Alevden Kaçmak Kolay, Dumandan Değil!..



Hava kararırken çığlık çığlığa uçan bir kuş sürüsü geçti önümüzden. Yardım mı istiyorlar yoksa onlar da diğer canlılara kaçın mı diyorlardı? O zaman korkunç gerçeklik kendisini gösterdi: Alevden kaçmak kolay ama dumandan değil


Geçen yıl İzmir’deki Yamanlar yangınına ekip olarak çok geç ve de çok eksik müdahil olduk. Özeleştirisini içtenlikle yapmış olsak da ciddi bir eksiklikti bizler için.

Son 3-4 gündür çok sert ve kuru esen rüzgarın içimize düşürdüğü korku birdenbire Seferihisar tarafında gerçekliğe büründü. Foça tarafında da başlayan ve kontrol altına alınmakta güçlük çekilen yangın haberleri vardı. Ama Seferihisar ve civarı hem insan hem de orman, ağaç, hayvan bakımından yoğundu.

Öğlen saatlerinde ekip olarak “sarı” (harekete hazır ol) alarmını verdik. Çok kalabalık bir ekibimiz olmasa da güvenlik nedeniyle en az iki kişi gitmeliydi. Kendi aramızda haberleşmeyi sağlarken gelen haberler üzerine “kırmızı” (harekete geç) alarmını verdik. Bir kişi yangın bölgesi olan Seferihisar’dan, iki kişi de İzmir’den hızlıca buluşup yola revan oldu. Yangın bölgesine giden yollar kapalı olmasına rağmen “arama kurtarmayız” dememizle bizlere de yol açıldı. O zaman da anladık ki insana ihtiyaç var. Yangın bölgesine yaklaşırken daha da büyüyen kara dumanlar içinde yolun sağında solunda ama az ama çok alevler çıktı karşımıza. Alev bazı yerlerden geçmiş bazı yerlerden ise yeni geçiyor.

Hem küçük ekip hem de büyük ekip ne yapabiliriz diye konuştuğumuzda en azından lojistik destek olarak civarda konuşlanmaya karar verdik. Bu sırada hava hızla karardığında alevin kızıl rengi felaketin boyutunu kilometrelerce öteden gösterir hale geldi. Bir taraftan dibimizde alevler büyürken diğer taraftan birkaç kilometre ötede devam ediyordu devasa yangın…

Hava kararırken çığlık çığlığa uçan bir kuş sürüsü geçti önümüzden. Yardım mı istiyorlar yoksa onlar da diğer canlılara kaçın mı diyorlardı? O zaman korkunç gerçeklik kendisini gösterdi: Alevden kaçmak kolay ama dumandan değil.

Eğitimimiz daha çok deprem sonrası arama kurtarma olmasına rağmen ülkede hemen her yaz felaket noktasına gelen orman yangınlarına bir damla su olmak için destek kararı almıştık çoktan. Ama eğitimsizliğin getirdiği tedirginlik, ekip güvenliğinin önceliği bir süre bizim de oyalanmamıza neden oldu.

Bir süre sonra yereldeki ilişkilerle yeniden bağlantıya geçerek bulunduğumuz yerden daha da ileri bir noktaya gitmek için dumanların ve alevlerin arasından ilerledik. Bir ara yol kenarında birkaç ağacın üzerinde köz olduğunu fark edince, bir damla su olabilme amacıyla durup közlerin üzerine elimizdeki suları boca ettik. Bir kısmını söndürdük bir kısmına ulaşamadık. Nihayetinde AFAD’ın Mobil Koordinasyon Merkezi’ne ulaştık.

Pek çok AFAD, itfaiye, arama kurtarma ekibinin yanındaydık artık. Kendimizi tanıtıp ne yapabileceğimizi sorduk. Üç kişi olarak geldiğimizi söylediğimiz kaymakam bile “iyi ki geldiniz” deyince felaketin boyutunu anlamaya başladık. Vekiller, belediye başkanları canhıraş dolanıyorlar. Denizli Acıpayam İtfaiyesi sirenlerini çala çala önümüzden hızla geçip giderken biz beklemeye başladık.

Diğer arama kurtarma ekipleriyle temas kurduğumuzda tabloyu daha net gördük. Yangın rüzgarın etkisiyle tam bir felakete dönmüş. Yanan siteler dışında binlerce kişi tahliye edilmiş. Yangın bölgesine itfaiye ve eğitimli ekipler dışında kimse alınmıyor. Bize düşen herhangi bir işi yapacak olsak da esas olarak tahliye ihtiyacı olursa yardım istenecek denildiği için, bekler pozisyonda kaldık.

Bekleme sırasında ekiplerin bulunduğumuz noktaya kısa süre önce çekildiklerini öğrendik. Alevler her yeri sarınca güvenlik nedeniyle çekilmişler. Şiddetli rüzgar üzerimize duman, kurum atarken başka bir ildeki itfaiyeci dosttan Ankara, Kayseri itfaiyeleri yola çıktığını öğreniyoruz.. Durum hiç iç açıcı değil.

İhtiyaç için tetikte beklerken sohbet doğal olarak yangın nasıl çıktıya geliyor. Ama ilginçtir insanların aklında sabotaj şüphesi olsa bile herkesin esas öfkesi eksik olan yangın uçaklarına, helikopterlere. Çünkü kelimenin tam anlamıyla taşıma suyla değirmen döndürme zorunluluğu ile yangın söndürülmeye çalışılıyor. Öyle ki normal işlevi eylemlerde kitlelerin üzerine biberli su sıkmak olan TOMA’lar bile söndürme çalışmalarına dahil edilmiş. Biri gidiyor biri geliyor…

Gece yarısına yaklaşırken yangına müdahalelerin yerden devam ettiği ancak şiddetli esen rüzgara karşı artık işin doğaya bırakıldığı, sabaha kadar bir şey yapılamayacağı, tahliyelerin tamamlandığı bilgisi ulaştı. Tahliyelerin bitmesi demek bize ihtiyaç kalmadığı anlamına geliyordu. Ertesi gün ihtiyaç halinde yeniden bölgeye dönme planı yaparak ayrıldık.

Dişe dokunur bir şey yapamasak da belki yarın bizlere ihtiyaç olur diye is kokan kıyafetler yıkanmak için ayrılmadı. Umarız ihtiyaç kalmaz.

Alınteri / İzmir