hiçbir çaba boşa gitmedi” diyerek ahkam kesen “sosyalistlik” kaybetti.
Atttığı taş kurbağayı değil ürkütmek kurbağanın yakına bile yaklaşamayan, kimseye müdanası olmayan mahalle kabadayısı edasıyla uzun süre herkes ve herşey hakkında racon kesen sonrasında da dönüp dolaşıp “akıl, bilim ve de (burjuva karakteri sorun edilmeyen) cumhuriyet” uğruna neoliberal restorasyon projesinin sahibi burjuva muhalefeti destekleyen kendileri değilmiş gibi 2. tur akşamı pişkin bir edayla “..sandık sonucu ile o toplumu mutlak karanlığa mahkum etmek de o kadar imkansız. Seçim tüm sonuçlarıyla kaderine terk edilmeli. İsteyen düzen içi dengelerle, Meclis aritmetiğiyle ilgilensin” diye tweet atan “komünistlik” kaybetti.
Emek sermaye çelişkisini merkez koyarak tarihsel iddiada bulunan, ancak bunun en temel gereklerini bile yerine getirmekten imtina eden, imtina ettikçe sınıfsal siyaset olarak ya en fazla reflekse dayalı tepki gösteren ya da sınıfın arkasından tık nefes gitmeye çalışan; nicel gücünün zayıflığı gibi nesnel bir koşula/zorluğa rağmen nitel gücünü geliştirmekten, güncel yakıcı durumları programatik düzeyde formüle ederek değiştirmek için bir adım yerine kafasındaki ile dünyayı yorumlayan “devrimcilik” kaybetti.
Kim kazandı?
Seçimi, liberal anlamda dahi burjuva demokrasi ile iplerini çoktan koparmış, azâmi kar hırsı ile saldırmadığı alan kalmamış, tekelleşme zorunluluğu ile faşizmin, gericiliğin tüm kodlarını köpürten, derin tarihsel köklere sahip gericilik birikimini körükleyip kışkırtarak geniş yığınları peşinden sürüklemeyi becerebilen Türk tekelci sermayesi ve onun da iplerini elinde tutan emperyalist tekeller kazandı.
Sonuç olarak görüntüdeki gibi yüzde 52 kazanıp yüzde 47 kaybetmedi. Gerçekte yüzde 1 kazandı, yüzde 99 kaybetti.
Bunu görmeyen, göremeyen veya görmek istemeyen zaten en baştan kaybetti.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!