İstanbul Barosu Hakkındaki Davaya Yönelik Tepkiler Sürüyor



İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu ile yönetim kurulu üyelerinin görevlerine son verilmesi ve yeni yönetim seçilmesi talebiyle dava açıldı. Davaya ilişkin tepkiler sürerken İstanbul Barosu da bugün bir basın açıklaması gerçekleştirecek


İktidarın “makbullük” sınırlarını zorlayan her kesim ve kurumu yargı sopasıyla “yola getirme”, sindirme, olmuyorsa kayyumlarla yasadışı bir şekilde doğrudan kendisine bağlama siyasetinin son adresi de İstanbul Barosu olmuştu. Baro’nun Rojava’da haber takibi yaptıkları sırada hedef alınarak katledilen gazeteciler Nazım Daştan ve Cihan Bilgin hakkında yaptığı yazılı açıklamada bunun bir savaş suçu olduğunu belirtmesi içlerine oturdu ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tüm kural ve kaideleri, Avukatlık Yasası ve Anayasa’yı ihlal ederek anında resen soruşturma başlattı.

“Terör örgütü propagandası yapmak” ve “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak” suçlarından resen başlatılan soruşturma hızla iddianameye dönüştürüldü İddianamede İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu ile yönetim kurulu Yönetim Kurulu üyeleri Rukiye Leyla Süren, Hürrem Sönmez, Ahmet Ergin, Metin İriz, Mehmedali Barış Beşli, Yelda Koçak Urfa, Fırat Epözdemir, Ezgi Şahin Yalvarıcı, Ekrem Bilen Selimoğlu ve Bengisu Kadı Çavdar’ın görevlerine son verilmesi ve yeni baro başkanı ile yönetim kurulu üyelerinin seçilmesi talep edildi.

Son olarak dün itibariyle Baro Başkanı ile yönetim kurulu üyeleri hakkında İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi’nde dava açıldı.

İstanbul Barosu’ndan açıklama: Sakat ve hukuken yok hükmündedir

Sürece ilişkin İstanbul Barosu’ndan yapılan açıklamada da Baro Başkanı ve Yönetim Kurulu üyelerinin beyanı alınmadan ve Adalet Bakanlığı’ndan soruşturma izni istenmeden resen başlatılan ve sonradan onay için 25 Aralık 2024 günü Adalet Bakanlığı nezdinde göstermelik izin işlemleri, usul ve esas yönünden Avukatlık Kanunu’na ve Anayasa’ya açıkça ve çok yönlü aykırılıklar nedeniyle sakat ve hukuken yok hükmündedir. İstanbul Barosu Yönetim Kurulu üyelerini şüpheli ilan eden Başsavcılık, masumiyet karinesini daha inceleme aşamasında ihlal ederek, İstanbul Barosu yönetimi kamuoyunda hedef haline getirilmiştir” ifadelerine yer verilmişti.

Başsavcılık Baro’nun bu açıklamasına kırk dereden su getirerek yanıt verdi ve davaya dönüşen soruşturmayı kılıfına uydurmaya çalıştı. Hoş, kılıfına uydurmaları da gerekmiyor ama yine de bu zahmete katlandı!

Baro Başkanı ve yönetim kurulu hakkında davaya dönüşüp görevden alınarak yerlerine kayyım atanması talep edilmesine karşı birçok il barosu ardı ardına açıklamalar gerçekleştirerek yapılanın kanun dışılığını teşhir edip bu yaklaşıma teslim olunmayacağını belirtmeye devam ediyor.

ÇHD: İrade gaspı saldırılarına karşı İstanbul Barosu’nun ve avukatlarının yanındayız!

Açıklama yapan kurumlardan biri de Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD). Açıklamada Baro’ya dönük önceki dönemlerde yaşanan saldırılara işaret edilip tüm bu tarih boyunca baroların teslim alınamadığı vurgulandı. Son soruşturmadan da sonuç alınamayacağı belirtilen açıklamada şunlar söylendi:

Bugün İstanbul Barosuna karşı yönelen, İstanbul Barosu başkanı Av. İbrahim Kaboğlu ve yönetim kurulu üyelerine açılan soruşturmaların, görevden alınmaları için hazırlanan davanamelerin de faşizmin mesleğimize yönelik süregelen politikasından bağımsız düşünülmesi mümkün değildir. Kamu hizmeti gören bir meslek örgütü olarak baroların gerek ülkemizde gerekse de bölgemizde yaşanan hak ihlallerine karşı sessiz kalması, dilsiz şeytanı olması kabul edilemez. İstanbul Barosunun, baro avukatlarının iradesiyle seçilmiş yönetimi varlık nedenini yerine getirerek hak mücadelesinde kurumsal sorumluluklarını üstlenmektedir. Hiçbir suç içermeyen ve davanamede yer alan ciddiyetten yoksun “illegal faaliyet” gibi iddialarla kriminalize edilmeye çalışan pratik İstanbul Barosunun hak mücadelesine borcudur.

Baroları bölerek, soruşturmalar açarak, hukuk derneklerini kapatarak, tutuklayarak ve hatta katlederek avukatları teslim alamayan iktidarın amacı açıktır. İstanbul Barosu seçimlerinde, baro avukatlarının gösterdiği hak ve özgürlüklerden yana, mücadeleci bir baro yönetimi eğiliminin siyasal iktidarı ne kadar rahatsız ettiği de açıktır. Burjuva demokrasisinin ve sözde iktidar temsilcilerinin kutsal bellediği seçim sandıklarından çıkan sonuçlar bugün, kayyım politikasıyla belediyelerde yok sayılmaktadır. İstanbul Barosuna yapılmak istenen de budur, kayyım cüretini gösteremeyen siyasal iktidar sözde hukuki süreçler, soruşturma ve davanamelerle seçilmiş baro yönetimini görevden uzaklaştırmaya çalışmaktadır.

Hiç kuşkumuz yok ki, avukatlık mücadele tarihimiz faşizmin bu saldırısını da bertaraf edecek niteliktedir. Dayanışmamız ve İstanbul Barosu avukatlarının direngenliğiyle, avukatlar iradelerine sahip çıkacak ve bütün bu hukuksuz saldırılar boşa çıkarılacaktır.

İstanbul Barosu yalnız değildir! Hukuksuz soruşturma ve davalara derhal son verilmelidir!