Toplumsal çürüme ardı ardına yaşanan kan dondurucu cinayetlerle su yüzüne çıkıyor. Bu cinayetleri özgün kılansa bölgedeki savaşın yarattığı özgün toplumsal sonuçlar. İnsanlar boğazları kesilerek ya da başları taşla ezilerek öldürülebiliyor, cinayetler sıradan bir işmiş soğukkanlılığıyla işlenebiliyor.
Önceki gün İstanbul’un Bağcılar ilçesinde eve elektrikçi olarak girdiğini iddia eden bir kişi 12 yaşındaki kız çocuğunu başının taşla ezerek öldürdü, beş yaşındaki kardeşini ise yaraladı. Çocuklar Suriyeli mültecilerdi. Cinayeti işleyen de Suriyeliydi. Yakalandığında gerekçesi “elektriklerini tamir ettim, para istedim vermediler, bıçak çekince öldürdüm” oldu.
Bugün de Adana’nın Yüreğir İlçesi’ndeki bir evde Yusuf Tehci (64) ile eşi Hüsne (61) ve kız kardeşi Semiha Tehci’nin (53) boğazları kesilerek öldürülmüş cesetleri bulundu. Ailenin kahvaltıdan hemen sonra öldürüldüğü belirtiliyor.
Boğaz keserek topluca öldürmek tam bir savaş sendromlusunun işi olabilir ya da bir bağımlının… IŞİD yöntemlerinin bu denli sıradanlaşması nasıl bir toplumsal iklimde yaşadığımızın da özeti gibi.
Sadece bu iki cinayet bile nasıl bir toplumsal dönüşüm ve kriz hali içinde yaşadığımızın özeti gibi. Bu korkunç havayı dağıtacak tek şeyse sınıf mücadelesinin soluğudur.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!